HTİB Başkanı Ayrancı: “Özgürlükçü, demokrat, barışçı ve dürüst bir cumhurbaşkanı istiyoruz”

HTIB BASKANI MUSTAFA AYRANCI FOTO INTERAJANSAMSTERDAM (İnterAjans)Yaklaşan Köşk Seçimleri ile ilgili olarak bir açıklama yapan HTİB Genel Başkanı Mustafa Ayrancı, “Seçmenler olarak bu seçime mutlaka ama mutlaka katılmalıyız. Bir oyun bile seçimlerin kaderinin değiştirebileceğini unutmamalıyız. Oyumuzu kullanırken, sağduyulu olmalı, anavatanımızın ve oradaki yakınlarımızın geleceğini düşünmeliyiz. Kaosa, kavgalara, çekişmelere, yolsuzluğa, rüşvetçiliğe, adam kayırmalara yol vermemeliyiz. Dışlayıcı, ötekileştirici politikalara ‘dur’ demeliyiz. Savaş tamtamları çalanlara fırsat vermemeliyiz. Barışa oy vermeliyiz. Seçeceğimiz cumhurbaşkanı herkesi eşit olarak kucaklamalı, demokrat, özgürlüklere saygılı, dürüst bir sima olmalıdır ki biz Avrupalı Türkiyeliler olarak alnımız yukarıda dolaşabilelim. Seçime katılmak önemli bir yurttaşlık görevidir. Ama hepsinden önemli olan dürüst, demokrat, özgürlükçü, sosyal, barışçı bir cumhurbaşkanı seçebilmektir” ifadesini kullandı.

Türkiye’deki gelişmeleri büyük bir kaygıyla izlediklerinin belirterek, Başbakan Erdoğan’a yönelik eleştirilerde de bulunan Ayrancı, “Son dönemde Türkiye’de ortaya çıkan siyasi ve toplumsal kamplaşmalar, bizzat Başbakan Erdoğan’ın ailesinin ve bakanlarının karıştığı büyük yolsuzluk ve rüşvet olayları, işçilere, emekçilere, gazetecilere, farklı düşünen herkese karşı hükümetin uyguladığı baskı ve terör bizleri derinden üzmektedir. Tayyip Erdoğan hükümeti, özellikle son birkaç yıldır anti-demokratik bir politika uygulamakta, farklı düşünen herkesi dışlayıcı ve ötekileştirici bir politika izlemektedir. Bizzat Başbakan ve yakın çalışma arkadaşları, esas amaçlarının dindar, otoriter ve Yeni-Osmanlı bir toplum yaratmak olduğunu defalarca beyan etmişlerdir” diye konuştu.

Yeni Osmanlı toplumu yaratma politikasının Türkiye’yi uçurumun kenarına taşımak anlamına geleceğini öne süren HTİB Genel Başkanı Ayrancı,“Çünkü Türkiye toplumu, farklı etnik ve inanç gruplarından oluşmaktadır. Böylesi bir toplumu tek bir kalıba dökmeye çalışmak, çoğunluğu oluştursa bile tek bir grubun yaşam ve düşünce tarzını diğerlerine dayatmak, toplumsal çatışmalara davetiye çıkarmaktan başka bir şey değildir. Türkiye’nin geçmişinde yaşanan acı olayların ve günümüzde Ortadoğu’da süren çatışmaların, savaşların esas nedeninin tek bir etnik ve inanç grubunun diğerlerini egemenliği altına almak istemesinden kaynaklandığını unutmamak gerekir. Hal böyle iken Erdoğan hükümetinin olan bitenden ders almaması ve felakete dolu dizgin gitmesini kaygıyla izliyoruz. Hükümet, kendisi gibi düşünmeyen aydınlara, gazetecilere, işçilere ve emekçilere karşı hoyrat davranmakta, elindeki polis gücüyle farklı düşünenleri baskı ve terörle susturmaya çalışmaktadır” şeklinde konuştu.

Mustafa Ayrancı açıklamasını daha sonra şu sözlerle sürdürdü:“Ayrıca hükümetin Osmanlı dönemine özenmesi hem Türkiye, hem de bölge ülkeleri için hayırlı sonuçlar vermeyecektir. Ortadoğu’nun dayısı, İslam aleminin lideri olmak hülyaları Türkiye’yi felakete götürmekle eş anlamlıdır. Ortadoğu bölgesindeki son gelişmeler ve hükümetin çöken dış politikası bunun ilk işaretleridir. Bu yolda devam edilirse Türkiye bunun faturasını çok acı bir biçimde ödeyecektir. Türkiye’nin hedefi ona buna dayılık veya liderlik taslamak değil, demokrasisi, çoğulcu, laik ve hukukun üstünlüğüne dayanan toplum yapısıyla hem bölgesine, hem de geri kalmış ülkelere örnek olmak olmalıdır. Endişemizi artıran asıl nokta ise, bütün bu olumsuzlukların baş sorumlusu olan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmak istemesi ve Türkiye’yi belirsizliklere, kavgalara, sonu felaketle sonuçlanabilecek çekişmelere götürmek niyetidir.

Herkesin malumu olduğu üzere, Erdoğan, geçmişte olduğu gibi parlamenter sisteme uygun bir cumhurbaşkanı olmak yerine, bütün yetkilerin kendisinde toplandığı, parlamentonun ve yargının etkilerinin azaltıldığı, basının ve muhalefetin sesinin kısıldığı otoriter bir başkanlık sistemini arzulamaktadır. Böyle bir sistemin gelmesi demek Türkiye’nin sonu gelmez siyasi ve toplumsal kargaşaya sürüklenmesi demektir. Buna ‘dur’ demek gerekir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi işte bu olanağı bize veriyor. Çünkü şimdiye kadar, Avrupa’daki Türkiyeliler olarak seçimlere sadece sınır kapılarında katılabiliyorduk. Bu seçimde ilk kez bulunduğumuz ülkelerde, belirli noktalarda katılabileceğiz. Avrupa’da iki milyon civarında seçmen olduğu dikkate alınırsa – ki bu yaklaşık olarak tüm seçmenlerin yüzde beşine tekabül ediyor- oylarımızın ne kadar önemli sonuçlar doğurabileceği aşikârdır. Bu nedenle seçimlere katılmak ve Türkiye’nin kaderinde söz sahibi olmak bizim için son derece önemlidir.”

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2022 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Content is protected !!