Hollanda, ‘Turkey Now’ festivalini sevdi

ÖZEL HABER (InterAjans) – Türk kültürünü Hollandalılara tanıtmak denince akla ilk KULSAN geliyor, KULSAN denince de Adnan Dalkıran ve Veronica Divendal ikilisi. İkisi de müdür ve 25 yıl önce kurulan Kültür ve Sanat Vakfı, yani KULSAN  ile “bilseydik belki de hiç başlamazdık” dedirten zorluklar yaşamışlar, ama yılmamışlar. Her organizasyonda biraz daha artan başarının onlara verdiği enerji ile yola devam etmişler. Yıllarını KULSAN’ı salonlara, Türk sanatını ve kültürünü Hollandalılara tanıtmaya vermişler. Çeyrek asırda 5 milyonu Hollandalı, toplam 8 milyon sanatsevere ulaşmışlar ve belki de en önemlisi, Hollanda’ya ‘Turkey Now-Şimdi Türkiye’ festivalini kazandırmışlar.

 

‘Turkey Now’ kapılarını Hollanda’daki sanatseverlere 23 Şubat Perşembe günü 4’üncü kez açıyor. Türkiye ile Hollanda arasındaki diplomatik ilişkilerin 400’üncü yılı etkinlikleri çerçevesinde hazırlanan zengin programlı festival, Leman Sam ile kızları Şevval ve Şehnaz’ın Amsterdam RAI’de Metropol Orkestrası eşliğinde verecekleri konser ile start alacak.

Adnan bey, KULSAN bu yıl 25’inci yılını kutluyor. Nereden çıktı böyle bir vakıf kurma fikri?

Şilili bir komşum vardı, Güney Amerikalı sanatçılarla ilgili organizasyonlar düzenliyordu. Bir gün ‘gel seni bir konsere götüreyim’ dedi. Ünlü Arjantinli sanatçı Mercedes Sosa’nın konseriydi. Çok beğendim. Komşum ‘sen de böyle organizasyonlar yapmak istemez misin?’ diye sorunca, düşündüm ve neden olmasın diyerek bu yolda ilk adımı attım. Önce onun yanında biraz staj gördüm, sonra da arkadaşlarla KULSAN’ı kurduk.

Veronica hanım, Türkçe biliyorsunuz, Türk kültürünü çok iyi tanıyorsunuz ve bu kültürü tanıtmak için siz de yıllardır çaba sarf ediyorsunuz. Siz nasıl tanıştınız Türk kültürüyle?

-Ben aslında sosyoloğum. Yabancı çocuklara eğitimde fırsat eşitliği projelerinde görevliydim. Aileler ile dil sorunu yaşıyordum. Baktım olmayacak, ben Türkçe öğreneyim dedim ve Volksuniversiteit’e yazıldım. Türkiye’ye ilk kez 3 yıl kurs aldıktan sonra gittim. Çevirmen olmak istediğim için de daha sonra Leiden Üniversitesi’nin Türkoloji bölümüne girdim. Bugüne kadar Orhan Pamuk’un 3 romanını Hollandaca’ya çevirdim. KULSAN yeni kurulmuştu ve bana içinde yer almam için teklif geldi. Gelirim, ama sekreter olmam dedim. Eşit şartlarda çalışmak istiyordum. Kabul ettiler ve girdim.

Adnan bey, KULSAN’ın ilk yıllarında ne gibi zorluklar yaşadınız?

-İlk yıllarda tabi sanatçı seçiminde zorlandık. Türk müziğini pek bilmiyordum. Sol gelenekten geldiğim için çoğunlukla protest müzik dinliyordum. Popüler müziği elbette biliyorum, ancak amaç Hollanda’ya gerçek Türk müziğini tanıtmaktı. Popüler olup olmaması önemli değildi. Murat Belge o dönemler Yeni Gündem dergisinde. Yanına gittim ve yapmak istediklerimi anlattım. Dergi için 3 klasik müzik sanatçısıyla röportaj yapmışlar. Bana o röportajı gösterdi ve ‘ben de bilmiyordum ama Türkiye’nin en iyi müzisyenleriymiş’ dedi. Onun sayesinde neyzen Niyazi Sayın, udi Mutlu Torun ve kemençe ustası İhsan Özgen’i tanıdım. Onlarla başladık çalışmalarımıza. Düzenlediğimiz Türkiye haftası çok büyük ilgi gördü. O işin içine girince yavaş yavaş öğreniyorsunuz. Aynı bir arkeolojik araştırma gibi.

 

Veronica hanım, sizin için KULSAN’in ilk yılları daha da zor olmuştur herhalde.

-Ben sanat ve kültürle iç içe olan kalabalık bir ailede büyüdüm. Ama ne yalan söyleyeyim, Türk kültürünü o zamanlar pek tanımıyordum. Türk müziği benim için açılmış yeni bir hazine gibi oldu. Çeşitli etkinlikler organize ediyorduk, ama beni en çok müzik çekiyordu. Ben her zaman için en çok halk müziğini sevdim. Halk müziğinde hüzün var. İkimiz de aslında müzikolog olduk KULSAN’da. Tanıtım broşürlerini hazırlamak için birçok araştırma yapmam gerekiyordu. Çeşitli yörelerin müziklerini, makamları öğrendim. Sanat müziğini de seviyorum, ama bazen sıkıcı geliyor bana. Türk müziği gerçekten bir hazine. Hollanda’da halk müziği yok. Vardı biraz, ama o da kayboldu gitti. KULSAN’ın ilk yıllarında en büyük zorluğu salonlarda yaşadık. Salonlara kendimizi tanıtmamız, onları ikna etmemiz gerekiyordu. Bunu başarabilmek için çok çalıştık. 25 yıl önce salonlardan kendimizi tanıtma fırsatı isterken, bugün ‘yeni programınızda kimler var’ sorusuyla aranıyoruz.

Adnan bey, siz yıllardır sanat ve kültürle uğraşıyorsunuz, iki ülkenin kültürünü de iyi tanıyorsunuz. KULSAN ile ilgili çalışmalarınız sırasında kültürel farklılıklardan etkilendiğiniz oluyor mu?

-Olmaz mı, hem de nasıl. En önemli sorunu program hazırlarken yaşıyoruz. Hollanda’da herkes programını önceden yapar. Yani salonlar 1-1,5 yıl öncesinden hangi sanatçının geleceğini bilmek ister. Türkiye’de malum, ‘o gün gelsin, bakarız’ yaklaşımı hakim. Sanatçıyla bir yıl sonrası için anlaşma yapmaya çalıştığında, aklını yitirmişsin gibi bakıyor yüzüne. Sonunda ikna ediyorsun, evet diyor, ama bu sefer de verdiği sözü unutmasın diye yıl boyunca irtibat halinde oluyorsun.

 

Veronica hanım, kültürel farklılık konusunda sizin dikkatinizi çeken nedir?

-En dikkatimi çeken duyguların çok yoğun yaşanması. Örneğin bir halk müziği konserinde sanatçı bir parça söylüyor, seni alıp götürüyor. Salonda herkes ağlıyor, ben de ağlıyorum. Aradan üç dakika geçmeden ‘Ayva çiçek açmış…’ diye bir başlıyor sanatçı ve o hüzünden eser kalmıyor. İnanılacak gibi değil.

‘Turkey Now’ Hollanda’da 4’üncü kez düzenleniyor ve 23 Şubat Perşembe günü Leman Sam ile kızları Şevval ve Şehnaz’ın başkent Amsterdam’da verecekleri konserle start alacak. ‘Turkey Now 2012’ çerçevesinde 3 ay boyunca hangi etkinlikler yapılacak?

-Adnan Dalkıran: Leman, Şevval ve Şehnaz Sam, 70 kişilik Metropol Orkestrası ile sahne alacak. Ayrıca Giovanca’yı konuk sanatçı olarak izleyeceğiz. Biz her zaman için Türk ve Hollandalı sanatçıları bir araya getirmeye özen gösterdik ve göstermeye devam edeceğiz. Festivalin açılış konseri Rotterdam ve Eindhoven’de tekrarlanacak. Bedri Ayseli, Grup Kervan, İnci Pamuk, Duman, Mor ve Ötesi, Mercan Dede, Moğollar, Buzuki Orhan Osman, Fuat Saka var programımızda. Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu için Başkent Korosu Arif Sağ ile birlikte sahne alacak. Ayrıca bir de caz hafta sonumuz olacak.

 

-Veronica Divendal: Caz hafta sonunu ilk kez düzenliyoruz. Bu etkinlikte Hollanda’daki caz sanatçıları ve grupları, Türkiye’den konuklarını ağırlayacaklar. Çok ilgi çekeceğini düşünüyoruz. Festivalin içinde adeta bir mini festival olacak caz hafta sonu. Festival boyunca Amsterdam, Rotterdam, Lahey, Utrecht, Eindhoven, Groningen ve Deventer’de sanatseverlere toplam 66 performans sunulacak. ‘Turkey Now’ın Hollanda’da artık bir marka olduğunu görmek bizleri son derece mutlu ediyor.

 © InterAjans/Yasemin Öztürk

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans