Halit Çelikbudak yazdı: Dernekçilik…

DÜNYADA teknolojik alanda yaşanan baş döndürücü gelişmenin toplumsal ve siyasal alanda önemli dönüşümler yaşanmasına yol açmadığı düşünülemez… Bu dönüşümlerle birlikte yaşanan toplumu anlamak, incelemek veya kavrayabilmek için kullanılan kavramların da içeriği değişmekte… Bu kavramlar arasında toplumun çeşitli gruplarını temsil biçimleri de var… Dolayısıyla temsil kavramı da içerik değiştirmekte…

* * *

Almanya’da yaşadığım için konuyu Almanya ile sınırlı tutuyorum ama Hollanda’da da çok farklı olacağını sanmıyorum. Bugün Almanya’da Türkiye’den gelenlerin/kökenlilerin kurduğu/yönettiği çoğu cami derneği olmak üzere üç bine yakın dernek olduğu söyleniyor. Yani modern deyim ile sivil toplum kuruluşları… Bunlar demokratik çoğulcu toplumların vazgeçilmezleri… Temsil ettikleri kişi, grup veya grupların dünya görüşlerini, taleplerini veya çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar doğal olarak… Dernekçilik Almanya’da geleneksel bir örgütlenme biçimi… Türkiye’den gelenlerin Almanya’da kurduğu/yönettiği derneklerin sayısı da bir hayli fazla…

* * *

Bunlara yakından bakılınca genelde bölük pörçük sorunlu bir tablo ile karşılaşılıyor… Hedefi bir cami yaptırmak veya mevcut camiyi yaşatmak olan cami dernekleri, hemen her mahallede olup hedefi kendilerinin dışındaki diğer tüm girişimcileri eğitmek, Almanya ile Türkiye arasındaki ticareti artırmak gibi ülkelerin veya bakanlıkların üstesinden gelemediği işlere soyunan işadamları dernekleri, dostluğa çok önem veren Türk-Alman Dostluk Dernekleri, kültüre çok ağırlık veren Türk-Alman Kültür Dernekleri, gece gündüz Türkiye’den geldiği yeri düşünenlerin bir araya geldiği hemşeri dernekleri, taraftarı olduğu Türkiye’deki futbol takımının şampiyon olmasını isteyen futbol dernekleri, Türkiye’den geldiği kasabayı dünya metropolü Alman kentiyle kardeş şehir yapmayı başaranların kurduğu kardeş şehir dernekleri…  İlk akla gelenlerden örnekler bunlar… Derneklerin faaliyet göstermeye çalıştıkları alanlar sayılamayacak kadar çok… Bunlara ilaveten spor dernekleri, akademisyenlerin, öğrencilerin, öğretmenlerin kurdukları dernekler var… Federasyon ve çatı kuruluşları var… Tablo bu…

* * *

Günümüzde iletişim ve sosyal medyanın geldiği nokta itibariyle bu sivil toplum kuruluşlarının (derneklerin) işlevi de ister istemez hızla değişiyor. Bilginin kolay ulaşılabilir ve yayılır olması buralara katılımı veya bunların seslerini duyurmalarını kolaylaştırıyor olmasını gerektirir. Bu derneklerin  üyeleriyle iletişimi daha interaktif ve kolay hale geldi. Bu da onların gücünü artırıcı bir etken olmalı… Oysa yakından bakınca bunun böyle olmadığı görülüyor. Bunlar arasında ciddi, etkin çalışmalar yapan dernekler/çatı kuruluşları muhakkak ki var. Bunların sayısı çok da fazla değil… Geri kalan büyük bir çoğunluğunun etkisi yok gibi…  Pek bu etkiyi nasıl ölçeriz… İlk bakışta bu derneklerin temsil ettikleri grubun taleplerini, beklentilerini,  yerel ya da eyalet, federal bürokrasiye, siyasi partilere nasıl ve ne şekilde ilettiklerine, bu taleplerin buralarda veya toplumda ne kadar karşılık bulduğuna veya uygulamaya ne kadar geçirildiğine bakmalıyız.

* * *

Dernekçilik, para karşılığı olmayan, gönüllü yapılan, kişisel fedakarlıklar isteyen bir görev… Ama yola çıkılan hedefe ulaşılmak için bir organizasyon gerekiyorsa, bunun için yönetim becerisi, etki yaratma, performans, kontrol gibi etkenler gerekir. Yakından bakınca birçoğunda hedefe ulaşmak için ne insan, ne finans kaynağı, ne de organizasyon becerisi var. Göreve talip olanlar az… Yönetim bir süre sonra ya bir veya birkaç kişinin tekelinde veya belirli grubun kendi arasında el değiştiren kast sistemine dönüşüyor. Derneğe hiçbir katkısı olmayacak kişiler sırf kalabalık gözükmesi için üye/yönetici yapılıyor.

* * *

Bu yapısal sorunlara ilaveten dışsal sorunlar da var. Bunların bir bölümü sadece temsil ettikleri grubu/grupları değil de tüm Türkiye’den gelenleri temsil ettikleri kanısına kapılıyor. Bu hatalı hedef büyütmenin yanı sıra bir bölümün de amacının ne olduğu net olarak anlaşılmıyor. Birbirleriyle çelişebilecek çok sayıda hedefin aynı anda elde edilmeye çalışıldığı örneklere sıkça rastlanıyor. Bu sorunlara çare olarak önce bir mantalite değişikliği gerek gibi gözüküyor.

* * *

Diğer bir sorun ise veri yokluğu… Almanya’da yaşayan Türkiye kökenliler hakkında yeterli ve sürekli bilgi yok… Mevcut bilgiler de kısıtlı… Ya da Alman kurum veya makamlar tarafından belirli bir amaç için yapılmış araştırmalar. Bu yüzden AB Komisyonu’nun yıllardır yaptığı Eurobarometre gibi bir çalışmaya ihtiyaç var… Böylelikle Türkiye kökenlilerin değişen talepleri belirli aralıklarla tespit edilmeli…  Bu çalışma sadece Türkiye kökenlileri tanımaya, anlamaya veya sorunlarının çözümüne yardımcı olmakla kalmayacak, binlerce derneğin çalışmasına da ışık tutacaktır. Bu konuda çatı kuruluşları/dernekler tarafsız bilimsel bir merkez kurulması için ortak bir çalışma yapabilirler… İnandırıcılığını yitirmiş derneklerin faaliyetleri temsil ettiği gruba/gruplara faydadan çok zarar vereceği muhakkaktır.

 

Elektronik posta: hcelikbudak@gmail.com

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans