Nezih Akkutay yazdı: Beden bağışı kontenjanı dolu

BÜTÜN dünya insanların öldükten sonra organlarını bağışlaması için çağırıda bulunuyor, kampanyalar düzenliyor. Bazı ülkelerde ölen kişinin işe yarayabilecek organları hiç kimseye sorulmadan alınabiliyor ve başka birine nakledilebiliniyor.

Örneğin Avusturya. Avusturya’da hangi milliyetten hangi dinden olursa olsun ölen bir kişinin organları alınabilinir. Bu Avusturya’da yaşayan kişiler için de yolculuk yapan bir yabancı için de geçerlidir.

Almanya yeni kurallar getirmek istiyor. Henüz bir sonuca varılmadı ama şöyle bir kanun çıkabilir: “Sağlığında organlarının alınmamasını isteyenler dışındaki kişiler ölünce organları başka bir can kurtarmak için alınabilinir.

BEDEN BAĞIŞI

Bir süre önce yaşam şansı kalmamış bir kanser hastası ile ilgili beş günlük bir yazı dizisi okudum. Olay Almanya’da geçiyor. Kahramanın adına Hans diyelim.

Hans’ın sayılı günleri kalmış. Tedavi gördüğü hastanenin Palliative İstasyonu’nda kalıyor. Bu bölümde kalanlar yaşamlarının son döneminde istediklerini yapabiliyorlar. Örneğin Hans, balkona çıkıp sigara içebiliyor. Canı bira isterse içebiliyor. Hans’ın bir özelliği var. Ölümünden sonra bütün bedenini bağışlamış. Bedeni anatomi bölümüne verilecek ve hekim adayı üniversite öğrencileri üzerinde çalışabilecek.

Diziyi yazan gazeteci son günlerinde Hans ile birlikte olur. Neler yaptığını izler. Kısa bir süre sonra da Hans bu dünyaya veda eder. Vasiyeti üzerine bedeni anatomi bölümüne nakledilir. Gazeteci burada yaşananları da profesörün izni ile yakından izler.

ÖĞRENCİLERE DERS

Hans’ın bedeni üzerinde 18 öğrenci ders görür. Öğrencilere bağışçının adı dahi söylenmez. Hans’ın bütün organları, kasları, lifleri, damarları, kılcal damarları, kemikleri, kıkırdakları kısacası bir insanın vücudunda ne var ne yoksa tek tek öğrenciler tarafından incelenir.

Salonun bir köşesine bir kutu konur. İncelenecek bir yanı kalmayan organlar bu kutuda biriktirilir.

Sıra imtihana gelir. Sırası gelen öğrenci eline neşteri alır. Profesör söyler onlar keser. Kimi doğru yeri keser kimi kesecek yeri bulamaz. Kimi rahat hareket eder kiminin midesi bulanır neşteri bırakır. Geçerli not alan da olur, başarısız olan da.

Üç hafta süren dersler, imtihanlardan sonra öğrencilere Hans’ın kim olduğu anlatılır. Hans yakılmayı istemiştir. Kutuda toplanan parçalar yakılır, külleri vazoya konulur ve öğrencilerin de katıldığı bir törenle Hans toprağa verilir.

NEDEN ANLATTIM

Bütün bunları neden anlattım? Ben de iki kez kanserle tanıştım. İki kez akciğer ameliyatı oldum. Sırtımdan kanserli bir parça alındı. Hans’ın yaptığını ben niye yapmayayım diye düşündüm. Bir de Türk televizyonlarından birinde bir profesörün “Organlarımızı, bedenimizi niye bağışlamayalım. Gömülürsek işe yarayabilecek bir sürü organ toprağın altında çürüyüp gidecek. Yakılanlarınkiler kül olacak. Niye öldükten sonra da insanlara faydamız dokunmasın” sözleri de beni etkiledi.

Beni ameliyat eden profesöre fikrimi açtım. Bedenimi patalojiye bağışlayabileceğimi söyledi. Aile hekimine de sordum. O anatomiyi önerdi. Ve ekledi: “Hepimiz anatomide katıldığımız kurslarda çok şey öğreniyoruz.”

ŞARTLARI VAR

Frankfurt Goethe Üniversitesi Anatomi Enstitüsü’nde araştırdım. Bir takım bilgiler edindim. Bunları özetle şöyle sıralayabilirim:

– Frankfurt ve çevresinde öleceksin. En fazla uzaklık üniversiteye 75 kilometre mesafede olacak.

– Yaş önemli değil, her yaştan beden bağışı kabul ediyorlar.

– Kilo önemli. 90 kilodan ağır olmayacaksın.

– Başvurduğun zaman bir kart veriyorlar. Öldüğün zaman yakınların telefon edecek ve onlar gelip alacaklar.

– Hafta sonunda ölmek geride kalanlara masraf açıyor. Enstitü hafta sonunda gelip almıyor. Aile veya kim ilgileniyorsa morgla temasa geçecek ve hafta sonunu orada geçirmeni sağlayacak. Sanki hafta sonu tatiline gitmişsin gibi masrafı aile ödeyecek. Pazartesi sabahı gelip alacaklar.

– Bedenin anatomide kullanma süresi bazen 3-4 yıl sürebiliyor. Bu süre zarfında bedenin tıp bilimine hizmet edecek.

– Nereye ve nasıl gömüleceğini ölmeden önce sen tayin ediyorsun. Frankfurt’un şehir merkezindeki en büyük mezarlıkta bağışçılar için üniversiteye ayrılmış özel bölüm varmış. Buraya gömülmenin bir masrafı yok. Yakılarak da buraya gömülebilirsin. Daha sonra ailen istediği gibi bir mezar taşı yaptırabiliyor.

– Başka bir yere gömülmek istersen masrafları aile karşılamak zorunda.

Ve geldik en önemli bilgiye:

Frankfurt Üniversitesi Anatomi Enstitüsü’ne o kadar çok kişi beden bağışı için başvurmuş ki, 2019 sonuna kadar KONTENJAN DOLU. Yani 2020 yılına kadar bağış kabul etmiyorlar. Kayıtlar 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren yeniden açılıyor.

TÜRKİYE TARAFI

Almanya’da yaşıyoruz ama ara sıra gittiğimiz Türkiye’de ölürsem diye Türk tarafını da araştırmaya çalıştım. Doğru dürüst bir bilgiye ulaşamadım. Herhangi bir hastaneye başvurulabileceği bilgisi var. Belki ben eksik araştırdım ama “Şuraya başvurun, şu şartları yerine getirin, işiniz bitince şöyle defnedileceksiniz” gibi bilgilere ulaşamadım.

Ama önemli bir bilgi var. Sağlığınızda organ veya bedeninizi yazılı olarak bağışlasanız bile iş bitmiyor. Niye derseniz, T.C. kanunları izin vermiyor. Öldüğünüz zaman siz ailenizin malı sayılıyorsunuz. Yani masa, iskemle, koltuk, tencere, tava vs gibi. Aile izin vermezse sizin yaptığınız yazılı bağış başvurusunun hiçbir hükmü yok.

Şimdilik hedefe ulaşamadım ama araştırmaya devam edeceğim.

 

        

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.    

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.