Ertan Torunoğulları yazdı: Hollanda dünya ticaretine yön vermeyi nasıl başardı

27 NİSAN 2017’de Hollanda Kral Günü’nü kutlarken, ben de bu ayki yazımda sizlerle Hollanda’nın 16. yüzyıldan bu günlere dek ekonomik alanda nasıl büyüdüğünü ve dünya ticaretine nasıl yön verdiğini paylaşmak istedim.

Batı Avrupa’da büyük miktarda kredi toplayabilen ve bunu özel girişimcilerine, devletlerinin emrine sunabilen karmaşık bir finansal sistemin gelişmesine tanık olundu. Bu sistem keşifleri ve fatihleri herhangi bir krallıktan veya imparatorluktan çok daha etkili şekilde finanse edebiliyordu.

16.yüzyılda İspanya Avrupa’daki en güçlü devletti ve geniş bir küresel imparatorluğa, Avrupa’nın büyük bölümüne hükmediyordu. Kuzey ve Güney Amerika gibi devasa toprakları yönetiyordu. Her yıl Amerika’dan ve Asya’dan büyük hazine filoları Sevilla ve Cadiz limanlarına dönüyorlardı. Hollanda ise İspanya Krallığı’nın toprakları arasında küçük ve rüzgârlı bir bataklıktı.

Çoğunluğu Protestan olan Hollandalılar 1568’de Katolik İspanyol efendilerine karşı ayaklandılar. İlk başta isyancılar Don Kişot gibi yenilmez değirmenlere karşı mücadele ediyor gibi görünüyorlardı. Ama Hollandalılar seksen yıl içinde hem bağımsızlıklarını kazandılar hem de okyanus yollarına hâkim olarak İspanyolların ve Portekizlilerin iktidarlığına son verdiler.

Hollanda artık Avrupa’daki en zengin devletlerdendir. Hollandalıların başarısının sırrı krediydi, çünkü büyümekte olan Avrupa finansal sisteminin İspanya Kralına güveni azalırken, Hollandalılara duyulan güveni ise arttı. Finansçılar Hollandalılara ordu ve donanma kurmalarına yetecek kadar kredi verdiler. Bu ordular ve donanmalar da Hollandalılara dünya ticaret yollarının kontrolünü ve böylelikle yüklü kârlar elde etmelerini sağladı. Bu yapılan kârlarla Hollandalılar kredilerini geri ödedikçe, finansçıların güveni daha da arttı. Amsterdam hızla sadece Avrupa’nın en önemli limanı değil, aynı zamanda kıtanın finans merkezine dönüşüyordu. Amsterdam’da Borsa kuruluyor, dünyanın ilk milyonerleri Amsterdam’a yerleşiyorlar ve dünya ticaretine buradan yön veriyorlardı.

Peki Hollanda bu ticaret ve kredi güvenini nasıl elde etti? Birincisi, aldığı kredileri zamanında ve tam geri ödeyerek. Bu konuda çok titiz davranıyorlardı. İkincisi, ülkenin hukuk sistemi bağımsızdı ve bireysel haklar, özellikle de bireysel mülkiyet hakları sıkı korunuyordu. 16. yüzyılda İspanya mahkemeleri kralın emrindeydi ve hakimler kralın istediklerini yapmadıklarında ya görevden alınıyorlardı ya da ağır cezalarla karşılaşıyorlardı.

Hollanda’da ise mahkemeler ayrı bir devlet organıydı ve ülkede herhangi bir kuruluşa bağlı değildi. Mahkemeler haksız bulduklarının malına el koyup haksızlığa uğrayanın zararının karşılanmasını sağlayabiliyorlardı. Bunu gören tüccarlar ve yatırımcılar Hollanda’ya gönül rahatlığıyla finans aktarıyorlardı. Hollandalı tüccarlar dünyada güven kazandılar. Hollanda İmparatorluğu’nu kuranlar Hollandalı tüccarları oldu.

Bugünkü Hollanda’ya baktığımızda, dünyanın birçok ülkesiyle ticari ilişkiler içinde küçük bir ülke olmasına rağmen, Avrupa’nın, dünyanın birçok ülkesine sebze, meyve, süt, çiçek ve teknoloji başta olmak üzere çeşitli ürünler ve bilgi satmakta. Hollanda günümüzde ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci tarım ihracatçısı.

 

Ertan Torunoğulları, Edelstaal Group CEO’su
ertantorunogullari@hotmail.com

 

   

 

 

 

 

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans