Halit Çelikbudak yazdı: Hız kültürü hayatı sığlaştırıyor

EĞER bir şekilde çalışmak zorunda değilseniz, şüphesiz ki haftanın en keyifli günü pazar günüdür… Hafta içinin yoğun çalışma temposundan uzak, dinlenmeye ayrılmış keyifli bir gün… Pazar günleri insanın sevdiklerine, yakın arkadaşlarına attıkları günaydın, iyi dilek veya eşe, sevgiliye ‘seni seviyorum’ mesajları sanırım mesajı alanlara da ayrı bir keyif verir… ‘Modern hayatın  keşmekeşi içinde  sevdiklerine, kendi ruhuna  vakit ayırabilen, anın getirdiği imkanları layıkıyla değerlendirebilen kaç kişi kaldı şu dünyada…‘Prof. Dr. Kemal Sayar yazıyor ‘Yavaşla – Bu Dünyadan Bir Defa Geçeceksin’ isimli kitabında böyle diyor….

* * * *

Hız kültürü hayatı sığlaştırıyor… Hayat, iş, ev, alışveriş üçgeninde geçerken durup düşünmeyi, sevdiği bir insanın yüzüne bakmayı unutuyor insan sanırım… İnsanlar giderek yalnızlaşıyor… Etrafınıza şöyle dikkatlice bir bakın, kaç kişi karşıdakini dikkatle dinliyor… Cep telefonunun sesi, hayatın telaşı, candan bir konuşmayı giderek imkansız hale getiriyor… Modern uygarlık eşyadan, maldan, mülkten yana zengin ama zamandan yana yoksul bireyler üretiyor…

* * * *

Sevgiliye, eşe mesaj deyince değerli dostum Mario Levi’nin gönderdiği yazı aklıma geldi… Mario, benim de arasıra yazdığım haftalık Oksijen gazetesinde bu haftaki yazısını gönderdi… ‘Aşk, ateş denizini mumdan bir gemiyle geçmek midir…’ diyor yazısında… Şeyh Galip’in ‘Hüsn-ü Aşk’ını yazmış… Güzellik ve Aşk demek… Hüsn (Güzellik) isminde bir kız ile Aşk isminde bir erkeğin aşkını anlatan, tasavvufi bir konu… Şeyh Galip Divan Edebiyatı’nın son büyük şairi… 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı’nın son büyük şairi 24 yaşındayken  iki bin onbir beyitten meydana gelmiş bir manzum eser yazmış… Altı ayda yazmış… Delikanlının gönül verdiği kız uğruna yaptığı tehlikeli ve meşakkatli yolculuk sanırım daha kısa anlatılamazdı…

* * * *

Kendisinden, kıza kavuşması için Kalb diyarından Kimya’yı getirmesi istenmiştir bir kere… Dizeler akar… Nerelerden, nasıl geçtiğini zaman zaman duygulanarak zaman zaman da tüylerimiz ürpererek görürüz… Neler yoktur ki bu yolda… Bin başlı rengarenk bir ejderha, bir matem sarayı, bin yıllık bir gam harabesi, cinler, devler, cadılar, gulyabaniler, kapkaranlık geceler, geçilemez bilinen çöller… Sonra o unutulmaz imge… Gün gelir, yolculuk biter. Aşk, en nihayet gelmesi gereken yere gelecektir.

* * * *

Dünya Anadil Günü… Önemli bir gün..   Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, 2000’de 21 Şubat’ı Dünya Anadil Günü ilan etmişti… Dünyada dilsel çeşitliliğin en yüksek olduğu ülke Papua Yeni Gine’ymiş…  Nüfusu 8 milyondan biraz fazla olan ülkede 800’den fazla dil konuşuluyormuş… Allah kolaylık versin… Bir insanın dil edimini nasıl kazandığı biyolojik, felsefi bir konu…  Başlayınca bitmek bilmeyen bir konu… ‘Rüya gördüğün, düşündüğün, hatta başka dillerdeki düşünceleri bile fark etmeden çevirdiğin dil anadilindir’ deniliyor… Bu konuyu yarın irdeleyelim… Yazar Ahmet Haşim’in sevgilisiyle İstanbul Moda, Fenerbahçe’de gezintisini de anlatacaktım… Gelecek yazılarda….

HALİT ÇELİKBUDAK
hcelikbudak@gmail.com

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2022 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Content is protected !!