Halit Çelikbudak yazdı: Yıllar geçip gidiyor

BİR yılı daha geride bıraktık. Kayınvalidem, her yıl olduğu gibi geçen haftalarda hep ‘Yine bir sene hızla geçti’ diyordu… Aslında kayınvalidem için yaz mevsimi geçince sanki yıl hızla bitmek üzere… Onun bu düşüncesine karşı koymak mümkün değil. İnsanlar ileri yaşlara gelince zamanın daha çabuk geçtiğini düşünürler. Gerçi ileri yaş kavramı da değişti… Şair Cahit Sıtkı Tarancı, 1946’da yazdığı  ‘Otuz Beş Yaş Şiiri’nde ‘Yaş otuz beş, yolun yarısı eder / Dante gibi ortasındayız ömrün’ diyor. O dönemlerde belki öyleydi. Ama zamanla durum değişti. Son zamanlarda 50’li yaşlara kadar kaydı. Hayal bu ya… Tarancı yeni bir 35 yaş şiiri yazsa belki de bu kez ‘Yaş 50 yolun yarısı eder’ yazacaktır…

* * *

Zaman kavramının niye değiştiği bilim adamlarınca hep araştırılmış… Sonunda ortaya ne çıkmış bilmiyorum ama Alman felsefeci Immanuel Kant bu konuda şöyle demiş… ‘Zaman sessiz bir testeredir’ … Herhalde zamanın sessizce ağır ağır akıp gittiğini anlatmak istemiş… İnsanlarda zamanın hep hızlı akıp gittiği düşüncesi de ağır basıyor… Bu her şeyin sonsuza kadar devam etmeyeceği bilincinin baskın olmasından kaynaklanıyor bu herhalde…

* * *

İnsanlar muhtemelen yapmak istedikleri şeyler için zamanın daraldığı düşüncesine de kapılıyor… Bana göre bu yaş ile ilgili bir teori… Genç yaşlarda bir yıl sanki bir türlü bitmeyecek gibi uzun gelirken ileri yaşlarda göreceli olarak kısa geliyor. Hangi teori geçerli olursa olsun zaman durmuyor. Velhasıl bazıları için zaman hızla akıp gidiyor, bazıları için sanki geçmek bilmiyor. Ama ne olursa olsun, zamanı nasıl algılarsak algılayalım hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar değerli…

* * *

Yeni yıla girerken hep akıp geçen zamandan söz ederiz… Eşimize, çocuklarımıza, sevdiklerimize niye daha çok vakit ayırmadığımızdan yakınırız… ‘Speed auf der Suche nach der verlorenen Zeit’ (Kaybolan zamanın peşinde hız) isimli bir Alman filmi var. Film 2012’de Alman belgeselci rejisör Florian Opitz tarafından çevrilmiş. Alman rejisör Opitz, oğlu doğunca ailesine daha çok zaman ayırmak istemiş. Bakmış olmuyor. Niçin olmuyor sorusuna filmde cevap aramış.

* * *

Yeni teknolojiler, modern iletişim araçlarıyla daha çok zaman kazanmamız gerekirken zaman darlığından niye planladıklarımızı yapamadığımızı araştırmış. Hızımızı niye teknoloji belirliyor… Kendimize, ailemize niye istediğimiz kadar zaman ayıramıyoruz… Filmde borsacıdan, firma danışmanına, aktörlere, hemşirelere, pilotlara, çiftçilere ve daha birçok kişiyle görüşülmüş. Kayıp zamanın peşine düşülmüş… Herkesin gerekçesi farklı… Sanırım sizin de gerekçeniz farklıdır… Almanca bilenlerin bulup izlemesini tavsiye ederim.

* * * *

Zaman dönüşü olmayan bir yol gibi… Zamanı geri döndürmek mümkün değil… Mutlaka duymuşsunuzdur… ‘Zamanı dondurmak’ diye bir deyim var. Bu deyim daha çok fotoğrafçılar tarafından kullanılıyor… Fotoğrafın çekildiği anı tasvir etmek için ‘Zamanı dondurduk’ diyorlar. Bazen de hayret edilecek bir olayla karşı karşıya kalınca sanki zaman bir an için durmuş gibi ‘Şaşkınlıktan donup kaldı’ derler… Halbuki bunların hepsi avuntu bence…

* * *

Zaman ne donuyor, ne de geri dönüyor. Yıllarca önce ‘hat sanatı sergisi’nin açılışı için rahmetli işadamı Sakıp Sabancı Frankfurt’a gelmişti… Serginin açılış töreni öncesi müzedeki kafede oturup baş başa sohbet imkanı bulmuştum. İçtenlikle konuşuyordu. Sohbetimizde dikkatimi çeken şey hep onun vurguladığı zaman kavramıydı… Yapmak istediği çok şey vardı… Ama sohbetimizde hep ‘Ben zaman fukarasıyım’ diyordu… Rahmetli Sabancı’nın zaman kavramı beni çok etkilemişti.

* * *

Albert Einstein’ın izafiyet teorisini ortaya attığından bu yana,  dünyada dört boyut olduğu kabul ediliyor. Üç boyuta ilaveten dördüncü fiziksel boyut ise zaman olarak biliniyor. Matematiksel olarak dördüncü boyut, diğer üç boyuta eşit değer taşıyor. Üç boyutta her yöne hareket edilebiliyor.  Ancak zamanda hareket nasıl olacak… Zaman ileri doğru akıyor. Zamanda geriye doğru hareket hiçbir zaman gerçekleşmiyor. Zamanın iki yönlü ya da tek yönlü bir yolculuk olup olmadığı konusu, 1500 yıl önce filozof St. Augustinus’un ‘Zaman geçici bir şey midir, yoksa her zaman mevcut olmuş mudur’ sorusunu ortaya atmasından bu yana insanların kafasını kurcalıyor. Eski Yunan’da filozoflar, eğittikleri çırakların her sorusuna bir cevap bulmak zorundaymış… Şimdi ise kendi sorularımıza kendimiz cevap arayacağız…

Halit ÇELİKBUDAK

hcelikbudak@gmail.com

 

                  

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.