Nezih Akkutay yazdı: Dumlupınar ve Hamdi Reis

TARİH 3 Nisan 1953. İki denizaltımız Dumlupınar ve 1. İnönü- Akdeniz’deki NATO tatbikatını bitirmiş Gölcük üssüne doğru yol alıyorlar. Hava puslu ve yağmurlu. Ege denizini geçip Çanakkale Boğazı’na girerler. Gün devrilmiş 4 Nisan’dan bir saat geride kalmıştır.

Dumlupınar önde, 1. İnönü daha gerilerde su üstünde 9 mil hızla ilerlemektedirler. 86 mürettebatı olan Dumlupınar’ın güvertesinde sekiz asker bulunmaktadır. Nöbetçi erler Veysel Saygılı ve Enver Uçar’ın yanı sıra Komutan Kıdemli Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hasan Yumuk, Astsubay Hüseyin İnkaya, Astsubay Hüseyin Akış ve Astsubay Şaban Mutlu. Açık olan kule kapağından zaman zaman başını çıkaran bir kişi daha vardır. Kozlulu Astsubay Hamdi Reis. Henüz 21 yaşında. Kule kapağı nöbeti onda. Bir tehlike anında veya denizaltı dalarken kapağı kapatıp içeri su girmesini önleyecek.

Saat ikiye doğru Nara Burnu’na yaklaşılır. Buradan Marmara Denizi’ne doğru kıvrılıp Gölcük’e ulaşacaklardır. Sakin sakin seyrederken ters istikametten bir gemi belirir. Boğaz trafiğinde bir kural vardır. Boğazı ikiye ayırdığı var sayılan “takvek” hattını geçmemek gerekir. Karşıdan gelen İsveç bandıralı Naboland adlı şilep, zaman kazanmak için olsa gerek Dumlupınar’ın seyir hattına geçmiştir. Sisli havada çeşitli manevralar yapılır. Hepsi boşunadır. Saat 02.10’da Naboland burundan Dumlupınar’a çarpar.

……………..

Depremi andıran çarpma sonucu, dapdaracık güvertede bulunanlar denize savrulur. Nöbetçiler Veysel Saygılı ve Enver Uçar Dumlupınar’ın pervanesine takılarak şehit olur. Astsubay Şaban Mutlu ise düşerken kafasını güvertenin kenarına çarpıp bayılır. Suda kendisine gelemez ve boğulur.

Denizaltı komutanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hasan Yumuk, Astsubay Hüseyin İnkaya ve Astsubay Hüseyin Akış kurtulur. Daha sonra anlattıklarına göre iki saate yakın suda kalmışlar ve Naboland gemisinin filikaları ile kurtarılmışlardır.

Dumlupınar çarpma sonucu burundan ve makina dairesi hizasından yara almıştır. Denizaltının burnu yavaş yavaş denize gömülmeye başlar. Bu sırada kule kapağı nöbetinde olan Astsubay Hamdi Reis, kapaktan çıkıp denize atlama imkanına sahiptir. Ama o içerideki 77 arkadaşını kurtarabilmek ümidiyle kapağı kapatır ve içeride kalır. Burundan su almaya başlayan Dumlupınar kafa üstü dikilerek beş dakika içinde derin sulara gömülür.

O anları kazadan kurtulan Kıdemli Başçavuş Hüseyin Akış, Gölcük’te her yıl yapılan anma törenlerinden birinde Hamdi Reis’in kardeşi Halidun Reis’e anlatır.

……………….

Dumlupınar batarken tehlike anında bırakılacak şamandıra salıverilir. Şamandıranın üzerinde Dumlupınar’a ait olduğu, battıkları ve yardım istedikleri yazılır. Şamandıra bir telefon kablosu ile denizaltına bağlıdır. Bu hat sayesinde kurtarma ekipleri ile denizaltı arasında irtibat kurulabilecektir. Ayrıca dalgıçlar bu hattı takip ederek dalıp Dumlupınar’a ulaşabilecek ve kurtarma halatının ucunu denizaltına takabilecektir.

Şamandıraya ilk ulaşan Gelibolu’dan hareket eden bir ekip oldu. Aşağı ile telefon irtibatı kurulur. Dumlupınar’dan Selami Özben Astsubay cevap verir. 22 kişi kıç torpido bölümüne sığınmıştır. Denizaltının diğer bölümlerinden bir yaşam belirtisi yoktur.

İlk bağlantıda kurtarma ekibinin komutanı, “Sizi kurtaracağız,” diyerek denizcileri rahatlatmak ister. 87 metre derinlikteki 22 asker, bunun o kadar kolay olmayacağının farkındadır. Belki de bu yüzden Astsubay Selami Özben’in tarihe kazınan sözleri duyulur: “Sağ olun… Vatan sağ olsun.”

Saat 10.00 sularında Kurtaran gemisi Nara Burnu’na ulaşır. Ancak kötü hava şartları kurtarma çalışmalarını aksatır. Ancak akşama doğru Dumlupınar’ın 87 metre derinlikte 35 derece meyille yan yattığı tespit edilebilir.

Plana göre, dalgıçlar telefon kablosunu takip ederek aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki can telini, denizaltının kurtarma kapağına takacaktı. Ancak olmadı. Çalışmalar sırasında Kurtaran gemisi dalga nedeniyle şamandıraya bağlı telefon kablosunu koparır ve denizaltıyla bütün bağlantı kesilir.

