Ejder Köse ve Ali Durmuş: “GKA, hiçbir şekilde hak kaybına yol açmayacak”

GKA, hiçbir şekilde hak kaybına yol açmayacak Foto İnterAjansROTTERDAM (İnterAjans) – Hollanda Türk Hukukçular Birliği (HTHB) tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin vize muafiyeti karşılığı AB ile imzaladığı Geri Kabul Anlaşması’nın Avrupa’da yaşayan yasal oturum sahibi vatandaşlarla ilgili olmadığı belirtildi.

Türk Hukukçular Birliği Başkanı avukat Ejder Köse ile Başkan Yardımcısı avukat Ali Durmuş tarafından yapılan yazılı açıklamada, “16 Aralık 2013 tarihinde Türkiye ve AB tarafından imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nı vize muafiyeti süreci içinde olumlu bir adım olarak değerlendirmekteyiz. Anlaşmada bir hukukçu gözüyle bazı eksiklikler ve muğlaklıklar olmasına rağmen bu anlaşmaya ‘yetmez ama evet’ perspektifiyle yaklaşmaktayız” değerlendirmesi yapıldı.

Geri Kabul Anlaşması’nın AB ülkelerinde yasal ola­rak bulunan vatandaşlarımızı hiçbir şekilde etkilemeyeceği görüşü savunulan açıklamada, “Bir başka ifadeyle GKA, AB ülkelerinde yasal olarak ikamet eden veya çalışan vatandaşlarımızı ilgilendirme­mektedir. Geri Kabul Anlaşması sadece ikameti yasal olmayan kişilerin Türkiye tarafından hangi şartlarda geri kabul edileceğini belirtmekte. Bir kişinin yasal olup, olmaması ise, o ülkenin (Hollanda veya başka AB ülkesi) kendi iç yasaları ve mevzuatı gereği tespit edilmektedir. Yabancılar Yasası’nda herhangi bir değişikliğe yol açmamaktadır ve mevcut oturum haklarında herhangi bir kısıtlamaya da yol açmamaktadır. Bunun aksinin ima edilmesi gerçekleri yansıtmamaktadır ve hukuken doğru değildir. Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Geri Kabul Anlaşması mütekabiliyet temelinde, Türkiye’de veya AB’ye üye ülkelerden birinde, ülke­ye giriş, ülkede bulunma veya ikamet etme koşullarını sağla­mayan veya sağlayamaz duruma düşen kişilerin anlaşmada belirlenen şartlar ve kurallar çerçevesinde ilgili ülkeye geri gönderilmesini amaçlamaktadır. Bu çerçevede yasadışı yollarla AB ülkelerine giden veya bu ülkelerde bulundukları sırada yasadışı duruma düşen (örneğin, vize süresini geçiren veya oturumu herhangi gerekçeye dayanarak iptal edilen) Türk vatandaşları ve Türkiye üzerinden anlaşmaya taraf diğer ülke veya ülke grubuna geçiş yap­mış üçüncü ülke vatandaşlarının anlaşmada belirlenen şartlar ve kurallar çerçevesinde Türkiye’ye geri alınmasını temelde düzenlemektedir” ifadesinde bulunuldu.

Ejder Kose ve Ali Durmus Foto InterAjans

GKA’nın temelinin üçüncü ülke vatandaşlarının geri kabulü ve iadesiyle ilgili olduğuna vurgu yapan Türk hukukçular Köse ve Durmuş, daha sonra şunları kaydettiler: “GKA, Hollanda’da veya Avrupa’da yaşayan ve ikamet eden Türk vatandaşlarıyla ilgili değildir. Türk vatandaşlarıyla ilgili maddeler, hiçbir şekilde hak kaybına yol açmamaktadır.  Bugüne kadar zaten yasal ikamet etmeyen vatandaşlarımız yabancılar polisince yakalandıklarında, sınır dışı işlemlerine tabii tutuluyor, Türk pasaportu, nüfus cüzdanı olduğunda, hemen sınır dışı ediliyordu. Eğer bu belgeler yoksa, Türk Konsolosluğu aracılığıyla ‘seyahat belgesi-laisser passer’ alındıktan sonra, Türkiye’ye sınır dışı işlemi gerçekleşiyordu.  Böyle bir mevzuat ve uygulama zaten vardı ve Türkiye Cumhuriyeti zaten vatandaşlarını her zaman geri kabul ediyordu.  Yasal olarak ikamet (oturum izni olan) eden vatandaşlar rahat olabilirler. Herhangi bir hak kaybında (örneğin oturumun iptali halinde), açacağı davayı Hollanda’dan sürdürebilir, buradan hakkını sonuna kadar arayabilir. Bazı demeç ve basın bildirilerinde belirtildiği gibi, apar topar alıkoyma, sınır dışı edilme söz konusu değildir.  AB-Türkiye Ortaklık Hukuku’ndan kaynaklanan haklar bakımından herhangi bir kayıp olmayacağı Geri Kabul Anlaşması’nda açıkça düzenlenmiştir. Geri Kabul Anlaşması’nın 18/2. maddesinde anlaşmanın, taraflardan birinin toprak­larında yasal olarak ikamet etmiş/etmekte ya da çalışmış/ çalışmakta olanların hakları da dâhil olmak üzere, Ankara Anlaşması’nda, ilgili Ortaklık Konseyi Kararlarında ve ABAD’ın ilgili içtihadında öngörülen hak ve yükümlülüklere tam olarak saygı göstereceği belirtilmiştir. HTHB olarak özellikle anlaşmanın 18/2. maddesini olumlu buluyoruz.  Bu maddede açıkça Türkiye-AB Ortaklık Hukuku’ndan doğan haklara halel gelmeyeceği ve bu hakların saklı kaldığı ifade edilmiştir. Ayrıca özellikle anlaşmanın sonunda Ortak Deklarasyonu çok olumlu değerlendiriyoruz. Zira bu deklarasyonla akit taraflar 19 Şubat 2009 tarihli AB Adalet Divanı Mehmet Soysal kararının AB ülkelerinde uygulanması için gereken çalışmaların yapılması beyan edilmiştir. Bu deklarasyon gereği Türk işadamları ve hizmet sunucuların karar gereği tespit edilen vizesiz seyahat hakkı nihayet hayata geçirilecektir. Hukukçu olarak bu deklarasyonun mahkemelerde ilgili hak sahibi Türk vatandaşları tarafından bir dayanak olarak ileri sürülebileceğini düşünmekteyiz.”

Anlaşmanın 18/2. maddesindeki “yasal ikamet ve yasal çalışma” kavramlarını AB-Türkiye Ortaklık Hukuku çerçevesinde muğlak ve yoruma açık bulduklarını ve olumsuz değerlendirdiklerini belirten Ejder Köse ile Ali Durmuş, “Ortaklık Hukuku çerçevesinde Türk vatandaşları milli yasa ve mevzuata göre oturum/ikamet kartı veya vize olmasa bile belirli şartlara tabi olarak yasal olarak AB ülkesinde bulunma ve çalışma hakkına sahiptir. Bu durumdaki vatandaşlarımız dikkatli davranarak ikamet ve oturumuyla ilgili sorun yaşadığında yargıya başvurmalıdırlar. Bu durumda sınır dışı edilemeyecektirler. Üçüncü ülke vatandaşlarının kabul edilmesi Türkiye açısından sorunludur ve maddi külfeti de beraberinde getirmektedir. Ancak üçüncü ülke vatandaşları 3 yıl sonra kabul edilecektir ve süreç içinde AB tarafından maddi destek sağlanacaktır. Bu bağlamda bile sınır güvenliğinin geliştirilmesini ve 3 yıllık süre sonunda vize muafiyetinin uygulanmasını olumlu olarak değerlendiriyoruz” ifadesini kullandılar.
© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans