Dilek Musluoğlu yazdı: Yurt dışında yaşamak

YURT dışında yaşamak ne kadar güzel bir hayal değil mi?
Peki ya o hayal gerçek olursa? Yurt dışında yaşamak çok büyük bir şans herkes için. Tabii ki bu şansın artıları da var, eksikleri de.

Yurt dışında yaşamak dediğim gibi gerçekten, ama gerçekten çok büyük bir şans. İnsanı kökten değiştiren bir adım. Öncelikle yeni bir kültür öğreniyorsunuz. O ülkenin dilini bilmek en önemlisi, ama bilmeseniz bile zamanla öğreniyorsunuz. Ancak kültürü öğrenmek çok zor, özellikle her milletten insan varsa yerleştiğiniz ülkede.

Yeni bir kültür dedim, bu çok önemli, çünkü tanıdığınız her kültür size ister istemez bir şeyler katıyor. Her kültür yeni bir dünya gibi, çünkü her ülkenin kuralları, yasaları, görgü kuralları farklı olabiliyor. Elbette benzer noktalar olabilir, ama adapte olmak biraz zaman gerektiriyor. Adapte olduktan sonra işler biraz kolaylaşıyor.

Ben bir ülkeyi tanımak için insanları izliyorum. Ne yerler, ne içerler, ne giyerler değil, birbirlerine nasıl davranıyorlar ona bakıyorum. Mesela bir parka gittiğim zaman elime kahvemi alıp çevreme bakıyorum. Küçük diyebileceğimiz bir alanda bile çok farklı kültürler görüyorum. Bunu yapmak bana çok şey kattı diyebilirim. İnsanları izlemek yeni şeyler öğretiyor, onları anlamayı kolaylaştırıyor.

Yurt dışında yaşamak yalnızca yeni bir kültür tanımanızı sağlamıyor, aileden uzakta olmak insanı ister istemez olgunlaştırıyor. Hayata farklı bir pencereden bakmayı öğreniyorsun. İnsanların dış görünüşlerine göre yargılanmamaları gerektiğini anlıyorsun.

Geçenlerde metroda yanıma bir kadın oturdu. Hava çok soğuk, ben kat kat giyinmişim. Yanıma oturan kadının ayağında yazlık bir ayakkabı, üstünde incecik bir mont var, yüzünde bir gram bile makyaj yok. Herhalde evsiz biri diye düşündüm o an. Kadın benimle sohbete başladı. Nereli olduğumu, New York’a ne zaman geldiğimi, ne yaptığımı sordu. “Burada mı yaşıyorsun” diye sorduğumda başlattı anlatmaya. New York’a 18 yıl önce bir sertifika kursu için gelmiş. Çalıştığı firma göndermiş onu kursa. New York şubesinde çalışabilmesi için bazı eksikliklerini gidermesi gerekiyormuş. Sertifikasını alıp yerleşmiş buraya, ancak büyük sıkıntılar yaşamış. Kimseyi tanımıyormuş, bir sosyal çevresi yokmuş. 5, 6 ay sonra yavaş yavaş kendine arkadaş çevresi edinmiş, zamanla işinde yükselmiş, şimdi üst düzey bir yöneticiymiş.

Çalıştığı firmanın adını vermedi, “tanınmış bir giyim firması” demekle yetindi. İster istemez gözlerim kıyafetine gitti, o da hemen anladı neden baktığımı. “Kendimi rahat hissetmem çok önemli” dedi ve devam etti: “Modaya uygun olmasa da rahat kıyafetleri tercih ederim. Ben çalışırken ne giydiğim değil, nasıl çalıştığım ve başarılı olup olmadığım önemli” dedi. Evsiz biri olduğunu düşündüğüm aklıma geldi ve yüzüm kızardı. Önyargılı olmuştum. Metrodan indiğimde kendi ülkemde böylesi bir deneyimi büyük bir olasılıkla yaşamayacağımı düşündüm. Farklı kültürlerle tanışmanın insanı zenginleştirdiği bir gerçek.

Yurt dışında yaşamanın elbette eksileri de var. Aileden uzaktasın, tanımadığın bir ülkede tek başına mücadele veriyorsun… Ama bu yaşadığın tüm zorluklara değer, çünkü yaşadığımız zorluklar bizlere bir şeyler öğretiyor, büyümemizi, olgunlaşmamızı sağlıyor.

Öğrendiğim en önemli ders ise “hayatta yapamam” düşüncesinin hiç de doğru olmadığı. İnsan isterse her şeyi yapabiliyor, yeni arkadaşlar edinebiliyor, yeni hobiler bulabiliyor, hiç tanımadığı bir ülkeyi kendi evine dönüştürebiliyor. Her ne kadar başlangıçta kendini “biraz turist” gibi hissetse de zamanla bu his azalıyor ve kendini yaşadığı yere ait hissediyor.

 

                 

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans