Prof. Dr. Kutlay Yağmur (Eğitim-Bilim Gündemi): Türk Çocuklarının Hollanda Eğitim Kurumlarındaki Konumları ve Dil Gelişimleri (5)

KUTLAY YAGMUR TURK COCUKLARININ HOLLANDA EGITIM KURUMLARINDAKI KONUMLARI VE DIL GELISIMLERI 4Okulda Başarısızlığın Olası Nedenleri

Okulda başarısızlığın nedenleri karmaşık ve çok yönlüdür. Birçok farklı etken birlikte veya farklı oranlarda öğrencinin okul başarısını etkileyebilir. Öğrencinin bireysel özellikleri, anne-babanın eğitim düzeyi, okulun özellikleri, öğretmen özellikleri ve müfredatın yapısı farklı şekillerde öğrencinin başarısını etkileyebilir. Göç ortamında en önemli faktörlerden birisi öğrencinin anadilindeki ve ikinci dildeki becerileridir. Batı Avrupa’nın ve Hollanda’nın mevcut eksiltici iki dilli ortamından dolayı göçmen çocuklarının akranlarına kıyasla daha az bilişsel gelişime sahip oldukları iddia edilebilir. Bu durumun en önemli neden anadillerinde ve kavram gelişimlerinde akranlarına göre yeterli dil girdisine sahip olmamalarıdır. Ülkenin resmi dilinde yeterli girdi sağlanamadığı için ve evlerinde de farklı bir dil konuştukları için dil becerilerinde eksiklik olduğu iddiası yanlıştır. Asıl eksiklik çocukların anadil edinim süreçlerini tamamlayamadan ikinci bir dilin hegemonyası altına girmeleri ve her iki sistemin de yetersiz gelişmesidir. Bu konuda yeterli araştırma bulgusuna sahip olunmadığı için temkinli olmakta fayda var ancak mevcut gözlemler dil edinim sürecindeki kopukluklara işaret etmektedir. Mevcut olumsuz koşullarda sürekli “ötekileştirilen” ve anadili-kültürü değersizleştirilen göçmen çocuklarının özgüvenlerinin akranlarına göre düşük olması doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özgüveni düşük olan bireylerin eğitim alanında hele Hollanda gibi “girişkenliğin” çok değer gördüğü bir kültürel ortamda başarılı olmaları elbette beklenemez. Bazı araştırmacılara göre ev ve okul arasındaki ciddi kültürel farklılıklardan dolayı göçmen çocukları başarısız olmaktadır. Özellikle iki kültürdeki çocuk yetiştirme gelenekleri arasındaki farklılıklardan dolayı öğretmenlerin göçmen çocukların davranışlarını yanlış anlayabildiği ve yargılayıcı tutum sergiledikleri bilinen bir durumdur. Bu durum çocukların duyuşsal gelişimlerini olumsuz etkilemekte ve özgüvenlerini azaltabilmektedir.

Ev ortamıyla bağlantılı olarak anne-babaların çoğunluğunun Hollandaca bilmedikleri ve dolayısıyla çocuklarının eğitim süreçlerine ilişkin katkı sağlayamadıkları bunun da başarıyı etkilediği iddiası kırsal kesimden gelen birçok aile için geçerlidir. Ancak mevcut aile yapılarına bakıldığında birçok anne-babanın Hollanda doğumlu olan ve Hollandacaları Türkçelerinden daha iyi olan ikinci kuşak göçmenler olduğunu görmekteyiz. Bu durumda eğitim alanındaki sorunların anne-babanın Hollandaca seviyesine bağlanamayacağı kesindir.

Hollanda’da çok önem verilen «karne görüşmesi» akşamlarına Türk anne-babaların itibar etmemesi Hollandalı öğretmenlerin en çok şikayetçi oldukları konudur. Anne-babaların bir kısmının çocuklarına ilişkin beklentilerinin düşük olduğu ve dolayısıyla çocuklarını en kısa zamanda iş hayatına girebilecekleri okullara yönlendirdikleri iddiası da önemlidir. Geçmişte Türkçe öğretmenliği yapmış kişilerin gözlemleri de çoğunlukla bu yöndedir. Elbette ortada bilimsel çalışma sonuçları olmadığı için bu konuda da temkinli olmakta fayda vardır. Ancak genel kabul gören bir durum göçmenlerin ekonomik koşullarından dolayı evlerindeki maddi yaşam koşullarının Hollanda genel nüfusuna göre daha yetersiz olduğu ve bu durumun çocukların okul başarısını etkilediği yönündedir. Anne-babaların çoğunluğunun düşük eğitime sahip olduğu dolayısıyla çocuklarının okul başarısının olumsuz etkilendiği iddiası ise ayrıca araştırılması gereken konulardandır.

