Selamün Yavuz yazdı: ‘Macron Balonu’ patladı!

FRANSA seçmeni bu yılın Nisan ve Haziran ayları arasında dört kez sandık başına gitti. İki turda yapılan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin tek ve tartışmasız galibi sosyalist Cumhurbaşkanı Hollande döneminde Manuel Valls hükümetinin Ekonomi Bakanı Emmanuel Macron idi.

Bundan bir yıl önce Ekonomi Bakanlığı’ndan istifa edip Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi’ni kurarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giren Macron’un yıldızı bu süreçte giderek parladı ve 7 Mayıs’ta yapılan ikici tur seçimlerinde cumhurbaşkanı seçildi.

11 ve 18 Haziran tarihlerinde iki turda yapılan parlamento seçimlerine Demokrasi Hareketi (MoDem) ile ittifak kurarak giren Cumhurbaşkanı Macron, 577 sandalyeli Ulusal Meclis’te 350 milletvekilliği kazandı ve hükümet kurma yetkisini aldı.

Emmanuel Macron’un bir yıla sığan bu başarı hikayesi, göreve başladıktan dört ay sonra tam tersine dönmeye başladı; yapılan anketlerde memnuniyetsizlik oranı önceki cumhurbaşkanları Sarkozy ve Hollande’ı bile solladı.

Ekonomi Bakanı Macron

2009’da Sosyalist Parti’den istifa eden Emmanuel Macron, 2014’te bakan olmadan önce Champs-Élysées Sarayı’nda Hollande’ın üst düzeyde danışmanlarından birisiydi.

Hollande’ın cumhurbaşkanlığı döneminde Manuel Valls hükümetinde iki yıl Ekonomi Bakanlığı görevini yürüten Macron, bu yüzyılda Fransa’da en etkili grev ve sosyal kargaşaya kabinenin bir üyesi olarak hem tanıklık etti, hem de müsebbiplerinden birisiydi. Rotschild’lerde çalışan eski bir bankacı olan Macron, Valls hükümetinin iş pazarını esnekleştirme teklifinin mimarlarından birisiydi. Hatta Hollande’ın ekonomik reform paketini yeterli bulmuyordu.

Aslında Macron ‘Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabilen’ yeni ve genç bir politikacı. (Aşırı) sağcılara göre solcu, solculara göre liberal, daha tarafsız gözlemcilere göre sosyal liberal çizgide olan birisi. Kendisi ‘Solcuyum, ama özgürlüğe inan bir solcuyum’ diyor.

Cumhurbaşkanı adayı Macron

Hayatında hiç seçime katılmamış Macron ne partili, ne de partisiz döneminde hiç bir zaman seçim kampanyası yürütmek zorunda kalmadı, ama bu yılın ikinci çeyreğinde dört seçime birden katıldı ve her dördünden de galip çıkmasını bildi.

Nisan ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turunda oluşan siyasi iklim oldukça ilginçti.  Yüzde 24 oyla ırkçı Ulusal Cephe lideri Marine le Pen’in önünde bitiren Macron’un yıldızı esas bundan sonra parlamaya başladı; Macron ve Le Pen’in ikinci tura kalmasıyla ülkede ilk kez merkez sağ ve merkez soldaki iki ana akım parti Cumhuriyetçiler ve Sosyalistler yarış dışı kaldı.

Mayıs başında yapılan ikinci turda sağcısı solcusu, Cumhuriyetçisi, Sosyalisti Le Pen’e karşı Macron’a destek verdiler. Başbakan Cazeneuve, Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault, Sosyalist Parti’nin adayı Benoit Hamon, Cumhuriyetçiler Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı François Fillon, Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, eski Başbakan Manuel Valls, Macron’a oy verme konusunda çağrı yapan siyasetçiler arasında yer aldılar. Ayrıca eski başbakanlardan Alain Juppe de, Emmanuel Macron’u desteklediğini bildirdi.

İkinci turda oyların yüzde 68’ini alan Macron ezici çoğunlukla Cumhurbaşkanı seçildi.

Haziran başında iki turda yapılan Ulusal Meclis (National Essemble) seçimlerinde Demokrasi Hareketi MoDem ile liste birliği yaparak giren Macron yüzde 45 ve yüzde 46 oy alarak bu seçimleri de kazandı.

Cumhurbaşkanı Macron

Tek başına hükümeti kurma yetkisini de ele geçiren ‘Macron Balonu’ artık iyice şişirilmeye başlanmıştı. Öyle ki, Haziran sonunda Fransa‘da yapılan bir ankette katılımcıların yüzde 64’ü Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan memnun olduğunu belirtiyordu.

Ama ‘cicim ayları’  pek uzun sürmedi; Macron, hükümeti kurduktan iki hafta sonra ittifak içinde olduğu Demokrasi Hareketi’nden, başkan Bayrou da dahil , dört bakanı görevden almak zorunda kaldı.

Ardından Wikileaks, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un seçim kampanyasına ait yaklaşık 20 bin elektronik postasını yayımladı; bu da Fransız halkında güvenli haberleşme konusunda soru işaretlerinin oluşmasına yol açtı.

Daha sonra Macron, Libya’da (ve daha sonra Nijer ve Çad’da) mülteciler ve göçmenlerin tehlikeli bir şekilde Akdeniz’i geçmeye kalkışması yerine, iltica taleplerinin bir ön işleme alınabileceği ‘sıcak noktalar’ın oluşturulması teklifini yaptı ve ardından destek olsun olmasın bu planı uygulayacağına dair inatçı açıklamalar eklemesi, bu teklifin AB içinde bile büyük bir tartışmaya dönüşmesine sebep oldu.

Ama kamuoyunda Macron’a karşı tavrın kitlesel protestolara dönüşmesindeki en büyük sebep Macron’un ‘işsizliğin sürekli artışını engelleyecek derin ve tümden bir değişiklik getiren reform’ olarak tanımladığı yeni esnek Çalışma Yasa tasarısı oldu. 50’den az çalışanı olan iş yerlerinde işverenin sendika temsilcisi olmaksızın doğrudan çalışanla masaya oturabilmesi, işten çıkarılma durumunda itiraz süresinin bir yıl olarak sınırlanması, işten çıkarılma durumunda ödenecek tazminat miktarlarının belirlenmesiyle ilgili değişikliklerin yer aldığı çalışma hayatını esnekleştiren yasa tasarısı (‘flexi-sécurité’) Genel Emek Konfederasyonunun (CGT) çağrısı üzerine başkent Paris’te 400 bin kişinin katıldığı bir yürüyüşle protestocu edildi.

Cumhurbaşkanlığı görevine geldiği günden beri ilk kez toplumsal bir eylemle karşılaşan Macron’un, reformlara karşı çıkanları ‘tembel‘ ifadeleriyle nitelendirerek, ‘Fransa reformist bir ülke değildir. Reform yapmaz çünkü biz isyan ederiz, direniriz, kaçınırız. Böyleyiz biz’ ifadelerini kullanması da büyük tepkilere neden oldu.

Hükümetin yasa değişikliğini normal kanunlaştırma yolu yerine hükümet kararnamesi yöntemiyle değiştirmeyi planlaması da kamuoyunda oldukça eleştirildi.

Eylül ayına geldiğimizde Fransızların yüzde 58’i Çalışma Yasası’nın kamuoyuna duyurulduğu şekliyle değiştirilmesini istemezken, halkın yüzde 71’i yapılacak değişikliklerin sendikaların gücünü azaltacağı görüşünde; yarıdan fazlası da işçilerin çalışma koşullarının kötüleşeceğini düşünüyor.

Ama Fransızları tedirgin eden Macron’un Çalışma Yasası’nı değiştirmeyle kalmayıp Emekli Yasası’nda ve Küçük Esnaflar için İşsizlik Yasası’nda da değişikliğe gitmesi.

Bu da yetmezmiş gibi devlet yardımlarının kesilmesi nedeniyle 23 bin öğretmen kadrosunun boş kaldığı ve Rhone, Ardeche ve Normandiya bölgeleri başta olmak üzere ülke genelinde çok sayıda okulun öğretmen açığı nedeniyle eğitime başlayamadığı skandalı ortaya çıktı.

***

Bir yıl içinde yıldızı olağanüstü parlayan Macron’un popülaritesi Cumhurbaşkanı olduktan sonra yaşanan olumsuzluklardan dolayı daha hızlı biçimde düşmeye başladı.

Nitekim geçen ay sonunda yapılan bir araştırmaya göre Macron hakkındaki memnuniyet oranının 24 puan gerileyerek yüzde 40’a düştüğü açıklandı. Aynı dönemde Başbakan Edouard Philippe’in beğenilirlik oranı da 9 puan birden gerileyerek yüzde 56’dan yüzde 47’ye düştü.

***

Vaziyet gösteriyor ki, Rotschild Ailesinin Fransa siyasetinde şişirdiği neo-liberal ‘Macron Balonu’ erken patladı.

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: 
www.facebook.com/selamunyavuz

 

     
        

 

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Avrupa'nın haber sitesi...