Barbarlık olarak görülen boğa güreşlerinin yasaklanması isteniyor

İSPANYA‘da boğa güreşleri, bugün “kültür mü vahşet mi?” tartışmaları arasında kendine yeni bir yön bulmanın yollarını arıyor.

Kökeni tamamen İspanya’ya dayanan ve 13. yüzyıldan itibaren halkın izleyici olarak katılımıyla kültürel etkinliğe dönüştürülen boğa güreşleri, özellikle son yıllarda hayvansever derneklerin ve hayvan hakları savunucusu siyasi parti PACMA’nın girişimleriyle ulusal boyutta tartışılıyor.

Ülkede gelecek yıl sonunda yapılacak genel seçimlerde, belki de tarihinde ilk defa parlamentoya temsilci göndermesi beklenen PACMA’nın öncelikli hedeflerinden birinin boğa güreşinin yasaklanması olduğu biliniyor.

Boğa güreşlerini “vahşet” olarak nitelendiren ve yasaklanması için gösteriler yapan hayvansever örgütler, karşılarında yıllık 4,5 milyar euroluk bir ekonominin döndüğü sektörün temsilcilerini ve bunun kültürel bir etkinlik olarak devam etmesi gerektiğini savunan siyasileri buluyor.

Ülkedeki 17 özerk yönetim arasında sadece Katalonya, Kanarya Adaları ve Balear Adaları’nda boğa güreşleri yasaklanırken, Madrid, Murcia, Castilla La Mancha gibi bazı bölgelerde boğa güreşleri “kültürel değer” olarak tanınıyor.

Siyasi açıdan sağ görüşlü partilerce destek gören boğa güreşleri, 2013’te Senatoda alınan kararla İspanya’nın “kültürel mirası” ilan edilmişti.

İspanya’da 1956’da bir firmanın reklamı olarak başlayan, otoyollarda şehirlerin girişlerine konulan dev metal boğa figürü, bugün ayrılıkçı Katalonya ve Bask bölgeleri dışında hala devlet desteğiyle ülke sembolü olarak tutuluyor.

Ülkedeki yabancılara verilen oturum ve çalışma kartlarının üzerinde boğa figürünün basılı olması da İspanyol devletinin boğa kültürüyle kendisini ne kadar çok özdeşleştirdiğini anlamak açısından önemli bir örnek teşkil ediyor.

İspanya’da yılda 800’ün üzerinde boğa güreşi etkinliği düzenlenirken, boğa güreşine yapılan kamu sübvansiyonlarının yılda 500 milyon euroyu bulduğu belirtiliyor.

İspanya’da yılda 5 milyon kişi boğa güreşi izliyor

Boğa yetiştiricilerini, boğa güreşi etkinliklerini korumak için 2015’te kurulan Toros de Lidia (Dövüş boğası) Vakfının Sözcüsü Chapu Apaolaza, verdiği demeçte, amaçlarının sadece “boğa güreşlerinin bir hayvan öldürme etkinliği olarak tanınmamasını sağlamak ve boğa güreşiyle ilgilenenlerin özgürlüğünü korumak olduğunu” söyledi.

İspanya’da özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda boğa güreşlerinde patlama olduğunu ve “altın çağın” yaşandığını vurgulayan Apaolaza, şu ifadeleri kullandı:

“2010’larda başlayan ekonomik kriz ve son olarak salgından dolayı boğa güreşi seyirci sayısında düşüş oldu. Aslında kültürel ve ekonomik açıdan önemli bir etkinlik ve tüm karşı girişimlere rağmen ayakta kalmayı başarıyor. Yılda yaklaşık 5 milyon seyirci çeken sinemanın ardından İspanya’nın en büyük kültürel etkinliği.

Boğa güreşi biterse İspanya’da boğa yetiştiriciliği kalmaz. Sadece nesli devam etmesi gereken bir hayvan olarak boğaları korumak imkansız. İnsanlar, boğayı sadece hayvanat bahçesinde görür. Boğa güreşinin kaldırılması ‘bir kültürün silinmesi’ demek. İspanyol kültürüne ilham veren romanların, şiirlerin, resimlerin de yok olması demektir. Boğa güreşine ‘hayvan öldürme’ gibi bakmak yanlış. İspanya’da balıklar hariç yılda 700 milyon hayvan öldürülüyor.”

“Boğa, İspanya’da birçok şeyin sembolü”

Apaolaza, boğa güreşleri ve festivallerinden elde edilen gelirin İspanya’nın gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 1,5’ini oluşturduğunu belirterek boğa yetiştiriciliğinden 60 bin ailenin ekmek yediğini dile getirdi.

Madrid’deki ünlü Las Ventas arenasında bu yıl boğa güreşi izleyenlerin sayısının 1 milyonu bulduğunu, İspanya’da 2022’de organize edilen boğa güreşi etkinlikleri sayısının 2019’a (Kovid-19 salgını öncesi) göre yüzde 16 arttığını aktaran Apaolaza, sözlerine şöyle devam etti:

“İspanya’nın bir bölümü kültüründen, ülkesinden utanıyor ama diğer bölümü de var. Kültür Bakanlığının verilerine göre, İspanyolların yüzde 50’si az ya da çok kendisini boğa kültürüyle bağlantılı hissediyor. Boğa, İspanya’da birçok şeyin sembolü. Özgürlük ve sansürün olmaması boğaseverler için de geçerli olmalı.”

“Boğa güreşine yabancılar belki de İspanyollardan çok daha ön yargısız yaklaşıyor.” diyen Apaolaza, arenalarda yabancı turist sayısının her yıl daha da arttığını özellikle Asyalıların büyük ilgi gösterdiğini söyledi.

“Boğa yetiştiriciliği bizim yaşam tarzımız”

Madrid’in 50 kilometre kadar kuzeyinde 4 nesildir boğa yetiştiriciliği yapan bir ailenin üyesi olan Fernando Guzman da “Bu, karlı bir iş değil. Biz bunu aile geleneğimiz, tutkumuz olduğu için yapıyoruz. İspanya’da aktif durumda 881 boğa yetiştirme çiftliği var ve bunların sadece 10-12’si bu işten kar elde edebiliyor.” dedi.

Dövüş için seçilen boğaların her birinin 2 hektarlık alanda, tamamen doğal ve ekolojik bir ortamda yetiştirildiğini, saldırganlığın doğuşundan itibaren boğanın karakterinde bulunduğunu anlatan Guzman, şu ifadeleri kullandı:

“İspanya genelinde boğalar için 500 bin hektardan fazla kırsal alan ayrılmış durumda. Bizlere her yıl, turizm sektörlerinden ‘gelin buraları golf sahası yapalım’ diye çok farklı teklifler geliyor ama boğa yetiştiriciliği bizim bir yaşam tarzımız. Dedem, babam ölene kadar bu işi yaptı. Ben de ölene kadar bunu yapacağım. İstediğimiz sadece bize saygı gösterilmesi.”

“Ortadan kaldırılmak istenen boğa güreşi değil aslında bir yaşam şekli”

Yaklaşık 11 yıl önce boğa güreşine başlayan ve kısa zaman önce matador olan Francisco de Manuel de “Herkes gibi benim de özel bir hayatım var ama binlerce kişinin önünde arenada boğanın karşısına çıktığımda kendimi çok daha özel ve canlı hissediyorum.” dedi.

İspanya’da iyi tanınan bir matadorun boğa güreşi başına 150 bin euroya kadar para kazandığını (İspanya’da bugün en ünlü matador Jose Tomas’ın boğa güreşi başına 1 milyon euroya kadar kazandığı biliniyor) aktaran Manuel, para kazanmanın önemli olduğunu ama boğa güreşi kültürünün bunun her zaman üzerine çıktığını vurguladı.

Manuel, boğa güreşi karşıtlarından hiçbir zaman rahatsızlık duymadığını, izlenmesi zor bir gösteri yaptıklarının farkında olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Boğa güreşlerini sevmeyene saygı gösteriyorum ama bizim yaşam tarzımıza, profesyonel işimizi tam bir özgürlük ortamında yapmamıza müsaade etmeliler. Cahilce konuşuluyor. Bir hayvan türünün geleceğinin korunduğunu, çok fazla kişinin bu sektörden geçimini sağladığını bilmeliler. Ortadan kaldırmak istediklerinin aslında boğa güreşi değil bir yaşam şekli olduğunun farkında değiller.”

“Her yıl binlerce hayvan en acımasız şekillerde öldürülüyor”

Boğa güreşlerinin kaldırılması için başta Madrid’deki Las Ventas arenası olmak üzere İspanya’nın çeşitli yerlerinde gösteriler yapan PACMA ise “İspanya genelindeki boğa güreşlerinde her yıl binlerce hayvan en acımasız şekillerde öldürülüyor. Boğa güreşlerinin toplumun çoğunluğu tarafından reddedilmesine rağmen yönetimler bunu kamu parasıyla sübvanse etmeye devam ediyor ve PACMA dışındaki tüm siyasi partiler, taraf olmaya devam edip yasağı desteklemiyor.” açıklamasında bulunuyor.

PACMA, İspanya’da arenalarda her yıl 11 bine yakın boğanın öldürüldüğünü belirtiyor.

-Fransa, barbarlık olarak görülen boğa güreşlerinin yasaklanmasını tartışıyor

Fransa’da, hayvanlara eziyet edildiği ve barbarlık olarak görüldüğü için eleştirilen geleneksel boğa güreşlerinin, arenalarda yasaklanıp yasaklanmaması tartışılıyor.

Solcu milletvekili Aymeric Caron’un, uygulamanın yasaklanması için verdiği kanun teklifi, Ulusal Meclisteki komiteden ret alsa da Genel Oturum’da görüşülecek.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’nun geleneksel bir uygulama olması hasebiyle hemen yasaklanmasına taraftar olmadığı ancak tartışılmasını ve uzlaşı sonucunda karar verilmesini istediği belirtiliyor.

Yapılan kamuoyu araştırmalara göre Fransızların 10’da 9’u, boğa güreşlerinin yasaklanmasını istiyor.

Fransız milletvekili Caron, yaptığı açıklamada, hayvanın eziyet çektirilerek öldürülmesi nedeniyle geleneksel boğa güreşlerini, “barbarlık” olarak tanımladı.

“Boğa güreşi bir Fransız geleneği değil”

Fransızcada “Corrida” olarak bilinen boğa güreşlerinin teknik olarak ülkede yasak olduğunu ancak istisnai bir şekilde bazı kentlerde yapıldığını anımsatan Caron, “Ancak gelenek argümanını tarih çürütüyor çünkü boğa güreşi bir Fransız geleneği değil.” dedi.

Caron, bu uygulamanın 19. yüzyılda İspanya’dan geldiğini söyledi.

Boğa güreşi gelenek kılıfına sokulsa da bunun, ahlaki açıdan yanlışlığını ortadan kaldırmayacağına işaret eden Caron, işin içinde eziyet olmasaydı geleneğin sorun oluşturmayacağını söyledi.

Caron, Fransa’da geleneksel olup vazgeçilen bazı uygulamalar olduğuna dikkati çekerek “Uygar bir toplumda bir hayvana acı çektirmenin arzu edilen bir şey olmadığı konusunda sanırım herkes aynı fikirde.” ifadesini kullandı.

“Geleneğin insan ile hayvan ve yiyecek arasındaki bağı temsil ettiği” iddiası

Komünist Partinin cumhurbaşkanı adayı Fabien Roussel ise boğa güreşini savunarak bu geleneğin “insan ile hayvan ve yiyecek arasındaki bağı” konu aldığını iddia etti.

Roussel, bu konunun sanatçılar tarafından incelendiğini dolayısıyla barbarlık olarak nitelendirilmeyeceğini savundu.

Diğer yandan, ülkede hayvan haklarını savunan çok sayıda kuruluş da uygulamanın gelenekselliğin ötesinde hayvana eziyet haline dönüştürüldüğüne dikkati çekerek boğa güreşlerinin yasaklanmasını istiyor.

 

Paylaş

© 2001-2022 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Content is protected !!