Prof. Dr. Kutlay Yağmur yazdı: Muhbirler biliniyor!

HUKUKUN üstünlüğü olmayan ülkelerde hiç kimse güvende değildir. Hiçbir delil ve belge olmadan sırf bir muhbirin ihbarıyla insanların hayatlarına müdahale etmek yasal değildir. FETÖ’cülerin en iyi bildiği iş masum insanlara komplo kurmaktı. Denetimlerindeki polis, savcı ve hakimlerle insanların hayatlarını kararttılar. Eskiden olduğu gibi şimdi de ne oldukları belirsiz bir muhbirler ordusu iş başında. Hem Türkiye’de hem de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız hakkında ihbar mektupları yazılıyor. Bu ihbarlar çoğu zaman suyu bulandırmak için yapılıyor. İsimsiz ihbar mektuplarını işleme koymak hukuku katletmek anlamına gelir. Yasaların ve hukukun üstünlüğü ilkesi bu muhbirlerin bulandırdığı suda boğulmak üzeredir.

Hukuk herkese lazımdır. Adalet duygusu her şeyin üstündedir. Yargı sistemini eline geçirip her türlü zorbalığı hukuk eliyle yapabileceğini düşünenlerin bile eninde sonunda hesap vereceği yer yine mahkemelerdir. 2010 yılında kim derdi ki FETÖ paralel devlet yapılanmasına çalışan hâkim ve savcılar bugün hapishaneleri mesken tutacak! Daha dün FETÖ’cüler mutlak hâkimiyeti ellerine geçirdiklerini sanarak insanların hayatlarıyla oynadılar ve bugün de bir kısmı bunun hesabını vermektedir. Pandora’nın kutusu bir kez açılmasın, ortaya ne çıkacağı belli olmaz. Hukuk bir kez yerle bir edildi mi, kimlerin zalimlerin tezgâhına düşeceği belli olmaz. Hukukun üstünlüğü uygar bir toplumda tüm vatandaşların tek güvencesidir. Özellikle devletin işleyişinden sorumlu kişi ve mercilerin hukukun üstünlüğüne inanmaları kaçınılmazdır. FETÖ’cülerin başına gelen herkese ibret olmalıdır. Daha dün Genelkurmay Başkanı’nı bile “terörist” olarak yargılama gücüne sahip olduklarını düşünenleri bugün zindanlarda ömür boyu hapis cezası beklemektedirler. Yarın koşulların ne olacağını kim söyleyebilir? 2012 yılında FETÖ’cülere, “aklınızı başınıza alın, gelecekte siz de bu cezaevlerine doldurulursunuz”denseydi yüzünüze gülerlerdi. Güçlerinden emin ve vakur bir şekilde yedi sülalenizi tehdit ederlerdi. Bugün ise hangi kılığa gireceklerini şaşırmış durumdalar. Kıssadan hisse, hiç kimse “ne oldum dememeli, ne olacağım demeli”! Yakın tarihin dersi budur.

Günümüzdeki en tehlikeli durum ise isimsiz ihbarlarla insanların hayatlarıyla oynanıyor olmasıdır. Bu ihbar mektuplarıyla devlet kurumları kasıtlı bir şekilde boş işlerle uğraştırılmaktadır. Tarihin hiçbir döneminde bu kadar asılsız ihbar mektubu yazılmamıştır. Devlet gerçek adres ve kimlik bilgisi olmayan bu ihbarları yok saymalıdır. Sinsi hainler suyu bulandırarak mağdur sayısını artırmaya çalışmaktadır.

Muhbir profilleri belli aslında. Birinci gruptaki muhbirler yaşadığı olaylardan pişmanlık duyup, bilinçli bir şekilde tanık olduğu hukuksuzlukları devlet kurumlarına ihbar edenler. İkinci grup muhbirler, kişisel kin ve nefret beslediği birisinin hayatını zorlaştırmak ve devletle başını belaya sokmak için asılsız iftiralarla ihbarda bulunanlar. Üçüncü grup muhbirler ise sırf suyu bulandırmak ve mağdur sayısını artırarak aradan sıyrılmak için namuslu insanları ihbar eden FETÖ’cü muhbirlerdir. Devlet adamlarının ve devlet kurumlarının bilmesi gereken en önemli kural “muhbirin ipiyle kuyuya inilmeyeceğidir!” Muhbirlerin çoğu zamanı gelince bağımsız mahkemelerde hesap verecektir. İftira suçtur. İftirayı atan da o iftirayı gerçekmiş gibi insanları mağdur eden de suç işlemektedir. Olağan üstü hal koşullarının arkasına saklanılarak masum insanların hakkı yenilemez. Vatandaşın tek güvencesi bağımsız yargı ve adaletten sapmayan devlet kurumlarıdır. Asılsız ihbarları yapanlar er veya geç yakayı ele verecek ve hak ettikleri muameleyle mutlaka buluşacaklardır.

Prof. Dr. Kutlay Yağmur
Dil, Kimlik ve Eğitim Profesörü, Tilburg Üniversitesi Öğretim Üyesi
Elektronik posta adresi: 
k.yagmur@uvt.nl

 

       

           

 

 

 

 

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Avrupa'nın haber sitesi...