“Kurulu\u015flar kendi ya\u011flar\u0131yla kavrulmak zorunda kalacak”

Kuruluslar kendi yaglariyla kavrulmak zorunda kalacakHollanda yıllardan beri koalisyon hükümetleri tarafından yönetilen bir ülke. Buna bağlı olarak sosyal demokrat PvdA’nın sosyal politikalara etkisini fark ediyor ve liberal VVD’nin iktidarda olduğu dönemlerde de ülkede liberal akımların etkili olduğunu görüyoruz. Evrensel bir kavram olan liberalizmin amaçları pazar ekonomisinin önünü açmak, yatırımcıya kolaylıklar sağlamak, aynı zamanda özelleştirme ve özerkleştirme yoluyla kamu sektörünün daralmasını sağlamaktır. Bu da zaman zaman gerek ülke çapında, gerekse eyalet ve belediyeler bazında, vatandaşlara verilen hizmetlerle ilgili kamunun görev ve yetkilerinin ne olduğu tartışmasına yol açar. Geçtiğimiz yıllarda bu liberal politikalar sonucunda, daha önce kamu hizmeti olarak addedilen toplu taşıma, enerji dağıtımı, posta hizmetleri, sosyal konut gibi hizmetler özelleştirme ya da özerkleştirme yoluyla serbest piyasaya açılmıştır.

Hollanda’da yaşayan herkes gibi yurttaşlarımız da bu değişikliklerden olumlu ya da olumsuz etkilendi. Hem devletin yapmak zorunda olduğu tasarruflar, hem de liberal akımın etkisi, son yıllarda Hollanda hükümetlerinin çoğu şeyden desteğini çekmesine yol açtı. İşte bu noktada Hollanda’da yaşayan Türk toplumunu ve Türk STK’larını yakından ilgilendiren bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü liberal sosyal politikalar sonucunda hükümet ve belediyelerin uyum politikaları da önemli ölçüde değişiyor, bu konudaki sorumluluk topluma ve bireylere devrediliyor. Uyum politikaları kapsamında Türk STK’larına verilen mali yardımlarda 2015 yılından itibaren önemli ölçüde tasarrufa gidilecek ya da bu mali yardımlar tamamen kalkacak.

Türk toplumu Hollanda’da iyi örgütlenmiş olarak bilinir. Diğer göçmen gruplarıyla karşılaştırıldığında bu gerçekten de böyledir. Hollanda’da 450 bin nüfuslu Türk toplumu, yaklaşık 1600 dernek, vakıf ve federasyonla toplumun her kesiminde bir şekilde örgütlenmiş durumda. Kırk yılı aşkın bir süredir devam eden bu örgütlenme süreci yıllar içinde çeşitli evrimlerden geçmiştir. Bazı örgütler kalıcılığını korumuş, hemşehri dernekleri gibi örgütler ise bir süre aktif olduktan sonra cazibesini yitirmiştir. En son trend akademisyenler, hukukçular, işadamları gibi çeşitli meslek dallarında örgütlenmeye gidilmesidir. Türk STK’lardan birçoğu maddi yardım alırken, bazıları da hiçbir maddi yardım almaksızın yoluna devam ediyor.

Göçmenlerin uyum sağlaması için geliştirilecek politikalar, liberal akımın etkisiyle devlet, eyalet ve yerel yönetimlerin görev alanından çıkarılıyor. Şu anda Hollanda siyasetinde hakim olan görüş, burada göçmen olarak yaşayan herkesin birey ya da toplum olarak kendi uyumlarından kendilerinin sorumlu oldukları yönünde. Dolayısıyla devletin, eyaletlerin ve belediyelerin göçmenlerin uyumu için harcadıkları paralar ya azaltılıyor ya da tamamen kesiliyor.

Durum böyle olunca STK’ların 2015’den itibaren bir transformasyona gireceği, bunun sonucunda da çok değişik bir örgütlenme biçimine gidileceği kaçınılmaz gibi gözüküyor. Çünkü 2015’den sonra her örgüt kendi yağıyla kavrulmak zorunda kalacak. Bu bağlamda, halkın nabzını iyi tutan, sorunlarına ve gereksinimlerine çareler arayan ve Hollandalı kuruluşlarla daha yakın işbirliğine giden STK’lar doğrudan parasal destek almaksızın hayatta kalabilecekler.

Hollanda öteden beri bu ülkede yaşayan birey ve grupların dış ülkelerin etkisi ya da baskısı altında kalmasını istemez. Bahsettiğim transformasyon sırasında Türk STK’larını bekleyen tehlike, Türkiye eksenli bir örgütlenme biçimine gidilmesi olacaktır. Böyle bir durumda ne Hollanda hükümeti, ne de birlikte çalışmak zorunda oldukları Hollandalı kuruluşlar Türk STK’larını muhatap alacaklardır. Bu da Türk STK’ların hareket alanını uzun vadede daraltacaktır.

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans