Ertan Torunoğulları yazıyor: Büyük başarılara o zaman imza atarız…

ERTAN TORUNOGULLARI BUYUK BASARILARA O ZAMAN IMZA ATARIZMerhaba değerli İnterAjans okurları,

Bu ayki yazımda sizlerle futbol hakkında bazı gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.

Böyle bir yazı yazmak gereğini neden mi duydum?

Bir futbolsever olarak Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasındaki müsabakayı izledikten sonra, duygularımı siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim. 75 milyon futbol sevdalısı bir ülke olarak nerede hata yapıyoruz acaba?

İzlanda, Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler bile bizi yeniyorlar. İzlanda’nın bütün nüfusunu toplasanız ancak bir ilimiz kadar olur. Onların Milli Futbol Takımı’nda oynayanların ücretlerini toplasanız bizim bir oyuncumuzun kazancı bile yapmaz. Hatanın nerede olabileceği konusunda birkaç örnek vermek istiyorum.

Almanya Milli Takım Teknik Direktörü Joachim Löw, kullandığı arabayla trafik kazası yapar, polis gelir ve suçlu bulduğu hocanın ehliyetine geçici olarak el koyar. Bu duruma Löw ne itiraz eder, ne de görevli polise ‘Ya ben Alman Milli takımının hocasıyım. Ben Almanya’yı dünya şampiyonu yaptım. Brezilya gibi bir futbol devini evinde 7-1 yendim. Sen bana nasıl ceza yazarsın’ der.

Polis memurları Alman teknik adama kıyak geçmezler, görevlerini yaparlar.

Peki soruyorum sevgili dostlar. Acaba bu olay bizim ülkemiz Türkiye’de olsaydı, bizim Milli Takım Dünya birincisi olsaydı, Brezilya’yı 7-1 yenseydi, merak ediyorum , hangi memur bizim hocaya ceza yazardı? Yazdı diyelim, kaç bakan, kaç emniyet amiri araya girerdi cezanın kaldırılması için? O cezayı yazan memur veya memurlarımız acaba kendilerini ülkenin hangi ücra köşesinde bulurlardı?

Şunu da belirteyim: Löw Fenerbahçe’de bir müddet hocalık yapmış ve bir sezonu tamamlamadan gönderilmişti.

Şimdi ülkemizde futbol niye gelişmiyor derseniz, bunun bir çok nedenleri var. Ülkemizde herkes adeta futbol uzmanı, futbol profesörü. Hafta sonu televizyon kanallarındaki spor programlarına bakın, sanırsın futbolu onlar icat etmiş.

Televizyonda oturup konuşmak ve yorum yapmak elbette gayet kolay. Madem futbolu çok çok iyi biliyorsunuz, o zaman sorumluluk alın, sahalara inin, bildiklerinizi orada uygulayın, Türk futboluna yeni yetenekler, yeni gençler kazandırın. Ama onlar bunu yapmazlar, yapamazlar.

Yapmazlar çünkü, sahaya inmek sorumluluk ister. Ekstradan çalışmak ve koşturmak ister. Yapmazlar çünkü işin en kolay yolunu bulmuşlar, televizyon kanallarından yüksek maaşlar ve primler alıyorlar. Oturdukları yerden istedikleri oyuncuları, istedikleri kulüpleri eleştiri yağmuruna tutuyorlar.

Nasıl olsa karşısındakinin genelde cevap verme hakkı yok.
Bu olayın televizyon ve medya kısmı.
Olayın bir de federasyon kısmı var.

Daha önce başkanı olduğu kulübü milyon dolar borca sokan, kulübü iflas noktasına getiren, UEFA’ ya sahte belge düzenleyen şahsı, biz ülke olarak getirip federasyon başkanı yaptık. Onu ve arkadaşlarını herhalde federasyonu da batırması için getirdiler.

Olayın teknik adam yönüne gelince, burada olay daha vahim boyutlarda.
Bu işten çok yüklü paralar alan Hoca’nın Bodrum’da yaşayıp, ayda birkaç gün takımın başına geçmesiyle başarı gelmez.

Milli Takım Hocası Sayın Fatih Terim’e sormak lazım, kendisi uzun yıllardır hocalık yapıyor, acaba yanında şimdiye kadar kaç hoca yetiştirdi?

Futbolu çok bilen Terimciler, Milli Takım’dan göndermek için her türlü yorumu yaptığınız Şenol Güneş’in, Ersun Yanal’ın, Abdullah Avcı’nın ne günahı vardı? Fatih Hoca geldi de acaba ne değişti? Sonuç hüsran.

Gelelim olayın seyirci kısmına. Yabancı futbolculara gösterdiğimiz sabrı ve sevgiyi acaba yerli futbolcuya gösteriyor muyuz?
Melo’yu çağırıp alkışlayan seyirci, maalesef kendi yerli futbolcusuna her türlü hakareti yapıyor, küfür ediyor ve futbolcuyu soyunma odasına yolluyor.
Ve sonra ‘Türk futbolu niye gelişmiyor?’ diyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Chelsea- Beşiktaş maçı için İngiltere’ye gitmiştim. Orada BJK yöneticileriyle beraber Chelsea Futbol Akademisini ziyaret ettik. Akademi 140 bin metrekare arazi üzerine inşa edilmiş, 30 futbol sahası var, içinde futbolla ilgili ne ararsanız bulunuyor.

Acaba bizim hangi büyük kulübümüzde böyle bir akademi var?
Bizim ülkemizde herkes futbol uzmanı!
Dünyanın saygı gösterdiği büyük hocalarını ülkemize getirmiş, onları daha sonra sezonu doldurmadan geri göndermişiz. Aşağıda isimlerini saydığım bu saygın isimler buna örnektir.

Del Bosque, Löw, Hiddink, Schuster, Aragones, Mancini bu saygın isimlerden birkaçı. Bu hocaların hepsinin kariyerleri kupalarla dolu.
Bizim uzmanlara ve bizim yorumculara göre de bu hocalar futbolu bilmiyorlar!

Ne zaman ben değil de biz deriz, o zaman ülke olarak büyük başarılara ve ulaşmak istediğimiz tüm hedeflere ulaşırız.

 

Ertan Torunoğulları, Edelstaal Group Yönetim Kurulu Üyesi

 ertantorunogullari@hotmail.com

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans