Halit Çelikbudak yazdı: Bunları da konuşmalıyız…

1933’te Darülfünun kapatılıp İstanbul Üniversitesi kurulur. Almanya’dan profesörler çağrılır… Örneğin Fen Fakültesi Matematik Bölümü’ne dünyanın önde gelen profesörleri Berlin’den Richard von Mises, Göttingen’den Wilhelm Prager, Berlin’den Hilda Geiringer davet edilir. Bu profesörlere 500-600 Lira gibi yüksek maaşlar teklif edilir… Yeter ki gelip öğretsinler… (Örnek: O zamanlar milletvekili maaşı 100 lira, memur maaşı 30-40 lira)

Von Mises teorik alanda, Geiringer olasılık hesabı ve akışkanlar mekaniği, Prager elastisite, uygulamalı matematikte dünyaca ünlüdür… Türkiye’de üç dört yıl kalıp ABD’ye giderler… ABD’yi bu alanlarda ön sıralara taşırlar… Bunların Türkiye’deki öğrencileri ne yapmış ???

ODTÜ’de matematikçi Cahit Arf, benim de hocam olan fizikçi Erdal İnönü’ye şöyle bir itirafta bulunmuş. “Biz, o zaman bu profesörlerden yararlanabilirdik. Ama yapamadık. Von Mises’le çalışmak yerine, ben de Ratip de, onunla aynı düzeyde olduğumuzu gösterme çabası içine girdik, iyi bir işbirliği yapamadık. Oysa Polonyalılar, Fransızlarla işbirliği yaparak Polonya’da fonksiyonel analiz konusunda özgün bir ekol kurdular. Biz de öncü olarak ortaya çıkabilirdik, bu fırsatı kaçırdık”

Biz bunları konuşmuyoruz… Nerede hata yaptık… Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük öngörüsüyle çağrılan bu Alman profesörlerden niye yararlanamadık… Onların öğrencileri Türkiye’yi niye daha ileri seviyelere taşıyamadı… Onların öğrencileri olup sonradan profesör olanlar bilimsel çalışma yerine “Filan Alman benim hocamdı… Şöyle iyi adamdı” teraneleriyle niye insanları oyalamış… Niye Türkiye’yi matematikte dünyanın ön sıralarına taşımamışlar… Siyasetten fırsat bulup bunları konuşmalıyız…

 

Elektronik posta: hcelikbudak@gmail.com

 

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.          

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans