“Avrupa’nın göçmene ihtiyacı var”

DIŞİŞLERİ Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Avrupa Birliği (AB) ile yapılan göç anlaşmasına ilişkin Türkiye’nin bütün taahhütlerini yerine getirdiğini vurgulayarak, “Bu anlaşma uyarınca, AB’nin Gönüllü İnsani Kabul Programı’nı hemen başlatmasını ve Türkiye’deki Suriyeliler için mali taahhütlerini hızlandırmasını, aynı zamanda Türk vatandaşlarına vize serbestisinin verilmesinin sağlanmasını bekliyoruz” dedi.

Avusturya’nın başkenti Viyana’da Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) tarafından düzenlenen “2018 Viyana Göç Konferansı” başlıklı panelde konuşan Kıran, 20. ve 21. yüzyılların önemli başlıklarından biri olan göç konusunun Türkiye için yeni bir durum olmadığını söyledi.

Kıran, bugün olduğu gibi yüzyıllar boyunca Türkiye’nin “empati ve merhamet kültürü” anlayışıyla, zulüm ve istikrarsızlıktan kaçanlara ev sahipliği yaptığını anlattı.

-“Türkiye dünyadaki en büyük mülteci nüfusuna sahip”

Türkiye’de yaklaşık 4 milyon Suriyeli ve başka milletlerden yüz binlerce göçmenin uyum içinde ve daha da önemlisi ayrımcılık yapılmadan yaşamlarını sürdürdüğünü dile getiren Kıran, kimi ülkelerin beklenmedik ve büyük çaplı göç hareketliliği karşısında yetersiz kaldığını ancak Türkiye’nin geçmişten gelen tecrübeleri sayesinde göçmenlerin refahı için daha fazla şey yapabildiğini belirtti.

Kıran, Türkiye’nin dünyadaki en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaptığına dikkati çekerek, “Kamu ve sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte göçmen ve mültecilerin ihtiyaçları için 33 milyar dolardan fazla bir harcama yapıldı. Barınak, gıda, gıda dışı ürünler, sağlık, eğitimin yanı sıra onlara psiko-sosyal destek sağlıyoruz. Dahası, Suriyeliler toplumumuzda yasal olarak çalışma ve uyum sağlama hakkına sahiptir. Birçoğu Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde barış içinde yaşıyor” bilgisini paylaştı.

Türkiye’nin insani göç politikalarına değinen Kıran, göçmenlerin ve mültecilerin hayatları ve onurlarının korunmasının ilk sırada yer aldığına işaret ederek, savaş, çatışma ve zulümden kaçanların daha iyi bir gelecek için kendileri ve sevdiklerinin hayatlarını riske attığını hatta bazılarının göçmen kaçakçılarının veya insan tacirlerinin ellerine düşerek hayatlarını kaybettiğini vurguladı.

-“AB anlaşmanın gereklerini yerine getirmeli”

Türkiye’nin bu anlayışla yaklaşık 10 yıl önce Suriye krizinin başından itibaren insani bir felaketi önlemek için her türlü çabayı sarf ettiğini hatırlatan Kıran, buna rağmen krizin uzun bir süreç haline gelme yolunda ilerleyerek Avrupa’ya yayılması ve dünyayı kuşatan endişe verici bir hal aldığını kaydetti.

Kıran, bu gelişmenin neticesinde 18 Mart 2016’da Türkiye ile AB arasında göç konusunda iş birliği ve ortaklığı öngören bir mutabakat imzalandığını anımsatarak, bu sayede Ege Denizi’nde düzensiz göç ve yaşam kaybında bir düşüşün sağlandığını ifade etti.

Söz konusu anlaşmanın şu ana kadar başarılı bir şekilde uygulandığına değinen Kıran, anlaşmanın sürdürülmesi ve bunun için de tarafların taahhütlerini yerine getirmesinin önemine işaret ederek, “Bu anlaşma uyarınca, AB’nin Gönüllü İnsani Kabul Programı’nı hemen başlatmasını ve Türkiye’deki Suriyeliler için mali taahhütlerini hızlandırmasını, aynı zamanda Türk vatandaşlarına vize serbestisinin verilmesinin sağlanmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Yavuz Selim Kıran, Türkiye’nin göçe neden olan temel sorunlara odaklandığına dikkati çekerek, çatışmaların önlenmesi, barış, istikrar ve refahın sağlanması için her türlü çabayı sarf etmeye hazır olduklarını dile getirdi.

Türkiye’nin Afrika ve Avrasya’da daha dinamik bir siyaset izleyerek, iş birliği ve diyalog kanalları oluşturmaya çalıştığını ifade eden Kıran, önleyici diplomasiye özel önem verildiğini, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi için aktif olarak çalışıldığını ve geniş bir coğrafyada arabuluculuk girişimlerine öncülük ettiklerini anlattı.

-Göçün temel nedenleri

Kıran, ihtiyaç sahibi insanlara kendi ülkelerinde yardım yapılması için yolların aranması gerektiğini vurgulayarak, “Bu, insani yardım ve kalkınma yardımlarının artırılmasıyla sağlanabilir. Bu politika sayesinde, insanların haysiyet içinde yaşaması için gerekli bir ortam oluşturabiliriz. Ülkemizde yaklaşık 4 milyon Suriyeliye ev sahipliği yaparken, Türkiye insani yardım için dünyada ilk sırada yer alıyor” görüşünü paylaştı.

Irkçılık, ayrımcılık ve yabancı düşmanlığının, göçün temel nedenleri arasında yer aldığını aktaran Kıran, “İç siyasal çıkarlar için körüklenen bu eğilimler, zamanımızın en tehlikeli belalarıdır. Toplumlarımızda anlayış ve hoşgörü kültürünün hakim olması gerektiğine inanıyoruz. Bir uyum atmosferi olmadan, çabalarımızda başarılı olamayacağımızı aklımızda tutmalıyız” ifadelerini kullandı.

Kıran, göç konusunda yasal yolların güçlendirilmesinin önemine işaret ederek, düzenli göç için dünya genelinde ortak bir anlayış ve çabanın gerekli olduğunu söyledi.

“Göçmenlerin yaşadıkları ülkeleri zenginleştirdiğine inanıyoruz. Ev sahibi ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatlarına katkıda bulunuyorlar” diyen Kıran, göçmenlerin hayatlarını riske atmamaları için daha fazla yasal yolun oluşturulması gerektiğini belirtti.

-“Avrupa’nın göçmene ihtiyacı var”

Etkinlikte değerlendirmelerde bulunan Portekiz İçişleri Bakanı Eduardo Cabrita, Avrupa’nın her zaman göçmene ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Cabrita, farklı bir dönemden geçilmesine rağmen gelecek 10 yıl içinde Avrupa’nın iş hayatı başta olmak üzere birçok alanda göçmene ihtiyaç duyacağını anlattı.

Avrupa’nın dış sınırlarında güvenliği sağlamak için önemli bir çaba sarf ettiğini söyleyen Cabrita, bu çabanın yerinde olduğunu ancak düzenli göç için gerekli yolların oluşturulması için de çalışılması gerektiğini dile getirdi.

AB üyesi ülkelerin demografik nedenlerden ötürü düzenli olarak göçmene ihtiyaç duyduğunu bildiren Cabrita, “Bu alanda komşularımız, özellikle Afrika ülkeleriyle iş birliği içinde olmak durumundayız. Portekiz’in AB Konseyi Dönem Başkanlığında önceliği, Afrika ve Avrupa arasındaki iş birliğini güçlendirmek olacak” değerlendirmesini yaptı.

Afganistan Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Feyzullah Zeki İbrahimi de AB’nin göç konusunu daha ziyade güvenlik açısından ele aldığını belirterek, düzenli göçün sağlanmasına olanak sunulmadığını söyledi.

Afganistanlı bir bakan olarak kendisine 72 saatlik “Şengen vizesi” verildiğini aktaran İbrahimi, düzenli göç için yasal yolların azlığı nedeniyle insanların düzensiz göçe yöneldiğini dile getirdi.

“Göç sadece bir zorluk değil aynı zamanda bir fırsattır” ifadesini kullanan İbrahimi, bilgiye ve eğitime susamış çok sayıda Afgan gencinin Avrupa’ya katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

Panele, Hollanda Adalet, Güvenlik ve Göç Bakanı Mark Harbers ile çok sayıda üst düzey davetli katıldı.

 

              

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans