Ertan Torunoğulları yazdı: Harut ile Marut

SEVGİLİ okurlarımız,

Bu yazımda sizlere insanoğlunun gelişimi ve davranış biçimlerindeki değişiklere değinmeye çalışacağım. Bilindiği gibi 21. Yüzyılın bilgi ve teknoloji çağı olması dolayısıyla insanlık, bu çağda ilim, bilim ve teknoloji alanında birçok yeni buluşlara imza atmasını bildi. Bu yeni buluşlar, keşifler bizlerin yaşantısını kolaylaştırmasının yanı sıra bazen insanoğlunu tembelliğe de itebiliyor.

Yeni buluşlar bizlerin hayatlarını ve yaşam biçimimizi değiştirmekle kalmayıp, bizlere öğretilen bazı değerlerin de yozlaşmasına neden olmaktadır.

Kültürel, dini ve etik değerlerin hızlı erozyona uğradığı günümüzde insanlık, bazı değerlerine yeniden dönmeli diye düşünmekteyim. Bu yozlaşma ve yitirilen değerler, bizlerin ortak mirasıdır. Bizlere geçmişten gelen bu değerlere sahip çıkmalıyız. İnsanlık yüzyıllar evvel de zaman zaman bazı değerlerinden uzaklaşmış ve bunun faturasını acı bir biçimde ödemiştir.

Aşağıdaki hikayede bir nebze de olsa bu konuya değinmeye çalışacağım. Umarım hepimiz bu hikayeden gerekli dersi çıkarırız.

Harut ile Marut’un hikayesini anlatayım. İnsanoğlunun nefsine hakim olup olmadığını denetlemek için dünyaya gönderilen melekler, işlenen günahlardan, yapılan hatalardan, çılgınlıklardan bıkmışlar ve Allah’ın huzuruna çıkıp şikayette bulunmuşlar. Allah da meleklere, insanların sahip olduğu duyguların meleklerde olmadığını izah etmiş ama melekler, “Haşa Allah’ım, biz olsak kesinlikle günah işlemezdik” demişler.

Allah onlara, yanıldıklarını, bu duyguların çok güçlü olduğunu ve yeryüzünde insanları baştan çıkaracak türlü güzelliklerin bulunduğunu anlatmaya çalışmış, ancak melekler “Biz günah işlemezdik” demeye devam etmişler. Bunun üzerine Allah, Harut ile Marut adlı iki meleğe insanoğlundaki duyguları verip yeryüzüne göndermiş.

Harut ile Marut gündüzleri insanların arasında gezerlermiş, geceleri ism-i azam duasını okuyarak gökyüzüne çıkarlarmış.  Kimse onların melek olduğunun farkında değilmiş. İlk iki gün hiç günah işlememişler. Üçüncü gün karşılarına Zühre adında çok güzel bir kadın çıkmış. Harut ile Marut kadını görür görmez aşık olmuşlar. İkisi de kadına aşkını anlatmış ama olumlu karşılık alamamış. Zühre, kocasından boşanmak istediğini ve kim şarap içerse, puta taparsa onunla beraber olacağını söylemiş. Harut ile Marut kadının dediğini yapmışlar ama Zühre bu kez de “Her gece okuyup gök yüzüne çıktığınız duayı bana öğretin” demiş, onlar da öğretmişler bu duayı.

Zühre ism-i azam duasını okuyarak gökyüzüne çıkmış, olup biteni meleklere anlatmış. Allah da Zühre’yi ödül olarak bir yıldız yapıp gökyüzüne asmış. İşte geceleri gökyüzünde parlayan Zühre yıldızı, melekleri aldatan o güzel kadındır.  Kadın kayıp olunca Harut ile Marut ne günah işlediklerini anlayıp pişman olmuşlar ve yüce Allah’ın onları affetmesi için dua etmişler. Yüce Allah, “Cezasını ahirette mi yoksa dünyada mı çekmek istersiniz?” demiş, onlar da cezalarını dünyada çekmek istediklerini söylemişler. Yüce Allah onları bir kuyuya baş aşağı asıp, kıyamet gününe kadar azap çekmelerini buyurmuş. O tarihten beri Harut ile Marut bir kuyuda ters asılmış olarak kıyamet gününü bekliyormuş.

Ertan Torunoğulları, Edelstaal Group CEO’su

ertantorunogullari@hotmail.com

 

 

              

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans