“Medya savaşı kutuplaşmaya neden oluyor”

AMSTERDAM (InterAjans) – Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) Hollanda Başkanı Veyis Güngör ile Genel Sekreteri Ahmet Suat Arı “koruyucu aile” konusunda son günlerde Türkiye ve Hollanda’da yaşanan tartışmaları “kaygı verici” olarak değerlendirdiler.

TOPLUMDA GERGİNLİK YARATILIYOR
Yapılan yazılı açıklamada, hem Türkiye, hem de Hollanda’dan bazı yayın organlarının son dönemdeki tavırlarının olayın siyasallaşmasına, iki ülke arasındaki ilişkilerin zedelenmesine, toplumda infial yaratılmasına ve kutuplaşmaya yol açtığı vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi: “Olay öyle bir boyut almıştır ki, Başbakanımızın Hollanda’ya resmi bir ziyaret gerçekleştireceği 21 Mart tarihinde konuyla ilgili bir gösteri yapılacağı haberi sosyal medyada dolaşmaktadır. Özellikle son hafta hem Avrupa’ya, hem de Türkiye’ye yönelik yayın yapan bazı TV kanalları konuyu ‘dosya’ olarak ana haber bültenlerinde sürekli işlemektedirler. Buna misilleme yaparcasına bazı Hollanda medya kuruluşları da Türk yetkililerin yaptıkları açıklamaları içişlerine müdahale şeklinde verip toplumu germektedirler.”

MEDYA SAVAŞI
Yaşanan medya savaşının sorunun çözümüne herhangi bir katkı sağlamayacağı vurgulanan açıklamada, “Gelişmelerin bir tarafı olan bizler tabiri caizse tam bir medya savaşına tanık olmaktayız. Bu karşılıklı yayınların da etkisiyle gelinen nokta, bırakın var olduğu iddia edilen sorunu çözmeyi, onu daha da olumsuz bir hale getirmiştir. Her şeyden önce mesele siyasallaştırılmaktadır ki bunun da iki ülke arasındaki iyi ilişkileri olumsuz yönde etkileyeceği aşikardır. Bazı medya kuruluşlarının uzattığı mikrofona konuşanlar, sanki Hollanda devletinin Türk ve Müslümanlara karşı tüm kurumlarıyla ‘sistemli’ bir asimilasyon çabası içinde olduğu ve bunun için de hukuk dışına bile çıkıldığı intibaı oluşmasına yardımcı olmaktadırlar. Programlarda konuya hakim uzmanlar yerine, ‘mağdur’ olduğunu iddia eden ailelere söz verilip tek yanlı bir bilgi akışı sağlanmaktadır. Bu da toplumda infial yaratıp kutuplaşmalara sebep olmaktadır” ifadesi kullanıldı.

Veyis Güngör5 © InterAjans

SAĞLIKLI ZEMİN VE BİLGİYE DAYANMIYOR
Yaşanılan tablonun uzun vadede Türk toplumunu rahatsız edeceğine dikkat çekilen açıklamada, “Tartışmaların, bu noktaya gelmesinin şüphesiz baş sorumlularından bir tanesi de konuyu detaylarıyla araştırmadan, sadece ‘mağdur’ olduğunu iddia edenlerin ifadelerinden yola çıkarak yazılı ve görsel medyaya taşıyan bazı basın mensuplarıdır. Bu haberlerin doğru olduğundan yola çıkan siyasiler de sorumluluklarına sahip çıkarak meseleyi sahiplenmektedirler. Bu sahiplenme her ne kadar Hollanda Türk toplumunun hoşuna gitse de, uzun vadede onları rahatsız edecektir. Zira bu sahiplenme sağlıklı zemin ve bilgiye dayanmamaktadır” denildi.

ULUSLARARASI ANLAŞMALAR
Çocuk Esirgeme Kurumlarının çocukları korumak için var olduğuna işaret edilen açıklamanın bir bölümünde, şu ifadelere yer verildi: “Öncelikle unutulan nokta, çocuk esirgeme kurumlarının (Jeugdzorg) çocukları korumak için var olduğudur. Bu kurumlar iki temel ilkeyi temel alarak çalışırlar. Bunlar: Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde ifade bulan haklar  ve reşit olmayan her bireyin kendi ailesi yanında güvenli bir şekilde yaşama hakkıdır. Şayet bunların mevcut olmadığı anlaşılırsa ve bu belgelenirse çocuklar koruma altına alınır. Bunu yapmak uluslararası antlaşmalarla belirlenmiş bir yükümlülüktür. Anormal olan yapılması değil yapılmamasıdır.”

Ahmet Suat Ari2

ÇÖZÜM DOĞRU ANALİZLE MÜMKÜN
Sorunun çözümünde doğru analizin son derece önemli olduğunun altını çizen Güngör ile Arı, “Şayet bu meseleye sürdürülebilir bir çözüm bulunmak isteniyorsa konuyla ilgili önce doğru bir analizin yapılması gerekir. Siyasiler ve yetkililer de bu analizlerden sonra ortaya çıkan resme bakarak aksaklıkları gidermek için çaba sarf etmelidirler. İyi bir analiz için hayati bir takım soruların cevaplanması gerekir. Soruların cevabını almadan yapılan her tartışma sağlıksız bir zeminde yapılacaktır ve faydadan çok zarar getirecektir. Hamaset, birlikte yaşamak zorunda olduğumuz topluma karşı farkında olmadan nefret aşılamak, hem kısa hem de uzun vadede çok pahalıya mal olacaktır. Üstelik yapılan, hep şikayet ettiğimiz ‘biz’ ve ‘onlar’ ötekileştirmesinden başka bir şey değildir. Tabii ki Türk kimliğine sahip Hollandalılar olarak meselelere sahip çıkacağız, ama bunu yaparken toplumun genelinin bu meseleleri sahiplenmesini de sağlayacağız. Bu da ‘siz-biz’ yaklaşımıyla değil, ‘biz’ yaklaşımıyla mümkündür. Nitekim Hollanda Anayasası yerli Hollandalı’ya ne kadar sahip çıkıyorsa bizim gibi göçmen kökenlilere de o kadar sahip çıkmaktadır. Uygulamadaki hata ve istismarları sanki genel kabul görmüş bir uygulama gibi gösterip kamuoyunu yanlış yönlendirmek her şeyden önce gerçeklere karşı saygısızlıktır. Maksat üzüm yemek olmalıdır, bekçi dövmek değil” değerlendirmesini yaptılar.

HER KARAR DOĞRU DEĞİL
Çocuk Esirgeme Kurumları’nın kararlarının her zaman doğru olduğunun iddia edilemeyeceğine vurgu yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi: “Her ne kadar objektif kriterler olsa da, bunları yorumlayan yetkililer sübjektif  karar vermektedirler. Bu kararlar zaman zaman da yanlış olabilmektedir. Yapılması gereken bu tür yanlışların asgari seviyeye indirilmesidir. Şayet bu yanlışlar maddi yanlışlarsa bununla ilgili gereken tedbirler siyasiler tarafından alınmalıdır. İşte bu noktada kamuoyu baskısı önemlidir. Kamuoyu baskısı oluşturabilmek için de sivil toplum örgütlerine sahip olmak gerekir.”

TARTIŞMALARIN GERÇEĞİ YANSITTIĞI ŞAİBELİ
Tartışmaların ne derece gerçeği yansıttığının da şaibeli olduğu belirtilen açıklamada, “Başbakanımızın ziyaretinde bu konuya odaklanılmaması, şayet gündeme getirilecekse bir arabulucu gibi davranılması hem ikili ilişkiler hem de aksaklıkların düzeltilmesi açısından daha uygun olacaktır. Aksi takdirde PVV gibi Türkiye düşmanı çevrelerin ekmeğine yağ sürüleceği gibi, son zamanlarda yeni bir ivme kazanan AB pazarlık sürecine zarar verecektir. Üstelik tartışmaların ne derece gerçeği yansıttığı bile şaibelidir. Tartışmaların metodu, kullanılan dil ve olayların ele alınışı, öncelikle bir hukuk meselesi olan ‘koruyucu aile’ konusunu medya üzerinden siyasallaştırılmakta ve Türkiye Hollanda arasında var olan 400 yıllık dostluk ilişkilerine neredeyse gölge düşürmeye doğru gitmektedir” ifadesinde bulunuldu.

© InterAjans

Her türlü hakkı saklıdır

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans