Ertan Torunoğulları yazdı: Kazanma hırsı

HİKAYE bu ya, Timur birçok savaşı kazandıktan sonra Hindistan’ı almaya karar vermiş. Daha önce birçok hünkarın alamadığı, Büyük İskender’in aldığı ama zehirlenerek öldüğü toprakları ele geçirmek için ordusuyla hareket eder.

Uzun yolculuktan sonra Hindistan’a yaklaşır ve bir nehrin kenarında komutanlarından mola verilmesini, askerlerin de savaşa girmeden birkaç gün dinlenmesini ister. Böylece son hazırlıklar da yapılacaktır. Nehrin karşısı artık Hint topraklarıdır.

Bir gün nehrin karşı tarafında bir gölge belirir. Nöbetçiler komutanlara, komutanlar da Timur hünkara haber verirler. Timur merak eder çıkar bakar. Gölge nehre atlar, Timur ve askerlerin bulunduğu yöne doğru yüzmeye başlar. Sudan çıkan kişi zayıf, uzun saçlı, çok esmer biridir. Timur’a doğru yürümeye başlar. Korumalar engel olmaya çalışır. Timur işaret eder “Bırakın gelsin” der.

Hintli esmer adam Timur’un yanına gelince korumalar diz çöktürür. Timur, “Ne istiyorsun, ölümü göze alarak yanıma kadar geldin” der. Adam Timur’a “Topraklarımıza girmeyin, girerseniz çok acı şeyler yaşayacaksınız” yanıtını verir.

Hintli, “Bu nasıl olacak” diyen Timur’a “Ver elini söyleyeyim” der. Timur çekine çekine elini verir. Hintli Timur’un elinin içine bakarak, bir şeyler yapar, sonra elini Timur’un eline yapıştırır ve ona “Kapat gözlerini olacakları göreceksin” der. Timur gözlerini kapatır ve kendi evini görür. Büyük bir eğlence vardır, insanlar çok mutlu ve neşelidir. Eşi ve güzeller güzeli kızı da oradadır. Bir anda kızının yere düştüğünü, insanların başına toplandığını ve karısının ağıt yaktığını görür. Timur, kızının öldüğünü anlar.

Timur sinirlenerek hemen gözünü açar. Hintli, “Gözünüzü kapatın daha devamını görmediniz” der. Timur, sonunu merak eder ve tekrar gözlerini kapatır. Bu sefer, yerine geçecek olan cesur, yiğit oğlu Ömer’i görür. Oğlu Ömer savaşmayı ve orduyu yönlendirmeyi, savaş taktikleri üzerine çalışmayı çok sever. Timur gözlerini kapatınca Ömer’in at üzerinde ordunun önünde hızlı bir şekilde ilerlediğini görür, çok gururlanır ama Ömer o an attan düşer. Arkasından gelen bütün atlılar Ömer’in üzerinden geçer ve Ömer ölür.

Timur hemen elini Hintli’nin elinden çeker ve komutanlarına “Bunun kellesini alın” der. Yüzü bembeyaz kesilen Timur’u gören Molla, “Yapmayın efendim ne olur” der. Timur gördüklerini anlatır. Molla, “Efendim bunlara inanmayın, bu adam bir sihirbaz, sizi etkilemeye çalışıyor” der. Timur komutanlarına, Hintli’yi yeniden huzuruna getirmelerini söyler ve Hintliye “Molla senin için sihirbaz diyor, sen onun için ne görüyorsun” diye sorar. Hintli, “Versin elini, ne olacağını kendisi görsün” yanıtını verir. Molla elini uzatır ve gözünü kapatınca, kendini cellat olarak görür. Elinde kılıç vardır, üstü başı kan içindedir ve delirmiş bir haldedir. Gözünü açtığında Timur ne gördüğünü sorar. Molla gördüklerini anlatır. Timur güler, “Sen din adamısın, karıncayı bile incitemezsin” der.

Timur komutanlarına, “Hintli’yi öldürmeyin, yarın Hint topraklarına gireceğiz, kendisi görsün dedikleri bakalım gerçekleşecek mi” der. Ertesi gün Timur ordusuyla nehri geçip Hint topraklarına girer ve yağmalaya yağmalaya ilerler. İlk mola yerinde, ülkeden gelen habercilerin olduğunu ve huzuruna çıkmayı beklediklerini söylerler. Timur habercileri kabul eder. Habercilerin yüz ifadesinden haberlerin kötü olduğunu anlar. “Hemen söyleyin” der Timur, “Haber nedir?” Haberciler, dünyalar güzeli kızının amansız bir hastalığa yakalandığını ve öldüğünü söylerler. Bunu duyan Timur komutanlarına emir verir, “Yarın ne kadar Hintli varsa meydana toplayın.” Daha önce esir alınan Hintliler askerler arasında köle olarak paylaşılmıştır. Timur, “Emrim o ki, herkes kölesi ve esiri olan bütün Hintlileri öldürecek, yapmayanın kellesini alırım” der.

Yanında olan Mollayı telaş alır, çünkü onun da 15 Hintli kölesi vardır. Eğer öldürmezse kendi kellesi gidecektir ve büyük bir telaş içindedir. Kölelerini alıp Timur’un çadırına gider ve hepsinin elini bağlayıp diz çöktürür. Elindeki bıçakla etraflarında durmadan döner ama bir türlü öldürme girişiminde bulunamaz. Timur’un çadırdan çıkıp kendisine baktığını görünce ilk kölesinin boğazını keser. Üstüne kan sıçrayınca panikle delicesine bütün kölelerine saldırır ve hepsini öldürür. Sonra da ölülerin etrafında dans etmeye ve bağırmaya başlar. Timur korumalarına Molla’yı tutup bağlamalarını söyler. Olup biten her şeyi gören Hintli, Timur’a, “Bak Molla bir karıncayı bile incitemez diyordun? Nasıl cellat oldu?” der. Timur gittikçe Hintli’den korkmaya ve çekinmeye başlar. İki söylediği şeyler çıktı acaba oğlum için söylediği de çıkar mı diye telaşlanır. Komutanlarını toplar ve “Yarın Hindistan’ın başkentine saldıracağız ve işimizi bitirip ülkemize döneceğiz” der.

Bir gün sonra büyük savaş başlar. Hintliler fillerle Timur’un askerlerine saldırırlar. Askerler daha önce fil görmedikleri için telaşla ilk 3 gün geri çekilirler ve yenilgi paniği başlar. Timur çadırına kapanıp ne yapacağını düşünür. Komutanlar da çadır dışında Timur’un bulacağı çözümü merakla beklerler. Timur dördüncü gün komutanlarını çağırır ve sorar: “Elimizde kaç deve var?” Komutanlar bu soruya şaşırsalar da Timur’un dediğini yaparlar ve ertesi gün bütün develeri savaş meydanına getirirler. Timur sırtına yüklediği çalı çırpıyı ateşe verdiği develeri fillerin üzerine salar.

Yanan çalıları ve develeri gören filler ürkerek kaçmaya başlarlar. Kaçarken de çok sayıda Hint askerini ezerler. Bu kargaşada saldırı emrini veren Timur, Hintlileri yenmeyi başarır.

Timur başkente girip ne kadar altın ve değerli eşya varsa toplanmasını ister. Zafer meydanını dolaşırken Timur ülkeden gelen habercileri görür ve yine kötü bir haberle geldiklerini anlar. “Ömer’e bir şey mi oldu” diye sorar. Evet, yiğit oğlu ölmüştür, hem de Hintli’nin anlattığı şekilde. Timur yıkılır ve komutanlarına bütün Hintlileri, çoluk çocuk, genç yaşlı demeden meydana toplatmaları emrini verir ve onları atlarla çiğneterek öldürtür.

Timur, Hintli’yi ceza olarak Mollanın çadırına yollar. Çıldıran Molla bir zincire bağlı olarak kalmaktadır çadırda. Timur, Molla’nın ellerinin çözülmesi ve çadırdan kimsenin çıkmasına izin verilmemesi emrini verir. Hintli, Molla tarafından çadırda öldürülür.

Timur ise komutanlarına, “Geldik Hindistan’ı aldık, yarın dönüyoruz. Elimizde ne var? Hiçbir şey. Ne kazandır, neleri kaybettik?” der.

Değerli İnterAjans okurları,

Bu hikayeden anlaşılacağı gibi, insanoğlu bazen hedefine ulaşmak için sonradan pişmanlık duyacağı olaylara karışabilir. Hedeflediğimize ulaşma uğruna çevremize ve sevdiklerimize zarar verebiliriz. Kazanma hırsı, sonradan pişman olacağımız şeyler yapmaya sebep olmamalıdır. Sonradan “keşke” dememek için adımlarımızı daha dikkatli atmalı ve davranışlarımızı ona göre ayarlamalıyız. “Bizi zafere götüren yolda yapılan her şey mubahtır” dememeliyiz.

 

Ertan Torunoğulları, Edelstaal Group CEO’su

ertantorunogullari@hotmail.com

 

 

                     ©

 

InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans