Dilek Musluoğlu yazdı: Küçük bir çocuk olmak isterdim

SON zamanlarda tekrardan çocuk olmayı çok sık düşünmeye başladım. Tabi ki herkes ara ara düşünür bunu, aynı benim düşündüğüm gibi, ama çoğu insan bunun nedenini sormaz kendine. Daha doğrusu bu konuyu derinlemesine tartıp biçmez.

İşte ben bir süredir bunu yapıyorum ve kendim ile ilgili, çevrem ile ilgili, insanlar ile ilgili bir sürü şey fark ettim. Şimdi durun ve sadece düşünün. Çocuk iken en çok neden mutlu olurdunuz, en çok neyi özlüyorsunuz?

Düşündüğünüzü varsayıyorum ve devam ediyorum.

Okul hayatı bitene kadar çoğu genç okuldan, yani ödevlerden ve sınavlardan uzaklaşmak istediği için, özellikle üniversite yıllarında,“çocukluğum” der. Neden mi? Gençlerin bu cümleyi kurmaya başlamasının bir sebebi gerçek hayata adım atma korkuları, daha doğrusu mezuniyet yaklaştıkça gerçekler ile yüzleşme korkusu.

Eskiden olduğu gibi uzun bir yaz tatili olmayacak. Onu da geçtik diyelim, en büyük sıkıntı iş bulabilme derdi. Daha mezun olmadan herkes iş aramaya başlıyor. İşte bu zamanlarda sık kurulan cümle, “Keşke çocukluğuma geri dönebilsem, hiçbir sıkıntım olmazdı.” Neden mi? Gelecek korkusundan… Mezun olduktan sonra ben ne yapacağım korkusu bizi bu düşüncelere sevk eder.

Zaman geçiyor ve yaş ilerledikçe insanlara bir yorgunluk geliyor, zamana ayak uydurmak zor geliyor ve kendi gençliklerindeki, çocukluklarındaki günleri özlüyorlar, çünkü o zamanlar onlar için en güzel zamanlardı ve yaşadığımız dünya her geçen gün değişiyor.

Herkes hayatının bir döneminde çocukluğunu özlüyor, sonuçta çocukluğumuzda hiçbir şeyin önemi yoktu, oyun oynamanın dışında. Dışarıdaki kötülüklerden, sorunlardan, acılardan habersizdik. Birini kaybettiğimiz zaman fazla etkilenmezdik, oyun oynamaya başladığımızda dünya sadece ondan ibaret olurdu.

Ben çocukluğumu düşününce özlem duyuyorum. Çok güzel bir çocukluk yaşadım, tabi bana göre güzeldi. Sokakta oynamanın tadını çıkarttım. 2000’lerde doğanların pek bilmediği bir şey bu. Bir dönem benim en önemli varlığım tasolarımdı. Bunu herkes bilmez sanırım. Tasolar, üzerinde değişik karakterleri barındıran disk şeklinde plastik oyuncaklardı. Bu karakterler dünyaca ünlü çizgi filmlerin ya da filmlerin karakterleriydi.

Şimdi düşününce gerçekten çocukluğuma dönmek isterim. Her şey o kadar basit ve toz pembeydi ki. Ne gelecek korkusu, ne okul, ne iş tasası, ne de sevdiğim birini kaybetme korkusu. Hiçbir şey umurumda değildi, tek istediğim tasolarımla oynamak, aaa tabi bir de futbolcu kartlarım vardı, onlar ile oynamak.

Şimdi ise ailem ile bir araya geldiğimde onlar ile gülüp eğlenmek, hatta bazen, özellikle annemle, delilikler yapmak, arkadaşlarımla iken hiçbir şey düşünmeden o anın tadını çıkarmak, hatta bazen düşünmeden ani kararlar vermek…İşte bunlar beni mutlu eden şeyler, biraz da olsa çocukluğuma kendi çapımda yaptığım kaçamaklarım.

Gün geçtikçe insanlar içindeki o çocuk ruhu kaybediyor. Aslında bizlerin en değerli varlığı o çocuk ruhumuz. Hayatı bazen umursamadan yaşamak, olumsuzluklara gülüp geçmek… bunları hala yapabiliriz! Evet çocukluğumuza geri dönemeyiz, ama arada bir de olsa her şeyi bir kenara bırakıp, hiçbir şeyi düşünmeden çocuklar gibi eğlenebiliriz.

 

        
        

 

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans