Ertan Torunoğulları yazdı: Hayy ibn Yekzan

BİR zamanlar birbirine yakın iki ada vardı. Bu adalardan birinde insanlar yaşardı. Diğeri ise ıssız bir adaydı. İnsanların yaşadığı adada iki kişi ilimde diğerlerinden çok öndeydi. Bunlardan birinin ismi Selman, diğerinin ismi de Abbas idi. Selman sürekli insanlarla bir araya gelir, onlarla iyi diyaloglar kurardı. Selman’ın tutum ve davranışlarını çok beğendiklerinden dolayı onu Padişah yaptılar. Abbas ise insanlardan uzak dururdu ve günün birinde ıssız adaya yerleşmeye karar verdi.

Abbas gittiği ıssız adada dolaşırken orada yaşayan bir adam olduğunu gördü ve hayretler içinde kaldı. Adamın yanına gidip selam verdikten sonra adını sordu ve adam adının Hayy ibn Yekzan olduğunu söyledi. Nereli olduğunu ve bu adaya nasıl geldiğini sorduğunda Hayy ibn Yekzan, “Ben kendimi bildim bileli bu adada yalnız yaşıyorum. Anneme ve babama ne olduğunu bilmiyorum” dedi.

Abbas, Allah, din, cisim ve ruha yönelik birkaç soru sordu. Adam hepsine mantıklı cevaplar verince, Abbas çok şaşırdı ve “Sen ömrün boyunca bu ıssız adadaydın. Bu hususlarda eğitilmedin. Bir insanın bunları tek başına öğrenmesi mümkün değildir, bunları nasıl öğrendin?” diye sordu.

Hayy ibn Yekzan, “Ben eğitim görmedim ama gerçeklerin tamamını fark ettim. İnsanlar gerçekleri önce kendi cisminde görür, sonra çevresi ile ilişki kurar. Çevresini de inceledikten sonra mantığını kullanarak diğer şeyleri fark eder. İki elinin on parmağını tanıyan bir kimse, sağ ve sol elinin hangisi olduğunu da bilir. Sonra diğer konuları keşfetmeye başlar. Yeter ki gerçeği bulmak için azmetsin” dedi. Abbas, Hayy ibn Yekzan’ın kırk dokuz yıl boyunca boş durmayıp, ıssız adada gece gündüz gerçekleri keşfetmek için düşünmekle meşgul olduğunu anladı.

Abbas bir gemi buldu ve Hayy ibn Yekkaz’ı da yanına alarak Selman’ın Padişah olduğu adaya gitti. Hayy ibn Yekzan’ı örnek gösteren Abbas, düşünmenin önemini herkese anlatmak istedi. Ancak adadaki insanlar çok değişmişti. Aralarına önce soğukluk girmiş, ardından düşmanlık başlamıştı. Hayy ibn Yekzan ile Abbas bunu görünce ıssız adalarına geri dönmeye karar verdiler.

Bilim, insanların gerçekleri ve doğruları öğrenmenin önemini düşünmesini sağlar. Yeter ki isteyin.

Ülkede o kadar olaylar oluyor. Değişen o kadar çok şey var, kimseden ses yok. Marketler müşterilerin kullandığı poşetleri zorunlu olarak ücretli yaptılar ve yer yerinden oynadı. 25 kuruş için kıyamet koptu, poşet meselesi memleketin bütün sorunlarını bitirdi. Yukarıdaki hikayeden ne anlatmak istediğimi anlamışsınızdır! Poşet olayından sonra…

Ertan Torunoğulları, Edelstaal Group CEO’su

ertantorunogullari@hotmail.com

 

 

                   

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans