Cumhuriyet’imizin Kıymetini Bilmek

TÜRKİYE Cumhuriyeti devletimizin 95’inci doğum günü kutlu olsun!

Cumhuriyet’imizi kuran ve Türk milletine armağan eden Büyük İnsanların mekânı cennet olsun. Onlar sayesinde bağımsız ve özgür bir millet olarak yaşıyoruz. Onlar sayesinde Orta Doğu’nun bataklığında hiçbir çamura bulaşmadan, iç savaşların kanlı tuzaklarına düşürülmüyoruz. Cumhuriyetimizi kuran aydın insanlar sayesinde kızlarımıza kadınlarımıza daha hâlâ çağdaş bir yaşam sunabiliyoruz. Mustafa Kemal Atatürk sadece Türk’e “Türk kimliğini” yeniden hatırlatmadı, Türk’e layık olduğu medeni bir toplumsal yaşam hediye etti.

Orta Çağ karanlığında debelenmemizi isteyen, aydınlığın değil karanlığın tahakkümünü isteyen, aklın değil batılın ülkemizi ele geçirmesini isteyen ve aklın önderliğine değil şeyhin önderliğine önem verenler elbette Cumhuriyetten nefret edecekler. Hâkim olamadıkları kirli nefislerini köreltmek için dört beş “imam nikahlı” eş isteyenler elbette Atatürk’ün aydınlık ve çağdaş Cumhuriyet’ine karşı çıkacak. Adalet değil menfaat diyenler elbette Cumhuriyet’in çağdaş hukuk sistemini istemeyecek. Ana-babanın mirası bölerken bile kız çocuğu dışlayan ve evlat muamelesi yapmak istemeyen çağdışı örümcekli kafa elbette erkek-kadın eşitliğine karşı çıkacak.

Cumhuriyet’in düşmanları 50 yıldır ciddi faaliyetteler. En büyük destekçileri de Türk ve Türkiye düşmanları. “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü etnik kafatasıcılık zannediyorlar. 1930’ların dünyasında bu sözün sadece aidiyet ve milli birlik için bir çimento olduğunu bilseler bile bilmezden gelip etnik kışkırtıcılık yapıyorlar. Kafatasçı milliyetçilik hiçbir zaman Cumhuriyet’i kuranların ilkesi olmadı. Çağdaş ve evrensel insan haklarını Türk insanına benimsetmek isterken ulus olarak da birlik ve beraberliğimizi sağlamaya çalıştılar.

Her şeyden önce “ADALET ve insan hakkı” dediler. Kadını eğitilmeyen ülkeler kalkınamaz dediler. “Türk’üm Doğruyum, Çalışkanım” dediler. Bu ilkenin neresi size ters geliyor? Doğruluk mu? Çalışkanlık mı? yoksa Türklük mü? Vatandaşlık ve aidiyet bilincine sahip olmayanlar bu sözü etnik milliyetçilik zannetmektedirler.

Cumhuriyet’in demokratik ve laik yapısının kıymetini anlamak için düşünebiliyor olmak yeterli. Cumhuriyet’imizin insan hakları ve hukuka verdiği değeri anlamak için en son İstanbul’da Suudi Arabistan başkonsolosluğunda “muhalif olduğu” için yok edilen Kaşıkçı olayına bakmak bile yeterli. Hukuk ve adaletin “kralın ağzında olduğu” ülkelerde insan hakkı ve adalet olmaz. Herhangi bir hukuk devletinde bir insan suç işlerse cezasını mahkemeler yani hukuk verir. Ama orta çağ karanlığında kalmış rejimlerde insan hayatının önemi yoktur. Gücü elinde tutanın astığı astık, kestiği kestiktir. Orta çağ karanlığı hiçbir dönemde Türk töresine sirayet edememiştir. Hak ve adalet her zaman temel olmuştur. Vebal kavramı Türk’ün vicdanında farklı bir yer edinmiştir. O vicdan, medeni bir toplum ülküsü olan çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla taçlanmıştır. Orta Doğu’nun karanlık rejimlerinden Türkiye’yi ayırt eden çağdaş hukuk devletidir. Kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu, dini ve etnik temelde dışlanmayan, horlanmayan Orta Doğu coğrafyasındaki tek ülke Türkiye Cumhuriyeti devletidir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti çağdaş insan haklarına sahip çıkarak sonsuza kadar yaşayacaktır. Gök Kubbe Çökmediği sürece Türk’ün Cumhuriyeti yaşayacaktır.

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.

Prof. Dr. Kutlay Yağmur
Dil, Kimlik ve Eğitim Profesörü, Tilburg Üniversitesi Öğretim Üyesi

Elektronik posta adresi: k.yagmur@uvt.nl

 

                  

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans