“Elbette Türkiye’yi Avrupa’nın bir parçası olarak görüyoruz”

HOLLANDA‘nın Ankara Büyükelçisi Cornelis Van Rij, ilk kez 30 yıl önce Türkiye’de diplomat olan babasını ziyaret etmek için geldiğini ve o zamandan beri buraya atanmak istediğini belirterek “Bir gün bu ülkede görev yapmak hayalimdi” dedi.

Büyükelçi Van Rij, eşi Marie-Jeanne Leontine van Rij-Duijnstee ile Ankara’daki yaşamlarını, iki ülke halkı arasındaki benzerlikleri, yoğun diplomasi gündeminde nasıl nefes aldıklarını, Eymir Gölü’nde yaptıkları yürüyüş sırasında AA muhabirine anlattı.

Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi olarak Ağustos 2015’te göreve başladığını hatırlatan Van Rij, “Bir gün bu ülkede görev yapmak hayalimdi. Hollanda ile köklü bağları nedeniyle her zaman bu ülkenin tarihine ve toplumuna ilgi duydum. Hep buraya gelmek istedim. Buraya atandığımda da çok mutlu oldum” diye konuştu.

Babası Büyükelçi Johannes Pieter van Rij’in de 1987-1991 yıllarında Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı olarak görev yaptığını, Türkiye’ye atanmak istemesinin nedenlerinden birinin de bu olduğunu söyleyen Van Rij, “Oğlum 1 yaşındayken babamı Türkiye’de ziyaret etmiştik. O ziyaretimde, bir gün burada görev yapmayı istedim ve hayalim gerçek oldu. Şimdi babama, geçen 30 yılda Ankara’da nelerin değiştiğini anlatıyorum” ifadelerini kullandı.

Van Rij, göreve başladığında Ankara’yı devasa bir gelişim göstermiş, küçük bir kentten büyük bir kente dönüşmüş halde bulduğunu söyledi.

İki kızının ve oğlunun Hollanda’da eğitim aldığını ve orada çalıştığını kaydeden Van Rij, onların da kendilerini zaman zaman ziyarete geldiklerini belirtti.

– “Yavaşlamaya ihtiyacımız var”

Yürüyüş yapmayı çok sevdiğini, yürüyüş yapmaya daha fazla fırsat bulmak istediğini ifade eden Büyükelçi Van Rij, “Yürüyüş yapabildiğimizde seçtiğimiz ve en sevdiğimiz yer genelde Eymir Gölü oluyor. Buranın dinlenmek için büyüleyici bir yer olduğunu düşünüyoruz ve sık sık arkadaşlarımızla hafta sonları geliyoruz” dedi.

Yoğun iş temposunun yorgunluğunu atmak için evde kitap okuyup müzik dinlemeyi, dostlarıyla kültür ve tarih sohbetleri yapmayı tercih ettiğini anlatan Van Rij, şehirdeki parklarda yürüyüş yapmayı da çok sevdiğini, zaman zaman eski Ankara’yı görmek için Ulus’a gittiğini söyledi.

Büyükelçi Van Rij, “Yavaşlamaya ihtiyacımız var. Telefonlar, elektronik postalar ve sosyal iletişimin her türlüsü nedeniyle çok hızlı yaşıyoruz. Zamanı durdurmak, unutmak ve dostlarla oturup, ‘zamana da zaman ayırmak’ çok önemli” diye konuştu.

– “Türkler çok çalışkan, Ankara dinamik bir kent”

Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin antik sanata, özellikle Hitit sanatına dair en iyi müzelerden biri olduğunu anımsatan Van Rij, “Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde çok etkileyici, birinci sınıf bir koleksiyon var. Bizi ziyarete gelen arkadaşlarımızı ve ailemizi bu ülkenin kültürel zenginliği hakkında ilk izlenimi edinmeleri için bu müzeye götürüyoruz. Ayrıca Agustus Tapınağı ve Roma Hamamı da bu kentin ilgi çekici birçok noktasından biri” dedi.

Ankara’nın yoğun bir kent olduğunu söyleyen Van Rij, “Türkler çok çalışkan insanlar. Her zaman bir şeyler yapıyor, üretiyorlar. Bu nedenle burası çok dinamik bir kent. İstanbul’dan küçük olsa da çok yoğun ve dinamik bir kent. Ancak ne mutlu ki İstanbul’a göre trafik sıkışıklığı daha az. Bu nedenle Ankara’yı İstanbul’a tercih ederim” diye konuştu.

Türklerin ve Hollandalıların çalışkanlıklarının birbirine benzediğini kaydeden Van Rij, “Her iki ülkede de insanlarımız çalışkan ve ciddi, vatandaşların büyük çoğunluğu hayatını ticaretten kazanıyor. Bizler tüccarız, her zaman öyle olduk. Ülkeniz de, benim ülkem de ekonomide çok aktif tüccarlar yetiştirdi. Ortak noktalarımızdan birinin bu olduğunu söyleyebilirim, insanlarımız çok gayretkeş” ifadesini kullandı.

– “Kars’tan çok etkilendim”

Şimdiye kadar İzmir, Antalya ve İstanbul’un yanı sıra Gaziantep ve Çanakkale Gelibolu’yu ziyaret ettiğini belirten Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi, “Kars’tan çok etkilendim. Uzak, ama tarihle donanmış bir kent. Olağanüstü bir manzaraya sahip, karların içinde Ağrı Dağı’nı görüyorsunuz. Yaptığım en etkileyici yolculuklardan biriydi” dedi.

– “Türk müziğinin Avrupa’nın geleneksel müziğine etkileri var”

Klasik müzik tutkunu olan Büyükelçi Van Rij, Bach, Mozart, Schubert, Schumann’ın eserlerini çok sevdiğini, ancak bir o kadar da 1940, 50 ve 60’lı yılların caz müziği ile modern caz dinlediğini söyledi. Yakın zamanda hayatını kaybeden şair ve şarkıcı Leonard Cohen’in de kendisi için ayrı bir yeri olduğunu belirten Van Rij, zaman zaman Türk müziği dinlediğini de kaydetti.

Halk müziği dinlediğini söyleyen Van Rij, “Bach ve Mozart gibi bazı Avrupalı bestecilerin Türk müziğinden büyük oranda etkilendiğini biliyorum. Bir de sizin ‘alaturka’ adında kendine özgü bir müziğiniz var. Osmanlı döneminde Türk müziğinin Avrupa’nın geleneksel müziği üzerinde etkisi olmuştur. Burada da küreselleşmenin öncü adımlarını görüyoruz. Hepimiz birbirimizden etkileniyoruz” diye konuştu.

– “Türkiye Avrupa’nın bir parçası”

Türkiye-AB ilişkilerini de değerlendiren Van Rij, “Elbette Türkiye’yi Avrupa’nın bir parçası olarak görüyoruz. Birçok Türk de Avrupa’da yaşıyor. Benim ülkemde geniş bir Türk-Hollandalı toplumu var. Benzer şekilde Belçika, Almanya ve diğer ülkeler de durum bu. İnsandan insana bağlar var. Bu, tarihimizin de bir parçası” dedi.

– Hollanda Sefiresi’nin Türkiye’de katettiği güzergah: Likya Yolu

Yürüyüş sırasında Büyükelçi Van Rij’e eşlik eden eşi Marie-Jeanne Leontine Van Rij-Duijnstee ise hem doğayı hem de yol üstünde karşılaşacağı insanları keşfetmenin en güzel yolu olarak uzak mesafelere yürümeyi çok sevdiğini söyledi.

Van Rij-Duijnstee’in katettiği mesafeler arasında, 2015’te İspanya’nın kuzey kıyısında San Sebastian’dan Santiago de Compostela kentine uzanan ünlü “Santiago Yolu” üstündeki 840 kilometrelik yol da var. Hollanda Sefiresi’nin Türkiye’de katettiği güzergah ise kızıyla 10 günde yürüdüğü Antik Likya Yolu.

– “Dolmuştan inmek için Türkçe ‘inecek var’ demeyi keşfettim”

Otuz yıl aranın ardından Ankara’ya geldiğinde edindiği ilk izlenimi “Ne kadar büyük bir şehir olmuş” sözleriyle ifade eden Van Rij- Duijnstee, “Burada bir yıl yaşadıktan sonra edindiğimiz izlenim ise şu: Burası büyük ama rahat ve samimi bir şehir. Küçük bir merkezi var, bir yerden başka bir yere gitmek kolay. Yürümeyi çok seviyorum ve burada şehir merkezine gitmek için araba kullanmaya gerek yok. Otobüse, dolmuşa biniyorum ya da sadece yürüyorum” diye konuştu.

Hollandaca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Yunanca ve İspanyolca konuşabilen ve şu sıralar Türkçe öğrenen Van Rij-Duijnstee, dolmuşa bindiğinde Türklerin kullandığı ifadeleri nasıl gözlemlediğini ise yarı İngilizce, yarı Türkçe olarak şöyle anlattı:

“İnsanların hangi ifadeleri kullandığını keşfetmek biraz zaman aldı. Mesela biri dolmuştan inmek istediğinde şoföre ne söylediğine kulak vermeye çalışıyordum. Çünkü ben ‘lütfen’ diyordum ama kimse ‘lütfen’ demiyordu. Şoför ancak beni dinlediğinde inmek istediğimi anlayabiliyordu. Ama insanlar ne diyordu, bunu keşfetmem lazımdı. Dolmuştan inmek için kullanılan ifadenin ‘Müsait bir yerde durabilir misiniz?’ olduğunu gördüm. Ancak bazıları bana inmek istediğimde daha kısa bir cümle kurabileceğimi, ‘İnecek var’ diyebileceğimi söyledi. ‘İnecek var’, evet dedim, en kısa ve doğrudan mesajı vermek gerek. Türklerin kullandığı ifadeleri öğrenmeye çalışıyorum. Mesela bir yere gitmekle ilgili olarak ‘yola düştük’ diyorsunuz. Böyle ifadeleri öğrenmeyi çok seviyorum. Bu ifadeleri kullandığımda ‘çok iyi Türkçe konuşuyorsun’ diyorlar, bu doğru değil tabii.”

– “Türkler pratik ve hedefe odaklanan insanlar”

Türklerin ve Hollandalıların gözüne çarpan en önemli ortak özelliklerinden birinin çalışkanlık olduğunu belirten Van Rij-Duijnstee, “Türkler pratik ve hedefe odaklanan insanlar. Mesela bozulan bir eşyanız varsa, bir haftada değil, bir günde bile tamir edilebilir. Çok pratik, eli çabuk ve çalışkanlar. Yolda yürüyorsanız etrafta yol çalışması, temizlik yapan, yani hep çalışan insanlar görürsünüz. Bunu çok takdir ediyoruz” diye konuştu.

Van Rij-Duijnstee, Büyükelçi Van Rij’in evlilik teklifine, bir diplomatla evlenmenin eş olarak onu desteklemeyi gerektirdiğin farkında olarak “evet” dediğini ifade ederek, elinden geldiğince eşine destek olmaya çalıştığını, bir yandan da görev aldıkları ülkelerin dilini ve kültürünü öğrenerek gönüllü çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.

 

 

AA © InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans