“Irkçılığın boyutunu ne hükümet ne de polis ciddiye aldı”

ULUSLARARASI Af Örgütü Almanya Şubesi Genel Sekreteri Selmin Çalışkan, Avrupa Birliği’nin (AB) kendi içinde insan hakları stratejisi oluşturması gerektiğini söyledi.

Çalışkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AB’ye giren her ülkenin insan hakları açısından temiz olduğu yönünde bir anlayışın hakim olduğunu belirterek, bunu yanlış bulduklarını ifade etti.

Polonya’da çıkarılan yeni yasaların ifade özgürlüğünü ve kuvvetler ayrılığını tehdit ettiğini söyleyen Çalışkan, Macaristan’ın da iltica yasasını uygulamadığı için AB sözleşmelerinin ihlalinin söz konusu olduğunu vurguladı.

Fransa’da da terör saldırılarının ardından olağanüstü hal durumunun mayıs ayına kadar uzatıldığına işaret eden Çalışkan, bu süreç içinde kanıt olmadan Müslümanların oturduğu 3 bin evin arandığına dikkati çekti.

Çalışkan, aramalarda ölçüsüz şiddet kullanıldığını, çocuk, erkek ve kadınların travma yaşadığını ve Fransa’nın bu ayrımcı politikasından dolayı çok sayıda insanın da işsiz kaldığını anlattı.

AB’nin insan haklarına önem veren bir oluşum olduğunu ancak birçok insan hakları ihlallerinin görüldüğünü kaydeden Çalışkan, “AB’nin kendi içinde insan hakları stratejisine ihtiyacı var” dedi.

Çalışkan, AB’nin üye ülkeleri denetlemesi ve insan hakları ihlallerinin yaşandığında elinde bulundurduğu mekanizmalarla hızlı bir şekilde müdahale etmesini istedi.

Makedonya sınırında Afganistan’dan gelen sığınmacılara geçiş izni verilmemesini de eleştiren Çalışkan, bu tutumla Uluslararası Cenevre Anlaşması’nın ihlal edildiğini belirtti.

– “Irkçılığın boyutunu ne hükümet ne de polis ciddiye aldı”

Almanya’nın sığınmacı politikasını da değerlendiren Çalışkan, Almanya’nın geçen yıl sığınmacılara kapılarını açması yönündeki politikasının zor durumda insanlara yardım etme açısından önemli bir katkı olduğunu, ancak Alman hükümetinin sığınmacılara karşı sergilediği bu olumlu tutumunun artık görülmediğini kaydetti.

Çalışkan, Almanya’da yaşanan nefret suçları ile ilgili olaylara ilişkin de “Irkçılığın boyutunu şimdiye kadar ne hükümet ne de polis ciddiye aldı” şeklinde konuştu.

Saksonya’nın Clausnitz kentinde polisin sığınmacılara sert davranmasına tepki gösteren Çalışkan, “Burada bağımsız bir soruşturma mekanizması kurulmasını talep ediyoruz. Üstelik Alman polisi bu tür nefret suçlarıyla ilgili bir konsept geliştirmeli, hem mültecileri koruyabilmesi için hem de faillere sınır koyması için” dedi.

Bautzen kentinde bir sığınmacı yurdunun yanması sırasında dışarıda ırkçı bir kitlenin alkış tutmasının,  Mölln, Solingen ve Rostock’da göçmenlerin evlerinin ve sığınmacı yurtlarının kundaklandığı 1990’lı Almanya’yı hatırlattığını belirten Çalışkan, “1990’lı yıllar birinci ve ikinci nesil göçmenler için bir travmadır ve bu tür olayların tekrar meydana gelmesi dehşet verici” değerlendirmesinde bulundu.

Çalışkan, ülkedeki aşırı sağcı sorunun sadece Saksonya eyaletinin sorunu olmadığına dikkati çekerek, “Bu tüm Almanya’nın sorunu. Geçen sene suç sayısı bini aştı ve genelde failler serbest kalıyor” diye konuştu.

Almanya’da bu tür olayların ülkede yapılacak seçimlerden dolayı küçük tutulmaya çalışıldığını savunan Çalışkan, ancak böyle yapılarak durumun daha da kötü hale geldiğini kaydetti.

 

AA© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans