Muzaffer Yanık yazdı: Dövme yazgı 4 – Açık Toplum, özgürlük ve değişkenlik

 

İNSANI geliştiren, kendisini aşmasını sağlayan, üretken ve girişimci ruh aşılayan en büyük faktör şüphesiz ki ÖZGÜRLÜKTÜR. Kişiye “özgürlüğünü vermek”, ona düşüncesinde, uğraşında inandıklarında alan tanımak; kişiliğin oluşum sürecinde kabullendiği değerlere saygı göstermek demektir. Onu görmektir, onunla ilgili olan konularda onu dinlemek ve ona düşüncelerini korkmadan dile getirebilme özgürlüğü ve özgüveni vermektir. Ancak böylesi bir GÜVEN ortamında yaratan, değiştiren ve geliştiren kişilikler yetişir.

Geliştirmeyen kişi gelişemez, çünkü gelişim süreci insanın kendi geliştirdikleriyle ve bununla birlikte artan yetenek ve birikim değerleriyle paralel yürür. Bilgiyi kullanmadan yalnızca onu depo etmek geliştirmez kişiyi. Bilginin işlevsel hale getirilmesiyle, yani kullanılmasıyla gelişim başlar.

Açık Toplum kavramı özgürlükle at başı yürür. Özgürlüklerin kısıtlandığı bir toplum Açık Toplum değildir. Açık Toplumda çoğunluk değil, çoğulculuk (Şar, 2013) hakimdir ve en büyük özelliği ise toplumdaki diyalog zenginliğidir. Mutlak olan, değişmeyen ve “ benim doğrularım” diye bir şey yoktur. Uzlaşıcı, yapıcı ve erdemli yaklaşımlar ‘Açık Toplum’larda ön plana çıkan insani ve temel değerlerdir. Gerçeklik görecelidir. Sağlıklı bir diyalog içerisinde her şey değişmeye mahkumdur. Avusturya asıllı İngiliz filozof Karl Popper (https://nl.wikipedia.org/wiki/Open_samenleving) şüpheciliğin olmadığı toplumları totaliter toplumlar olarak niteler. Plato, Hegel ve Marx gibi düşünürlerin aksine o, değişmezliği, mutlaklığı, kişinin iradesi dışında onun hal ve hareketlerinin şekillenebileceği düşüncesine karşı çıkar. Ona göre her şey şüphe götürür ve değişmeye mahkumdur.

Fransız filozof Henri-Louis Bergson (1859-1941) açık toplum ve kapalı toplum tanımı yaparken açık toplumda yaratıcılığın ve duygunun ön planda olduğunu söyler. Yaratıcılık ve yüreğinin akışına gitmek kişinin yaşamında dinamikliği sağlar. Yaşamı sürekli olarak değişken ve gelişken yapar. Kişi, kendi bilgisi dahilinde edindiği ve ikna olduğu doğruları doğrultusunda yaşamına yön verir. Yaşamın kurallarla, geleneklerle yapısallaştırıldığı toplumlar kapalı toplumlardır. Kapalı toplumda bireyin düşünüp, ikna olması yerine, kurallara kayıtsız şartsız itaat etmesi beklenir. İnsanın doğuştan kurallara uymaya meyilli bir yapısı vardır. Bu iyi kontrol edilmezse eğitim yoluyla, kişideki yaratıcılık olgusu ciddi anlamda sekteye uğrar.

Bergson (Simonka de Jong − 17/08/98, 1998) inanç şeklini de ikiye ayırıyor. Kapalı toplumlardaki inanç şekli ve açık toplumlardaki inanç şekli diye. Kapalı toplumlarda inanç sistemi statik (değişmeyen) kurallara bağlıdır. Bireyin yaratıcılığı, yüreğinin akışı istikametinde inanması söz konusu olamaz. Onun yaşamı tamamen din önderlerinin fetvaları doğrultusunda şekillenir. Hatta bu toplumlarda bireysel inanç özgürlüğünden söz etmek te oldukça güçtür. Dini gruplar ve cemaatler kapalı toplumlarda siyasi anlamda birer denge unsurudurlar. Kapalı toplumlarda din politize edilir. Yönetici kesim dini bir politika aracı olarak kullanmakta oldukça yaratıcıdır, ama cemaate bu şans tanınmaz. Onlar uymakla yükümlüdürler.

Dinin çeşitli inanç grupları şeklinde bir araya gelerek cemaatleşmesi ve bunların toplumda bir siyasi denge halini alması, bireysel özgürlük açısından faydalı değildir, çünkü kişiye günlük yaşamda hangi elle kaşığı tutacağından, nasıl sevişeceğine kadar normlar koyarak müdahale eder. Kapalı toplumlarda din mutlak doğrulardan hareket eder, normatiftir, şüpheye izin vermez ve ancak bu şekilde barınma ve büyüme şansı bulur.

Açık Toplum ise bilginin ve gerçekliğin, zamana, mekana ve şartlara bağlı olarak, göreceliğinden hareket eder. Eleştirel düşünceyi ve şüpheciliği ön planda tutar ve böylelikle inanç sistemine de işlevlik kazandırır. Açık toplumlarda inanç sistemi dinamiktir. Kişi dini günlük yaşama ve gelişmelere paralel yorumlar ve yaratıcılığı ölçüsünde yaşamında şekillendirir. Tavır ve davranışlarını ona göre düzene koyar. Mesela İslam’da mistisizm oldukça bilinen bir kavramdır. Mistisizm, Tanrı’ya ve gerçeğe akıl ve araştırma yolu ile değil de gönül yolu ile duygu ve sezgi ile ulaşabileceğini kabul eden felsefe ve din doktrini, gizemciliktir. Mistisizmde yaratıcılık ve yüreğinin akışına göre yaşamak, inanmak oldukça önemlidir. Günümüzün politik İslam’ında kalmayan bir olgudur bu.

Bu konuda Türkiye’de Özal zamanında başlatılan, Demirel’in de desteklediği ve günümüzde Ankara Ekolu olarak bilinen bir Ankara İlahiyat Ekolu vardır. Bu ekolün İslam’ı günün değişen şartlarına uygun bir şekilde tefsir etmesi ve bu şekilde inanma olgusuna bir dinamiklik kazandırması temenni edilmişti. Yani en azından amaç buydu. Sanırım Özal’ın liberalizmiyle başlatılan bir girişimdi bu; çünkü liberalizmle birlikte Türkiye açık toplum olma yolunda ciddi mesafe kat ediyordu; öteden beri hep sorunlu olan demokrasisine rağmen. Bu süreç, aslında Atatürk’ün başlattığı ve 1960’lardan sonra siyasi istikrarsızlıktan dolayı sekteye uğrayan açık toplum serüveninin bir devamıydı. Çünkü Açık Toplum laik toplumdur, demokratik ve hukuk devleti değerlerini özümsemiş ÇAĞDAŞ BİR TOPLUMDUR

Gelecek yazı: Hollanda açık toplum mudur?

Kaynakça:
https://nl.wikipedia.org/wiki/Open_samenleving. (sd). Opgeroepen op juni 21, 2015, van www.wikipedia.org: https://nl.wikipedia.org
Şar, O. (2013, Temmuz Salı). http://askerlerintarihi.com/2013/07/09/çoğulcu-ve-çoğunlukçu-demokrasilerin-karşılaştırılması/. Opgeroepen op Haziran 2015 Pazar, 2015, van http://askerlerintarihi.com: http://askerlerintarihi.com
SIMONKA DE JONG − 17/08/98, 0. (1998, augustus 17). http://www.trouw.nl/tr/nl/4512/Cultuur/article/detail/2682712/1998/08/17/Het-dynamische-proces-van-het-leven.dhtml. Opgehaald van www.trouw.nl.

Muzaffer Yanık

m.yanik7@upcmail.nl

 

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans