Halit Çelikbudak yazdı: Pazartesi yazıları (5) Sanata değer biçmek…

SANAT eserleri müzayedesinde hiç bulundunuz mu veya müzayedeye katıldınız mı bilmiyorum… Bilenler bilir… ‘Müzayede’, ‘mezat’ ya da ‘açık artırma’, taşınır ya da taşınmaz malların en yüksek meblağı teklif eden kişiye satıldığı bir satış yöntemi… Müzayedeyi yönetene de ‘münadi’ deniyor…

İstanbul’da kısa bir süre önce bir müzayedeye katıldım… ‘Sanat eserleri müzayedesi…’ Değerli bir koleksiyona sahip bir işadamı dostum, gazeteci Yalçın Bayer ve nümizmat emekli savcı Altan Günaydın ile gittik.

İstanbul’da lüks bir otelin salonundaydı… Katılımcılar salonda yerini aldı. Kapıda beliren münadi Ekber Ant, yavaş ama emin adımlarla kürsüye çıktı.  Adeta ufuklara bakar gibi gözlerini kıstı, salondaki katılımcıları önden arkaya, sağdan sola süzdü. Telefonla katılımcıları yönetecek kişiye de dönüp başını hafif öne eğerek ‘tamam’ işaretini verdi. Hafifçe gonga vurarak başlattı.

Münadi, numarasını söylüyor, eserin görüntüsü perdeye aksettiriliyor… Bayrak kaldırıp artıranlar, telefonla katılanlar, sonunda ‘Saaat… tım’ ve ardından kısa bir çekiç vuruşu… Tahayyül edin… Sanki ‘Dostoyevski’ romanındayız, herkes de birer roman kahramanı… Birkaç kişi bir eser için  kılıçlarını çekiyor, kısa süren bir kılıç şangırtısı, sonunda biri kazanıyor… Tabii bunlar bayrakla oluyor… Ortalık sakinleşiyor, münadi bir sonraki esere geçiyor… Müzayedeki her eseri ve satış fiyatını yazmak tabii ki mümkün değil… Sayfalar tutar… Gereği yok…

İstanbul Nişantaşı’ndaki ‘İstanbulMüzayede’ tarafından düzenlenmiş… Sahibi Uğur Yeğin ile kısa bir sohbet ettim sonra… Yeğin, pul ve posta tarihiyle başladığı koleksiyon merakını zamanla kartpostal ve fotoğraf üzerinde yoğunlaştırmış bir koleksiyoncu… Bankacılık mesleğini seçmiş ama  daha sonra bırakıp müzayedeciliğe soyunmuş… Yeğin’in müzayede katalogları bile koleksiyoncular hatta sanat tarihçileri için önemli bir kaynak olarak niteleniyor…

Müzayedede ‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ait 23×16.5 cm ebatında bir fotoğraf da vardı. Atatürk’ün 29 Aralık 1924 tarihli ‘Kazım Özalp Paşa’ya ithaflı ve imzalı fotoğrafı büyük çekişme sonunda 80 bin Lira’ya acılı buldu. Katma Değer vergisiyle yüz bin lirayı geçti değeri… Ünlü bir sanayici aileye temsilen geldiği fısıldanan bir katılımcı ile diğer bir katılımcı arasındaki artırım epey çekişmeli geçti. Sanayici ailenin temsilcisi nedense alamadı/almadı. Tablolar arasında ise 1842-1913 arasında yaşayan ressam ‘Süleyman Seyyid Bey’e ait imzalı bir soyulmuş portakal tablosu ise 200 bin Lira’ya acılı buldu…

Müzayededen karmaşık duygularla ayrıldım… Yiyeceğin, içeceğin, otomobilin hatta bir apartman dairesinin değerini kesin olmasa bile belirleyebiliyoruz… Maliyet, kazanç, arz, talep dengesi… Ama bir sanat eserini önemli kılan nedir…  Eserlerin değerlerini kim belirliyor… Sanat tarihçileri mi, koleksiyonerler mi, sanatçının kendisi mi, eleştirmenler mi, müzeler mi, müzayede evleri mi… Sanatseverlerin payı var mı bu karar mekanizmasında… Eğer bir mekanizma varsa bu her ülkede her toplumda her coğrafyada aynı şekilde mi işliyor… Mesela Norveçli ekspresyonist ressam Edvard Munch’un ‘Çığlık’ isimli tablosu yansıttığı duygu nedeniyle mi bu kadar değerli… 84×66 cm tablo 120 milyon dolara satılmıştı… Bunu Yeğin’e de sordum ama verdiği cevabı anlatmak sayfalar alır…

Müzayedeye beraber gittiğimiz koleksiyoncu dostum da üç eser aldı… Daha çok Osmanlı dönemine ait… Fiyatları ve eserleri yazmıyorum… Koleksiyonculuğun bir tutkunun tezahürü olduğunu bir kez daha gördüm.

Halit ÇELİKBUDAK
hcelikbudak@gmail.com

 

               

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans