İstanbul’da deprem tehlikesi artıyor

ALMAN sismolog Prof. Dr. Marco Bohnhoff, İstanbul’da büyük bir deprem yaşanması tehlikesinin her geçen gün daha da arttığını, sonuçlarının da ağır olacağını söyledi.

Prof. Bohnhoff, “İstanbul’da büyük bir deprem tehlikesi her geçen gün daha da artıyor” dedi.

Yerbilimleri araştırmalarıyla dünyanın önde gelen kurumlarından sayılan Potsdam merkezli Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin (GFZ) uzmanlarından Prof. Dr. Marco Bohnoff, depremin İstanbul merkezine çok yakın bir mesafede yaşanacak olması nedeniyle etkisinin de büyük olacağına dikkat çekti.

Almanya’dan gelen ekip, Türkiye’deki Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve araştırma enstitüleri ile yakın işbirliği ile Marmara Denizi ve Büyükada’da yedi kuyu kazdı. Prof. Bohnhoff son çalışmalardan sonra izlenimleri şöyle anlattı: “Bu gözlemlerimizden yola çıkarak İstanbul’da büyük bir deprem yaşanması tehlikesinin yüksek olduğunu söyleyebilirim. Deprem olacak. Ve ne yazık ki geçen her gün İstanbul için büyük deprem tehlikesi daha da artıyor. Mesele İstanbul’da bir deprem olup olmayacağı değil, çünkü olacak. Asıl büyük soru işareti ne zaman olacağı konusunda.”

7.0 İLE 7.4 ARASINDA

İstanbul’da beklenen depremin 7.0 ile 7.4 arasında bir büyüklükte olacağını söyleyen Prof. Bohnhoff şöyle devam etti:

“Üç parametre var. İstanbul merkezine çok yakın bir mesafede yaşanacak olması nedeniyle depremin etkisi de büyük olacak. İkinci parametre depremin nerede olacağı. Bir sonraki büyük deprem, İstanbul’dan sadece 20 kilometre uzaklıkta, Marmara Denizi’nde olacak. Geriye depremin ne zaman olacağı sorusu kalıyor. Ancak bu konuda sadece ihtimallerden söz edebiliriz. İstanbul bölgesinde, önümüzdeki 30 yıl içerisinde, 7.4 büyüklüğüne ulaşabilecek bir deprem olasılığı yüzde 70. Bu da çok yüksek bir değer…”

Deprem erken uyarı sisteminin İstanbul için büyük bir yararı olmayacağını belirten Prof. Bohnhoff bunun nedenini de şöyle açıkladı:

“Los Angeles’ta olduğu gibi İstanbul için de erken uyarı için koşullar çok kötü. Çünkü deprem bölgesi kentin çok yakınında. İstanbul için depremin başlaması ile şehirde şiddetli sarsıntıların yaşanması arasında en fazla 2 ila 6 saniyelik bir süre var. Bu ne yazık ki çok az bir süre. Bu süre en iyi ihtimalle ancak otomatik olarak trafik lambalarının kırmızıya dönüştürülmesi, tünel ve köprülerin kapatılması, doğalgaz akışının kesilmesi için kullanılabilir. Ama daha kapsamlı bir uyarı mümkün görünmüyor. Bu nedenle resmi makamların tavsiyesi bir deprem durumunda kişilerin öncelikle evlerinde, deprem sırasında bulundukları binada kendilerine kapı eşiğinin altında, masa ya da yatak altında güvenli bir yer bulmalarıdır. Sarsıntı geçtikten sonra binadan çıkılmalı, çünkü bu depremi artçı depremler izleyebilir.”

DEPREME DAYANIKLI BİNALAR

Profesör Bohnhoff, “Gözlemleriniz ışığında, sizce Türkiye İstanbul depremine hazır mı, zararların mümkün olduğu ölçüde sınırlandırılması için gerekli önlemler alındı mı? Yoksa Türkiye ekonomisinin kalbi İstanbul, hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı büyük bir yıkım tehlikesiyle mi karşı karşıya?” sorusunu da şöyle yanıtladı:

Depremden korunmanın en etkili yolu depreme dayanıklı binalardır. Türkiye’de de güvenli, depreme dayanıklı inşaatlar için yatırım yapılıyor ama tabii bu ne yazık ki hiçbir zaman tam anlamıyla yeterli değil. Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere bu konuda ciddi araştırmalar yapıldı. Bunlar beklenen büyük bir depremin olması halinde on binlerce kişinin hayatını kaybedebileceği, evsiz kalanların oranının da bunun 10 katı olacağına işaret ediyor. Bunlar gayet tabii ki dramatik sonuçlar. Ayrıca buna ekonomik zararlar ve finans piyasalarında etkiler de eklenecek… Bizlerin hedefi ise deprem öncesinde daha fazla önlem alınmasını sağlamak, yaşanacaklara hazırlıklı olmaları için halkın bilgilendirilmesidir. Herkes kendi evini, konutunu denetlemeli. Ancak en önemlisi bir deprem anında kişilerin doğru hareket etmeleri, bulundukları binalardan çıkmaya çalışarak kopan, yıkılan bina parçaları altında kalmamaları konusunda bilinçlendirilmelidir.”

Depremin yaratacağı hasarın zemin ile yakından ilgili olduğunu belirten Prof. Bohnhoff, “Kayalık bölgelerdeki yapılar daha emniyetlidir. Kumlu, killi toprak ve suları çekilmiş koylar üzerine yapılmış binalar ise tehlike” dedi. İstanbul’un güneybatı bölgesi maalesef böyle bir zemin üzerine inşa edilmiştir. Uluslararası İstanbul Havaalanı da bu bölgede yer alıyor. Bir deprem halinde yardım ekiplerinin havayolu ile ulaşması da tehlikeye girebilir” dedi.

NEZİH AKKUTAY (İnterAjans)

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans