“Annemizin de b\u00fcy\u00fck eme\u011fi var”

Orka grubunun iki önemli ismi Fotograf InterAjansAMSTERDAM (İnterAjans) – Edelstaal Şirketler Grubu’nda başarı merdiveninin basamaklarını hızla tırmanan iki isim röportaj köşemizin konuğu oldu. Fethiye’deki Orka Grup’un Genel Müdürü Ercan Torunoğulları ile Orka Sun Live’ın İşletme Müdürü Caner Torunoğulları, yaşamlarından kesitler anlattılar, hayallerinden söz ettiler, rol model olarak kimi seçtiklerini söylediler. İş dünyasının yükselen yıldızı olmayı hedefledikleri gözlenen iki isim İnterAjans’ın sorularını şöyle yanıtladı.

“BARIŞ MANÇO DA OLABİRDİM”
-Ercan Bey, 2003 yılından bu yana Türkiye’de yaşıyorsunuz ve Orka Grup’un Fethiye’deki Genel Müdürlüğü görevini yürütüyorsunuz. İş dünyasına girme konusunda ailenizin baskısı oldu mu?

“2003 yılından bu yana Yavuz amcamla birlikte bütün işletmelerin sorumluluğunu üstleniyoruz. Ayrıca Sarıgerme ile Ovacık Ölüdeniz arasındaki 100 kilometrelik sahil bandında Orka’nın yatırımlarını yönetiyoruz. Aileden tabii ki bir yönlendirme oldu. Ancak zorla evlilik olmadığı gibi, bu işler de zorlamayla olmuyor. Yaptığın işte sevgi ve fedakarlık önemli. Sabah personelden önce işine geleceksin, onlardan daha fazla çalışacaksın. Bu işler severek yapılacak işler. Karslı bir aileyiz. Kars’ta yıllardır fabrika olmadığından dolayı insanlar özellikle hayvan ticaretiyle uğraşmışlar. Avrupa’nın ve Türkiye’nin farklı noktalarına gittiğinizde Karslıların genellikle ticaretle ilgilendiklerini görüyorsunuz. Babam da Hollanda’ya geldiğinde ticarete girmiş. Haliyle beni de aynı yolda yürütüyor. Yaşım küçükken ‘babam bir müzisyen olsaydı ben de belki bir Barış Manço olurdum’ derdim. Futbolcu olsaydı, belki de futbol camiasında yer alırdım…Bizde ise babamın, amcaların ve çevremizdekilerin sürekli ticaretle ilgili sohbetleri olurdu. Tatile gidiyoruz ticaret, evde yemek yiyoruz ticaret, etrafımızda sürekli ticaret konuşuluyordu. Sonuçta aileden gelen gen devam ediyor. Ticaret öyle bir noktaya geldi ki sanki hobi. İnsan sevdiği bir işi yaptığı zaman sanki hobisini yapmış gibi oluyor. Bu da başarıyı getiriyor. Ben her sabah kalktığımda zevkle işime gidiyorum ve Allah’ın bana böyle bir imkan vermesine şükür ediyorum.”

“İNSANA FARKLI BİR ENERJİ VERİYOR”
-Kazanmak duygusu mu sizi mutlu ediyor?

“İşin en güzel yanı maddi kısmı değil. Bu işin en güzel yanı yeni tesisler açıp, yeni yatırımlar yapıp, insanlara iş verebilmek ve o insanlardan sevgi ve saygı görebilmektir. Bu insana farklı bir enerji veriyor. Biz de yeni kuşak olarak işimize laf olsun diye değil gerçekten dört elle sarılıyoruz. Personelimizin ve müdürlerimizin eksik kaldığı noktada devreye kendimiz giriyoruz. Sorumluluk üstlenmek ve işi severek yapmak, ailenin verdiği güven ve destek, aile içindeki diğer gençlerin kendilerini geliştirmelerinde etkin oluyor.

Ailenin yaptığı en büyük yatırım aile içindeki gençler. Sonuçta aile şirketi, kurumsal bir şirket, yani sürekli sana ‘şans verilecek’ diye bir kural da yok. Şans bir ya da iki kere verilir. Başaramazsan görevi başkası alır. O zaman geri planda kalırsın. Tüm samimiyetimle söylüyorum bu durum benim de, Caner için de geçerli. Sonuçta bu iş devam etmek zorunda. Ancak hepimiz işimize sarılıyoruz. Bazı şeyler ters gittiğinde ise büyük rahatsızlık hissediyorum. Örneğin müdürdür bugün burada çalışır, yarın başka bir yerde. Ama bu benim şirketim.”

“TOPLANTILARDA ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM”
-Babanızdan ve amcalarınızdan çok etkileniyor musunuz?

“Benim en büyük eğitimcilerim babam ve amcalarım olmuştur. Yıllardır çalışan müdürlerimizden de çok şeyler öğrendik. Örneğin 31 yıldır Simtronic tencerelerini satıyoruz. 31 yıldır Avrupa’nın her yerinde toplantılar oluyor. Hollanda’da her salı günü toplantı yapılır. Ben 10 yaşından bu yana katıldığım bu toplantılarda çok şeyler öğrendim.”

-Toplantılara katılman konusunda bir zorlama var mıydı?

“Yok. Baba oğlunu işine götürür ya, beni de babam işine götürüyordu. Hollanda’da bulunduğumda salı günleri yapılan toplantılara mutlaka katılırım. Sonuçta ticaretle uğraşmak biraz içinde de olacak. Diğer yandan aile de ister olayın içinde olmanı. Genellikle bunu isterler ama zorla da güzellik olmaz. Belki bizim aileden yarın bir gün müzisyen çıkar, bilim adamı, sporcu çıkar. Çıksın da sevdiği işi yapsın.”

“HAYALLER TÜKENİRSE İŞ GELİŞMEZ”
-Farkı hayalleriniz var mı?

“Hayaller tükenirse zaten iş gelişmez. Sürekli hayal etmek lazım. Allah’a şükür şu an yeni, yeni oteller yapıyoruz. ‘Ne bu stres, çalışmayalım, yeni alanlara girmeyelim. Rahat edip oturalım. Gezelim, yiyelim içelim’ diyebiliriz. Ama hayat bu değil ki! Hayatta önemli olan insanın hep bir hedefinin olmasıdır. Hedefler ve hayaller insanı dinamik tutar. Bunlar da şirketi ilerletir. Turgut Torunoğulları’nın Kars’tan Hollanda’ya gelirken de hayalleri vardı. Belki bu kadar değildi. Belki bundan da büyük hayalleri vardı.

Bırakın bizim de hayallerimiz olsun. Örneğin Türk turizminde iyi bir marka olmayı hedefliyoruz. Turizm markamızı yalnızca Türkiye’de değil, Hollanda’da da devam ettirmek istiyoruz. İnşaat alanında büyük hayallerimiz var. Sadece Türkiye’de değil, farklı, farklı ülkelerde inşaat yapmayı hayal ediyoruz. Bu işin pazarlamasını yapmasını da iyi beceriyoruz. Yani kısacası bizim ailemiz yurt dışına işçi olarak gitti, yetiştirdiği çocuklarını işadamı olarak Türkiye’ye geri gönderdiler.”

Ercan Torunogullari Fotograf InterAjans

“AVRUPA’YI İYİ BİLEN ŞİRKETİZ”
-Bir sohbette “Türk kökenliyiz, Avrupa’yı iyi bilen bir şirketiz” ifadesini kullanmıştınız. Bunu biraz daha açar mısınız?

“Örneğin adamın bir fabrikası vardır, yıllardır fabrikadan eve evden fabrikaya gider gelir. Yabancı dil bilmez. Aldığı parayı bankada biriktirir. Çok az yenilikler yapar fabrikasında. Farklı alanlara girmeye cesaret edemez. Dünyayı tek bir pencereden görür. Avrupa’da doğmamız ve farklı ülkelerde eğitimler almamız bizim için önemli kazanım. Ben dört dil biliyorum, Caner Amerika’da da okudu. Kız kardeşim Özlem 6 dil biliyor. Aile olarak, yeni kuşak olarak Avrupalıları çok iyi tanıyoruz, bu bir avantaj. Edelstaal Grup ve Simtronic olarak Avrupa’nın her yerinde varız. Bizim iş yaptığımız insanlar yalnızca İngilizler değil. Hollandalısı da tesislerimizde tatilini geçiriyor, Amerikalısı da bizden ev satın alıyor. İtalyan’ı, Fransız’ı, Almanı’da ev alıyor. Dolayısıyla Avrupalıları çok iyi biliyoruz ve her yerdeyiz. Farklı sektörlerde çalıştığımız için de farklı, farklı bilgiye sahibiz. Bilgi paradan daha önemli. Bilgin varsa kısa dönemde daha farklı işlere girebilirsin. Türk kökenliyiz, Avrupa’da doğduk, Avrupa’da eğitim aldık, Avrupalı ortaklarımız var, Avrupa’yı da iyi biliriz.”

“DİNAMİK İŞLEYEN BİR YAPI VAR”
-Türkiye’ye döndüğünüzde uyum sorunu yaşadınız mı?

“Yaşamaz olur musunuz? Türkiye’de ilk öğrendiğim ‘yaparız, hallederiz, bakarız, çözeriz’ kelimeleri oldu. Yani klasik kelimeler. İlk geldiğim günlerde bir randevuma 5 dakika gecikeceksem 5 sefer arıyordum. Buluştuğumuzda karşımdaki kişi ‘5 dakika gecikeceksen niye arıyorsun’ der gibi tuhaf, tuhaf bakıyordu. Türkiye’de bazı şeyler çok farklı. Hiyerarşik bir sistem var. Türkiye’de Avrupa’ya göre farklı bir yönetim tarzı var. Dinamik işleyen bir yapı da var. Örneğin Avrupalılar daima önündeki işi yapmak isterler. Mesai saati bitince de çekip giderler. Burada farklı. İş saat beşte bitmiyorsa, sekize kadar çalışılıyor. Burada insanlar işlerini daha çok sahipleniyorlar. Avrupa’da bu yok. Avrupa’da ise daha organize bir durum var. Planlı, programlı. Burada da insanlar daha bilinçleniyor, eğitim düzeyleri artıyor.”

Ercan ve Caner Torunogullari Fotograf InterAjans-Babanızın yatırımı olmasaydı buraya dönmeyi düşünebilir miydiniz?

“Türkiye’de asgari ücretle geçinmek öyle kolay değil. Neden olmasın, ancak bu çok zor bir soru. Belki Hollanda’da farklı bir işim olurdu.”

-Bir aile şirketi olan Van der Valk oteller zincirinin sahipleri ile yakın dostluğunuz var. Bu  dostluğunuzun iş ortaklığına dönüşme olasılığı var mı?

“Onlar Türkiye’ye yatırım yapmak istiyorlar, biz de Hollanda’da yatırım yapmak istiyoruz. İş ortaklığı neden olmasın? İyi niyet olduğu sürece bazı şeyler kendi kendine zaten gelişiyor. Aile şirketlerinin nasıl yönetilebileceği konusunda farklı, farklı hamleler yapıyoruz.”

-Danışmanlarınızın aile şirketlerinin yönetimine ilişkin bir çalışması var sanırım.

“Evet. Çalışma henüz tamamlanmadı. Kuzenler üniversiteleri bitiriyorlar. Direkt aile şirketine giriyorlar. Önümüzdeki süreçte beş yıl başka bir yerde çalışmaları istenebilir. Oralarda elde edecekleri bilgilerin farklı vizyonlara yol açacağı düşüncesindeyiz.”

“GELİŞİMİMİZE KATKI SAĞLAYACAK”
-Amsterdam’da bir otel planınız vardı.

“Öyle bir düşünce var. Biz aile olarak turizme önümüzdeki yıllarda ciddi bir şekilde yatırım yapacağız. Amsterdam’a 5 yıldızlı bir otel düşünüyoruz. Türkiye’ye turizm yatırımlarımız devam edecek. İnşaat alanındaki çalışmalarımız sürecek. Bu nedenle kuzenlerim ve Caner gibi yeni yetişen kuşakların dışarıda farklı firmalarda çalışmaları bizim gelişimimize önemli katkı sağlayacak.”

DERNEK BAŞKANI, FUTBOL ANTRENÖRÜ VE GENEL MÜDÜR
-Gençsiniz. Böylesi büyük işletmeleri yönetebilmek için sadece eğitim yeterli oluyor mu?

“Genç yaşıma rağmen 10 yıldır, 11 yıldır insanları yönetiyorum. İnsanları motive etmeye, işi daha ileri bir noktaya taşımaya, gelen müşterileri memnun etmeye çalışıyorum. MBO’yu bitirdikten sonra Türkiye’ye geldim. Daha önce PSV Eindhoven’in alt yapısında top oynadım. Bir dönem futbol bitti, okula devam ettim. Caner’in oynadığı bir Türk takımı vardı. Ben Türk takımındaki oyunculara 5 yıl antrenörlük yaptım. İnsan yönetmeyi o gençleri yöneterek öğrendim. Özveriyle yaptığım o iş benim için müthiş bir eğitim oldu. Daha öncesinde de 3 yıl öğrenci derneği başkanlığı yapmıştım. Değişik ortamlarda öğrencilerin haklarını savunup, görüşmelere temsilci olarak katıldım. Bu da benim için iyi bir deneyim oldu. Daha sonra Hollanda Futbol Federasyonun’da 4 yıl kursa gittim ve yardımcı antrenörlük diploması aldım. Profesyonel liglerde yardımcı antrenörlük yapabilirim. İnsan yönetmeyi, taktik kurmayı, işi geliştirmeyi, kazanabilmeyi, hedefe gitmeyi asıl orada öğrendim. Ben bunları 18 yaşında yaptım. Bu işlerin bana çok büyük dönüşü oldu.”

“EŞ ÇOK ÖNEMLİ”
-Rol model olarak seçtiğiniz birisi var mı?

“Herkesin babası sonuçta onun idolüdür. Ama annemizin de bizim üzerimizde büyük emeği var. Babamın bu noktaya gelmesinde annemin çok önemli desteği var. Annem ‘kardeşlerine niye bu kadar yatırım yapıyorsun’ diyebilirdi. Ama annem öyle yapmadı. Annem ailenin hep bir arada tutulması ve kardeşlerin ilerlemesi için çok çaba sarf etti. Eş çok önemli. Eş insanı engellerse aileyi de bir arada tutamazsın. Bu anlamda annem babama her zaman destek oldu. Sen ne kadar ticaretle uğraşırsan uğraş eşin de engelleyebilir. Hayatta başarılı olmuş insanları hep örnek almak lazım. Her başarıdan, her başarısızlıktan bir şeyler öğrenmek gerekir.”

Caner Torunogullari Fotograf InterAjans

CANER TORUNOĞULLARI: “Benim idolüm babam”

-Caner Bey, sizi tanıyabilir miyiz?

“Ben bu yıl Türkiye’ye döndüm. Fethiye Ölüdeniz’deki Orka Sun Live’in Operasyon Müdürü olarak görev yapıyorum. Uluslararası ticaret eğitimi aldım. Ayrıca Amerika’da bir yıl özel kursa katıldım. Türkiye’ye dönmeden önce Hollanda’daki ana merkezimizde iki yıl babamın yürüttüğü görevleri üstlendim.”

“SORUMLULUK ÜSTLENDİM”
-Eğitim konusundaki seçiminizde sizi etkileyen ne oldu?

“Her türlü seçim yapabilirdim, ancak ‘benim gelecekte ailemde görevim ne olabilir’ diye düşündüm ve tercihimi uluslararası ticaretten yana kullandım. Uluslararası ticaret çok kapsamlı, her yöne gidebilirsin. Ayrıca ticareti de seviyorum. Yani sevdiğim bir alanı da seçmiş oldum. Eğitimi tamamladıktan sonra Van der Valk otelinde 6 ay çalıştım. Bu süre içinde üst düzey yöneticilerin toplantılarına katıldım. Sorumluluklar üstlendim. Otelin sahibi bu süre içinde tecrübelerini aktardı.
Bu benim için ciddi ve büyük bir eğitim oldu. 6 ay boyunca otel yapımlarını gördüm, genel müdürleriyle birlikte incelemelere katıldım. Yeni yatırımları konusunda görüşlerimi aldılar. Şimdi oğlu dört ay boyunca bizim yanımızda çalışacak. Ben nasıl Hollandalıların vizyonunu öğrendiysem, o da burada Türklerin sektöre ilişkin bakışlarını gözlemleyecek.”

“İNSANLARLA ÇALIŞMAK GÜZEL”
-Böylesi büyük bir kompleksi yönetmek oldukça zor olmalı?

“Burayı işletmek kolay değil. Şu an 600 misafirim 300 personelim var. İnsanları yönetmek, herkesi mutlu etmek gerçekten zor. Ama insanla çalışmak güzel bir iş. Tüm zorluklarına rağmen işimi severek yapıyorum.”

-Yeni bir ülke, farklı bir ortam, zorluklar yaşadınız mı?

“Yıllardır geldiğim için çevreyi çok iyi tanıyorum, arkadaşlarım var. Abim ve ailem burada. Uyum konusunda bir sıkıntı yaşamadım.”

“BABAMDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM”
-Kardeşler ve kuzenler arasında rekabet var mı?

“Bizim ailede çok genç var. Bir de kalabalık bir aileyiz. Tesisler büyüyor. Tatlı rekabet güzel oluyor. ‘Bak şu şunu yaptı. Ben daha güzelini yapmalıyım’ diye düşünüyorsun. Rekabet hep güzeldir. Rekabet olursa boş durmazsın. Hep daha çok çalışalım, daha büyük olalım. Rekabet olmazsa, normal tempoda çalışırsın. Rekabette ise hızlı tempoda çalışırsın. Babamdan çok şey öğrendim ve Amerika’da aldığım kurs da bana çok şey kattı.”

“BENİM İDOLÜM BABAM”
-Rol model olarak seçtiğiniz birisi var mı?

“Bizim asıl işimiz tencere. Ben her şeyi tencerede öğrendim. Burada otelcilik yapıyorum, işletmecilik yapıyorum. Ama ben tencerede büyüdüm, küçüklüğüm bebekliğim tencere işinde geçti. Babamla yatırım konularında çok sohbetlerimiz olur. Babam herkese değer verir. Herkesin bir idolü vardır, birisi futbolcuyu, biri sanatçıyı idol olarak alır. Benim idolüm babam Turgut Torunoğulları.”

 © InterAjans – Her hakkı saklıdır.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans