La question sociale…

HAFTA sonu davet üzerine bir kongreye katıldım. Frankfurt belediyesine hizmet veren Römer Sarayı’nda… Eski Alman Kayzer’lerinin taç giyme törenlerinin yapıldığı tarihi mekan… Kongrenin konusu “Göçmen kökenlilerin psikososyal sorunları”ydı… Almanya’nın dört bir yanından üç yüzü aşkın uzman gelmiş…

Uzun uzun anlatmaya gerek yok… Psikolojik rahatsız göçmen kökenlilerin sayısı bilinmiyor, ama intihara varan vakalar var… Kültür farklılığı, lisan sorunu tedaviyi yetersiz kılıyormuş… Göçmen kökenli terapist, psikolog sayısı da yetersiz… Bir dokun bin ah işit gibi bir şey…

Anlatılanları dinledim… Uzmanlara sordum… Herkes çırpınıyor… Ama galiba seslerini duyuramıyorlar… Hastalar neredeyse kaderlerine terk edilmiş “gibi”… Frankfurt Yabancılar Meclisi Başkanı Enis Güleğen, göçmen kökenli bir terapistten randevunun ancak 18 ay sonraya alınabildiğini hatırlattı… Türk-Alman Sağlık Vakfı Başkanı Dr. Yaşar Bilgin, sağlığın tıbbi bir konu olduğu kadar bir “insan hakkı” olduğunu vurguladı.

“La question sociale” bir Fransız deyimi… 1831’de Fransa’ya gidip yerleşen 19. yüzyıl’ın en önemli Alman şairlerinden Heinrich Heine, bu kavramı 1840’daki bir yazısında “soziale Frage” olarak Almanca’ya kazandırmış… Endüstri devriminin Fransa, İngiltere ve Almanya’da yol açtığı sosyal sorunları ifade ediyor…

Heinrich Heine’den tam 175 yıl sonra Frankfurt’ta bunları düşündüm… Almanya’da psikosomatik rahatsızlığı olan göçmenlerin sorunları da tıbbın sınırlarını aşıp bir sosyal sorun olmuş… Toplumsal duyarlılık, sosyal sorumluluk, dayanışma duygusu ön plana geçmeli… Nasıl yardım edilebilir… Bilemem… Uzman değilim… Ama gözüken o ki bir şeyler yapma vakti… Bence yeni bir kongrede bu konu ele alınmalı…

 

Elektronik posta: hcelikbudak@gmail.com

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.      

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans