Avrupa’da aşırı sağ radikalleşmenin tırmanma endişesi (ANALİZ)

BİRLİK statüsünün kaybolduğuna yönelik tartışmaların Ukrayna işgaline kadar devam ettiği Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, NATO gibi uluslararası kurumların Rusya karşıtlığında ortak bir paydada birleşmeleri ve Kremlin’in uluslararası sistem dışına itilmesi, söz konusu kurumların iş birliği düzeylerinin arttığına yönelik söylemleri güçlendirdi. Öyle ki BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya’nın kınanmasına ilişkin olağanüstü toplantıya 193 üye ülkeden 181’i katılarak, 141 ülke evet, 5 ülke ret oyu kullanırken 35 ülke çekimser kaldı.

Rusya’nın Ukrayna işgali uluslararası sistemde Ukrayna’ya yönelik hızla artan siyasi, askeri, insani ve finansal destek, özellikle Arap Baharı sonrasında Orta Doğu halklarının savaşlar, çatışmalar ve işgaller sonrasında yaşadığı trajedi düşünüldüğünde şaşırtıcı düzeyde. Bu ikircikli tutumun yanı sıra başta İngiltere, Almanya, Fransa gibi birçok ülke olmak üzere Avrupa hükümetlerinin neredeyse tamamı Kremlin karşıtlığında birleşerek Ukrayna’ya askeri ekip ve mühimmat, finansal ve insani yardım göndermeye devam ediyor. Ancak tüm yardımlara rağmen Avrupa ve ABD, Ukrayna’ya Rusya karşısında savaşması için asker göndermeyeceğini açıkladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ise 25 Şubat’ta Ukrayna vatandaşlarına çağrısında, “Ülkeyi savunmak isteyen herkese silah vereceğiz. Şehirlerimizin meydanlarında Ukrayna’yı desteklemeye hazır olun.” ifadelerini kullanarak ülkeyi Rus saldırılarına karşı savunmak isteyen herkese silah dağıtacağını açıkladı. Rus ordusu ise sivillerin yaşam alanlarına gerçekleştirdiği kabul edilemez saldırılara yönelik uluslararası kamuoyunda meydana gelen şiddetli tepkiyi azaltmak adına, çatışma alanlarında yaralanan ya da ölen sivillerin aslında sivil olmadığı, Rus askerlerine karşı silah kullanan kişiler olduğu iddialarını yeniledi. Dolayısıyla Kremlin Zelenskiy’nin sivilleri silahlandırma çağrısını yeni bir karşı propaganda aracı olarak kullanmakta çekinmedi.

Zelenskiy’nin yabancı savaşçı çağrısı

Ukrayna’ya uluslararası düzeydeki askeri ekip ve mühimmat, finansal ve insani yardım seferberliğinin yanı sıra Zelenskiy, Rus saldırılarına karşı ülkesinde savaşması için yabancı savaşçıları Ukrayna’ya davet etti. Ukrayna hükümetinin resmi sitesinde yer alan çağrıda “Ukrayna’nın Avrupa’nın ve dünyanın savunmasına katılmak isteyen herkes gelip Ukraynalılarla birlikte Rus savaş suçlularına karşı yan yana savaşabilir… Ukrayna’nın Toprak Savunması için Uluslararası Lejyon adlı yabancılardan ayrı bir alt bölüm oluşturuluyor. Barış adına yapabileceğiniz daha büyük bir katkı yok.” mesajı yayımlandı. Ayrıca Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’nın 27 Şubat tarihinde attığı “Ukrayna’nın Uluslararası Bölgesel Savunma Lejyonu’nun bir parçası olarak Ukrayna’yı ve dünya düzenini savunmak isteyen yabancılar, sizi kendi ülkelerinizdeki Ukrayna’nın yabancı diplomatik misyonlarıyla iletişime geçmeye davet ediyorum. Birlikte Hitler’i yendik ve Putin’i de yeneceğiz.” tweeti güvenlik alanında yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Gönüllü olarak Avrupa ve ABD başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden Ukrayna’da Rus ordusuna karşı savaşmak için katılan kişilerin sayısı ise Zelenskiy tarafından 16 bin olarak açıklandı. Öte yandan Irak, Afganistan, Suriye başta olmak üzere Orta Doğu’da ABD, Rusya ve bölge ülkeleri tarafından da birçok savaş ve çatışma alanında sıklıkla resmi ordu yerine aktif olarak da kullanılan Private Military Company (PMC) şirket çalışanlarının da Ukrayna’da aktif olarak yer almaya başladığı biliniyor.

Bu durumu destekler nitelikte Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü Tümgeneral Igor Konaşenkov, Ukrayna’ya gönderilmek üzere ABD menşeli Academi (Eski Blackwater), Cubic ve Dyn Corporation çalışanlarının işe alındığını belirtti. Savunma ve güvenlik şirketlerinin listelendiği Silent Professionals isimli sitede ise ABD’li menşeli şirketin “Ukrayna’nın kırsal kesimlerinde ve büyük şehirlerde bireylerin ve ailelerin tahliye operasyonlarını yürütmek için çıkarma ve koruyucu ajan” iş ilanının halen aktif olarak yer aldığı görülüyor. İlana yalnızca Avrupa merkezinde 5 yıllık askeri deneyime sahip hem kadınların hem de erkeklerin başvurabileceği, günlük bin ila 2 bin dolar aralığında ücretin yanı sıra “işin” tamamlanmasından sonra ekstra ödemenin yapılacağı belirtiliyor.

Ukrayna merkezli yeni bir radikalleşme ihtimali

Ukrayna hükümetinin iş birliği içerisindeki PMC’ler ve kurmuş olduğu “Yabancı Lejyon Birliği” resmi bir statüde yabancı ülke vatandaşlarının Rusya’ya karşı savaşmasının önünü açmakla birlikte yeni güvenlik tehditlerinin tohumları olarak değerlendiriliyor. İlk olarak PMC’lerin aktif sahada kullanımına ilişkin ilgili literatürde, görsel ve yazılı basında yer alan güvenlik sorunlarına ilişkin veriler bu durumu destekliyor.

Bilindiği üzere İkinci Dünya Savaşı, Kore, Vietnam, Bosna ve Kosova’da önemli rol oynayan PMC’ler, Soğuk Savaş sonrasında askeri harcamaların daraltılmasıyla daha aktif bir rol oynamıştı. Dolayısıyla da aktif çatışma alanlarında profesyonel resmi ordunun kullanımına ilişkin iç ve dış siyasete göre diplomasi kanallarını açık tutmak isteyen ülkelerin PMC’leri tercih etmesi, PMC’lerin aktif sahada daha fazla operasyon gerçekleştirmesi ve inisiyatif almasını sağlıyor. Özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında daha aktif olan ve gerçekleştirdikleri milyonlarca dolar bütçeli sözleşmeler neticesinde varlıklarını sürdüren PCM’lerin ise hukuki açıdan aktif görev aldıkları ülke hukukuna göre muamele görmemeleri ve dolayısıyla işlenen suçlardan kaçınabilmeleri özgürlük alanlarını genişletiyor. Nitekim bu özgürlük alanları Afganistan, Irak gibi ülkelerde acımasız sonuçların ortaya çıkmasıyla neticelendi. Irak’ta 16 Eylül 2007 tarihinde ABD personelinin güvenliğini sağladığı iddia edilen Blackwater personelinin Nisur meydanında rastgele ateş açması sonucunda 17 Iraklı sivilin öldürülmesi ve 20’den fazla sivilin yaralanması en bilinen örnek.

Academi, Dyn Corporation gibi PMC’lerin bünyesinde çalışanların Irak ve Afganistan’da karışmış oldukları skandallar ve insan hakları ihlallerinin uzun vadede Ukrayna’da da benzer sonuçlara kapı aralayabilecek riski beraberinde getirebileceğini söylemek mümkün. Ayrıca PMC’lerin aktif görev aldığı ülkelerde karışmış oldukları skandallar, insan hakları ihlalleri gibi tetikleyici unsurlar sonucunda radikalleşme ve şiddete uzanan terörizm eylemlerinde artışın meydana geldiğine yönelik veriler mevcut.

Potansiyel riskler

İkinci olarak PMC bünyesinde çalışanlar haricinde gönüllü olarak Ukrayna’ya savaşmak için gelen kişilerin meydana getirebileceği potansiyel radikalleşme ve terörizm tehdidine karşı ise uzmanlar endişeli. DEAŞ’ın yükselişiyle Avrupa’dan binlerce kişinin macera arayışı, kimlik krizi, hilafet çağrısı gibi birçok motivasyonla örgüte katılımı uluslararası radikalleşme ve terörizm krizinin tırmanmasına neden oldu. Şimdi uzmanlar Rusya’nın Ukrayna işgalinin savaşa, aktif çatışma alanlarına katılma konusunda küresel ilgiliyi ateşleyebileceğinden ve özellikle Avrupa’da artan aşırı sağ radikalleşmenin yükselen bir ivme göstermesinden endişe duyuyorlar. Özellikle çatışma bölgelerinde radikal olmayan bireylerin radikal olan bireylerle temaslarının ideolojik aşılanmalarına neden olabileceğinin altı çiziliyor. Dolayısıyla da ortak bir düşmana karşı verilen savaşta bireylerin hızla radikalleşerek şiddete uzanan terörizm eylemlerine daha yatkın hale gelebileceğini söylemek mümkün.

Zelenskiy’nin Ukrayna’nın savunulmasına ilişkin küresel savaşa katılım çağrısı, beklenmedik sonuçları ortaya çıkarabilecek potansiyeli içerisinde barındırıyor. Ukrayna’nın aktif bir çatışma durumunda olduğu ve diğer ülkelerle olan sınır geçişlerinin kaotik olarak tanımlanması göz önüne alındığında, hükümetin giren herkesi takip etme kapasitesine sahip olması pek olası görünmüyor. Dolayısıyla da Rusya’nın Avrupa ve Orta Doğu’dan birçok teröristin Ukrayna’ya girdiğine dair iddialarına yönelik cevaplar da yetersiz kalıyor. Ukrayna ve Rusya arasındaki sıcak çatışmanın ne kadar süreceği konusunda belirsizlik devam ederken, Ukrayna’daki yabancı savaşçıların ve PMC’lerin varlıklarının uzun süre tartışılacağı muhakkak. Ayrıca savaşa katılan ve ülkelerine geri dönen bireylerin radikalleşme eğilimleri (her ülkenin radikalleşme ve terörizmle mücadelede yeterli gelişmişliğe sahip olmadığı gerçeğiyle) Ukrayna-Rusya savaşı sonrasında bile uluslararası güvenlik tehdidi olarak görülecektir.

ANALİZ: [Dr. Emine Çelik, radikalleşme, terörizm ve siber terörizm uzmanıdır]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve İnterAjans’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans