Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): Hollanda’ya Rumen ve Bulgar akını olacağı endişesi yersiz

Selamün Yavuz Hollanda'ya Rumen ve Bulgar akını olacağı endişesi yersizYeni yılla birlikte Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden Romanya ve Bulgaristan vatandaşlarının Hollanda dahil dokuz AB ülkesinde daha serbest dolaşım ve çalışma hakları yürürlüğe girdi. 2007’de AB’ye giren bu iki ülke vatandaşlarına serbest dolaşım ve çalışma haklarını o tarihte diğer 16 AB ülkesi kabul etmişti.

Avrupa Birliği içinde göç
Hollanda’nın 7 yıl öncesindeki itirazı da, şimdiki korkusu da, AB’nin en az gelişmiş bu iki ülkesinden Hollanda ve diğer AB ülkelerine büyük oranda insan akını olacağı beklentisiydi. Bütün uğraşılara rağmen, ülkelerarası ekonomik gelişme ve gelir dağılımını dengeleyemeyen AB’de, daha az gelişmiş, fakir doğu ülkelerinden Avrupa’nın kuzeyindeki ve batısındaki gelişmiş, zengin ülkelere yoğun bir göçün yaşanacağı, dünya göç tarihine bakıldığında gerçekleşmesi muhtemel bir beklenti olarak kabul edilebilir. Çünkü, dünyada bütün göçler doğudan batıya ve fakir bölgelerden zengin bölgelere olur. Bu göç beklentisine tarihi bir perspektiften bakınca, sınırlar açılsa da, açılmasa da Avrupa Birliği içerisinde fakir bölgelerden zengin bölgelere doğru bir göçün engellenemeyeceği sonucunu çıkarabiliriz. Sınırlar kapalı olsa bile insanlar bir şekilde yaşam standartlarını yükseltmek için göç etmeye devam edecekler. Aynen birinci kuşaktan birçok yurttaşımızın gerek illegal olarak, gerekse aile birleşimi ve evlilik yoluyla Hollanda’ya geldiği gibi.

Yerel ve ülke çapındaki popülist partilerin de Rumen ve Bulgarlara sınırların açılmasının büyük sorunlara yol açacağını söyleyip konuyu sürekli gündemde tutmaları sonucu doğal olarak halk arasında da endişeli bir bekleyiş başladı. Rumen ve Bulgarların gelmesine karşı tavır takınanlar, özellikle asayiş, barındırma ve iş pazarında üstesinden gelinemeyecek sorunlarla karşılaşılabileceğine işaret ediyorlar. Özellikle işsizliğin had safhada olduğu Avrupa Birliği ülkelerinde iş pazarındaki dengelerin bozulacağından söz ediliyor. Diğer yandan da zor ve kötü şartlar altında çalışmaya itiraz şansı olmayan Rumen ve Bulgarların sömürü ve istismara maruz kalabileceği uyarısı yapılıyor.

Önlemler
Bu arada, gerek bu yılın başında sınırlarını Rumen ve Bulgarlara açan Hollanda ve diğer AB ülkeleri, gerekse AB, karşılaşılabilecek olası sorunlara önlem almak amacıyla mevzuatlarda değişikler yaptılar. Bu önlemler göz önüne alındığında ve önceki yıllarda özellikle Polonyalı göçmenlerle ilgili tecrübelere bakıldığında, sorunun kesinlikle abartıldığı boyutta olmadığını görüyoruz.

Doğu Avrupa ülkelerinin AB’ye girmesi ve vatandaşlarına sınırların açılmasıyla başta Polonyalılar olmak üzere Doğu Avrupa’dan gelen göçmenlerin olduğu Avrupa’nın bir gerçeği. Yapılan araştırmalarda, Polonya’dan gelen göçmenlerin hâlâ büyük bir çoğunluğunun Hollanda’da en fazla 2,5 yıl kaldıktan sonra ülkesine geri döndüklerini gösteriyor. Buraya yerleşenlerin oranı giderek artmasına rağmen, henüz özel bir önlem gerektirecek boyutta değil.

Polonyalı göçmenlerden edinilen tecrübe, Doğu Avrupa’dan gelen göçmenlerin geçici olarak burada kaldıkları yönünde. Dolayısıyla alınan önlemlerin de özellikle geçici barındırmaya yönelik olması gerekiyor. Bilindiği gibi Polonyalı göçmenlerin olduğu belediyelerde asayişi korumak amacıyla daha önce önlemler alındı; hem bir evde ikamet edenlerin sayısına, hem de bir sokakta oda kiralayan evlerin sayısına kısıtlamalar getirildi.

Geçici barındırma sorununa engel olmak için bu ve bundan önceki hükümetler daha önce bir dizi önlem aldılar; İmar Yasası değiştirilerek imar planı uygulamasına esneklikler getirildi. Örneğin boş olan ofis ve işyerlerinin hızlı bir şekilde geçici barınım için ev ya da oda haline getirilmelerinin önü açıldı.

AB: “Endişeye gerek yok”
Rumen ve Bulgarlara sınırın açılması konusunun özellikle Hollanda’da çok hassas olduğunu bilen Avrupa Birliği Sosyal İşler Komiseri László Andor yeni yılın ilk gününde yaptığı yazılı açıklamada, Hollanda’nın Rumen ve Bulgar akınına uğrayacağından korkmamasını belirtti ve “Daha önce 3 milyon Rumen ve Bulgar diğer AB ülkelerine göç etti. Bunun daha da artacağı öngörülmüyor’ şeklinde konuşarak daha gerçekçi bir tablo çizdi. Avrupa’nın bazı bölgelerinde iş pazarındaki dengelerin bozulabileceğine dikkati çeken Andor, yılda 10 milyar euro bütçesi olan Avrupa Sosyal Fonu’ndan para alan ülkelerin, bu paraların yüze 10’unu fakirliği ve yalnızlığı önleyici tedbirlerde kullanmaları zorunluluğu bulunduğunu belirtti.

AB’de 2008’den beri sürekli artan ve 2013 sonu itibarı ile yüzde 11’e ulaşan işsizliğe rağmen, şu anda doldurulamayan 2 milyon kadar açık kadro bulunuyor. Özellikle İngiltere’nin Rumen ve Bulgar göçmenlerin ödenek almak için diğer Avrupa ülkelerine göç edecekleri suçlamasına sert tepki gösteren László Andor “Kriz zamanlarında göçmenler hep yerel halkın işlerini kapmalarıyla suçlanırlar ya da daha kötüsü sosyal hizmetleri suistimal ettikleri söylenir. Ama gerçekler başka. Göçmenler, iş pazarındaki eksiklikleri gideriyorlar ve o ülkelerde sosyal hizmetlerin ayakta kalmasına katkıda bulunuyorlar” şeklinde konuşarak endişeye gerek olmadığını vurguladı. Bizim de göçmen olarak yaşadığımız bu ülkede, ekonomik kriz zamanlarında bizimle ilgili de böyle önyargıların olduğunu hatırlamakta fayda var.

Gerek Hollanda ve Avrupa Birliği tarafından alınan önlemler, gerekse Avrupa Birliği Sosyal İşler Komiseri László Andor’un açıklamaları, Rumen ve Bulgarların akın akın Hollanda’ya göç edeceği endişesinin yersiz olduğunu ve sadece popülist unsurlar tarafından abartıldığını gösteriyor. Yılın ilk iki haftasında sadece 42 Romanya ve 50 Bulgaristan vatandaşının Hollanda’da çalışabilmek için gerekli olan Yurttaşlık Hizmet Numarası (Burger Service Nummer) için başvuru yaptığı bilgisi de endişeye gerek olmadığının somut bir kanıtı.

 

syavuz@kpnmail.nl

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.