Hollanda eğitim çevreleri öğrencilere ve ailelerine yönelik birçok iddiada bulunurken okul sistemlerine, müfredat sistemine ve öğretmenlerin donanımına yönelik oldukça sessiz kalmaktadırlar. Okulların çocukların anadilini yok sayması ve havuz modeli uygulaması hiç gündeme getirilmemektedir. Okul başarısızlığının en önemli nedeni çocukların anadillerini yok sayan ve sadece ikinci dil ortamına maruz bırakmakla çocukların Hollandacayı öğreneceğini farz eden tutumdur. Özellikle okulların ve öğretmenlerin iki dilliliğe ilişkin olumsuz tutumları göçmen çocuklarının anadillerini bir sorun olarak görmelerine yol açmaktadır. Ayrıca kullanılan ders araç gereçlerinin göçmen çocuklarının dilsel ve bilişsel gelişimlerine uygun olmaması bir başka can alıcı sorundur. Daha önce vurgulandığı gibi okulların yerli ve göçmen öğrencileri ayrıştıran bir dokusunun olması ortaya siyah/beyaz okullarının çıkmasına yol açmaktadır. Bu ayrımcı modelin göçmen çocuklarının duyuşsal gelişimleri üzerindeki olumsuz etkilerinin boyutları tam olarak bilinmemektedir. Ayrıca okullarda öğrenme zorluğu çeken öğrencilerin sorunlarını saptamaya yönelik uygun araçların olmaması bir başka konudur.

İki dilli öğretmenlerin ve uzmanların olmaması sorun yaşayan göçmen öğrencilere yardım edilmesini zorlaştırmaktadır. Örtülü ayrımcılığın ve “farklı” muamele hissinin çocukların özgüvenlerini düşürmesi ve başarılarını olumsuz etkilemesi de bilinen bir durumdur. En ciddi sorunlarından birisi de ders kitaplarında örtülü veya açık olarak “ötekileştirici” ve etnik farklılık imgelerinin sürekli kullanılıyor olmasıdır. Bu konuda ünlü dilbilimci Teun Van Dijk geçmişte kapsamlı çalışmalar yapmış ancak son yirmi yıldır bu konu hiç ele alınmamıştır.

Eğitimde başarısızlık iddialarını sürekli gündemde tutan Hollanda eğitim çevrelerinin hiç ilgilenmedikleri bir konuda öğretmenlerin nitelikleri meselesidir. Öğretmen yetiştirme programlarındaki eksiklikler hiç dile getirilmemektedir. Tek dilli çocukların gereksinimlerine yönelik öğretmen yetiştirme programlarının olması sorun olarak görülmemektedir. Sınıflardaki dilsel ve kültürel farklılıklara ilişkin öğretmenlerin hazırlanmaması onların göçmen çocuklarına gereken ilgi ve yardımı vermesini engellemektedir. Ayrıca bazı öğretmenlerin göçmen çocuklarına yönelik belli algılarının olması veliler tarafından sıklıkla dile getirilen bir konudur. Öğretmenlerin bir kısmı kültürel ve dilsel kökene bağlı olarak Türk ailelerin eğitime ilgililerinin düşük olduğu önyargısına sahiptir. Ayrıca veliler tarafından sıkça dile getirilen bir konu da ilköğretim sonrası için okul tavsiyesi veren öğretmenlerin genellikle Türk ve Faslı çocukları seviyelerinin daha altındaki okullara yönlendirdiği şeklindedir.

Sonuç ve Öneriler

Hollanda’da sadece sınav sonuçlarına bağlı olarak yürütülen göçmen çocuklarının başarısızlığı tartışmaları eksik ve yanıltıcıdır. Hollanda bilim çevreleri okul başarısızlığının gerçek nedenlerine inmeden, sadece çocukların ana dillerini başarının önünde ENGEL gibi göstermeye gayret etmektedirler. Okul başarısında sadece akademik boyut değil göçmen çocuklarına yönelik toplumsal algılar ve tutumlar da etkili olmaktadır. Özgüveni düşük çocukların başarılı olması çok güçtür.

Okul başarısızlığının en önemli nedeni Hollandaca dil becerilerindeki eksiklikler olabilir ancak bunun sorumlusu anadili değildir. Tam aksine anadilde ulaşılan düzeyin ikinci dil edinimini destekler nitelikte olmamasından kaynaklanmaktadır. Yapılması gereken, göçmen Türk çocuklarının anadili becerilerine ilişkin çok kapsamlı çalışmaların yapılması ve alınan sonuçların bilimsel yayınlarla eğitimde karar alan mercilere ulaştırılmasıdır.

Alan yazına “politik aritmetik” olarak giren ve sadece öğrencilerin başarı oranlarını kıyaslamaya dayalı eğitim sosyolojisi ağırlıklı çalışmalar göçmen çocuklarının eğitim alanında karşılaştıkları sorunları betimlemekten çok uzaktır. Öğrencilerin başarısızlıklarının nedenleri kapsamlı bir şekilde araştırılmadan doğrudan doğruya öğrencilerin anadilleri sorun olarak gösterilmekte ve anadilin resmi dilin öğrenilmesi önünde bir engel olduğu savlanmaktadır. Eğer öğrencilerin başarısızlığı gerçekten anlaşılmak isteniyorsa yapılması gereken bir grup öğrenciyi en az üç yıl süreyle hem sınıf ortamında hem de aile ortamında izlemek ve öğrencinin gelişimine ilişkin tespitler yapmaktır. Okulda kullanılan öğretim araçlarının öğrenciye ne kadar uygun olduğu; ayrıca öğretmenlerin farklı dilsel kökenden gelen öğrencilerle ne denli ilgilendiği (tutumları, önyargıları, yaklaşımları) gibi konular değerlendirilmelidir. Öğrencinin akran grubunun kimlerden oluştuğu ve dilsel-kültürel gelişimini bu grubun ne oranda etkilediği, sınıf içinde kullanılan dilin öğrencinin bilişsel ve akademik gelişimine ne ölçüde uygun olduğu gibi konular gözlem temelli çalışmalarla takip edilmelidir. Sınıf içine girilmeden ve öğrencinin ev ortamıyla ilgili tespitler yapılmadan gerçekleştirilen araştırmalar her zaman eksik kalacaktır. Hollanda genelinde eğitim bilimcilerin derinlemesine gözlem ve çözümlemeler yerine yüzeysel kıyaslamalar yoluyla göçmen Türk çocuklarının okul başarılarına ilişkin tespitler sunması yanıltıcı olmaktadır.

Kaynakça

Aarts, R. (1994). Functionele geletterdheid van Turkse kinderen in Turkije en in Nederland. De Lier: Academisch Boeken Centrum.

Ammermüller, A. (2005). Poor Background or Low Returns? Why Immigrant Students in Germany Perform so Poorly in PISA, Discussion Paper No. 05-18, http://opus.zbw-kiel.de/volltexte/2005/2908/pdf/dp0518.pdf (last checked 20/11/2006)

Baker, C. (2006). Foundations of Bilingual Education and Bilingualism. Clevedon: Multilingual Matters Ltd.

Cummins, J. (1979). Linguistic interdependence and the educational development of bilingual children. Review of Educational Research, 49, 222-51.

Driessen, G., Van der Slik, F., & de Bot, K. (2002). Home language and language proficiency: A large-scale longitudinal study in Dutch primary schools. Journal of Multilingual and Multicultural Development, 23, 3, 175-194.

Driessen, G. (1997). From mother tongue to foreign language: Prospects for minority-language education in The Netherlands. In: T. Bongaerts and K. de Bot (Eds.), Perspectives on Foreign-Language Policy: Studies in Honour of Theo van Els, 181-200, Amsterdam: John Benjamins Publishing.

Gijsberts, M. and L. Herweijer.2007. Allochtone leerlingen in het onderwijs. In: J. Dagevos and M. Gijsberts (Eds.),Jaarrapport Integratiepp. 102-130. Den Haag: Sociaal en Cultureel Planbureau.

Klatter-Folmer, J. (1996). Turkse Kinderen en hun schoolsuccess. Ph.D Dissertation, Tilburg University, Tilburg: Tilburg University Press.

Stevens, P.A.J., Clycq, N., Timmerman, C., & Van Houtte, M. (2011). Researching race/ethnicity and educational inequality in the Netherlands: a critical review of the research literature between 1980 and 2008.British Educational Research Journal, 37, 1, 5-43.

 

Prof. Dr. Kutlay Yağmur, Tilburg Üniversitesi Öğretim Üyesi

Elektronik posta adresi: k.yagmur@uvt.nl

 

 

Paylaş

© 2001-2022 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Content is protected !!