Kurtarma operasyonu artık iyiden iyiye zora girmiş olsa da dalgıçlar, 11 kez denizaltına inmeyi denerler. Ne var ki 87 metre derinlikte olan Dumlupınar’a inmek mümkün olmaz. Astsubay Üstçavuş Nurettin Ersoy, canı pahasına da olsa Dumlupınar’a en fazla yaklaşan dalgıçtır. Ersoy, 80’inci metrede bayılıp irtibatın kesilmesiyle yukarı çekilir. Ersoy, 15 saat boyunca basınç odasında tutularak hayata döndürülür.

……………..

O dönemlerde en önemli haber kaynağı radyoydu. Ben 9 yaşındaydım. Bütün aile radyonun başına toplanıp çıt çıkarmadan can kulağı ile Dumlupınar ile ilgili haberleri dinliyorduk. Her haber bülteni başlarken içimiz ümit doluyor, bittiğinde hüzne boğuluyorduk.

Saatler, günler geçiyor sevindirici haber bir türlü gelmiyordu.

Radyo telefon konuşmalarını da yayınlıyordu:

– Alo… Dumlu?

– Evet… Dumlu.

– Efendim hava biraz fenalaştı.

– Morallerinizi bozmayın. O hava size daha 2 gün yeter. Sen çocukları yatır. Sigara içmeyin.

– Yok efendim, hepsi yatıyor. Sigara da içmiyoruz. Işık da yok. Karanlıktayız.

– İhtiyaç lambalarını kullanmayın, ileride lazım olacak.

– Kullanmıyoruz zaten. Birinin ışığı çok zayıfladı.

…………

Zamanla umutlar tükenir ve sağ kalan 22 kişiye ‘Rahatça konuşabilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz, hatta sigara bile içebilirsiniz…’ anonsu yapılır. Artık her şey kabullenilmiştir. Ardından tüm Türkiye’yi ağlatan şu türkü duyulur:

Ah bir ataş ver cigaramı yakayım

Sen sallan gel ben boyuna bakayım

Uzun olur gemilerin direği

Ah çatal olur efelerin yüreği

Yanık olur anaların yüreği

Vur ataşı gavur sinem ko yansın

Arkadaşlar uykulardan uyansın

Uzun olur gemilerin direği

Ah çatal olur efelerin yüreği

Yanık olur anaların yüreği

Denizaltı ile kurulmaya çalışılan son irtibatta sadece inilti sesleri duyulur.

………….

Hamdi Reis’in kardeşi Halidun Reis kendisinden 12 yaş büyük olan abisini sadece bir kez gördüğünü söylüyor. Küçük yaşlarda belki görmüştür ama hatırlamıyor. Abisini şöyle hatırlıyor:

“Ben sekiz yaşındaydım. Abim eve geldi, hepimizle sarıldı hasret giderdi. Sakal tıraşı oldu. Sonra vedalaştı ve gitti. Gidiş o gidiş. Bir daha şehit haberini aldık.”

Halidun pandemi nedeniyle son yıllar gidemese de, her yıl Gölcük’te düzenlenen anma törenine katılıyor. Diğer şehitlerin aileleri ile bir araya geliyor. O törenlerde, Dumlupınar faciasından kurtulan beş kişiden biri olan Kıdemli Başçavuş Hüseyin Akış’tan dinlemiş:

“Birden kaportadan su girmeye başladı. Su, iki askeri alıp denize götürdü. Sol elimle çıkış merdiveninin demirini tuttum. Kolum kopacak gibiydi, bu sefer iki elimle tuttum. Ne zaman ki geminin içerisi tamamen su doldu, bana sanki birisi ‘hadi yürü git’ dedi. Su tamamen içeriye dolmuştu. Suyun içinden çıkmak için uğraşıyordum. Yine ‘haydi yürü’ der gibi dışarıya çıkma hissi geldi. Bizimle çarpışan gemiden sandal indirdiler. Bir kişi denizden beni alamadı, bir kişi daha geldi. Beni aldılar gemilerine çıkardılar. Onların gemisinin baş tarafı da çarpışma nedeniyle açılmıştı. Gemiye çıktığımda suya baktım. Denizaltının pervaneleri tamamen suyun üzerindeydi. Aradan 5 dakika geçti, suda kayboldu gitti.”

Hüseyin Başçavuş, Hamdi Reis’i kule kapağının içinde görür. Kendisini dışarı atsa kurtulacaktır. Ama o arkadaşlarını kurtarabilmek ümidiyle kapağı kapatır ve içeride kalır.

Halidun Reis Gölcük ziyaretleri sırasında bir şey daha öğrenir. Şehit ailelerine o zamanın parasıyla 7 bin 500 lira tazminat ödenmiştir. Ama o bununla ilgili büyüklerinden hiçbir şey duymamıştır. Acaba para başka birilerine mi gitmiştir.

Kazayla ilgili yapılan soruşturma sonucunda Naboland’a haciz konulurken hatalı oldukları belirlenen Naboland’ın kaptanı Oscar Ferdinand Lorentzon ile Kd. Yzb. Sabri Çelebioğlu’na dava açılır. Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava sonucunda Lorentzon 6 ay hapis ve 500 lira ağır para, Dumlupınar’ın komutanı Çelebioğlu ise 1 yıl, 8 ay ağır hapis ve 800 lira para cezasına çarptırılır.

DUMLUPINAR ŞEHİTLERİ

SUBAYLAR: Kurmay Albay Hakki Burak, Makine Kıdemli Yüzbaşı Naşit Öngören, Makine Yüzbaşı Affan Kayalı, Güverte Üsteğmen İsmail Türe, Makine Üsteğmen Fikret Coşkun, Güverte Teğmen Bülent Orkunt, Güverte Teğmen M. Şengün.

ASTSUBAY KIDEMLİ BAŞÇAVUŞLAR: Şevki Özsekban, Ali Tayfun, Emin Akan, Ömer Öney, Mehmet Fidan, Mehmet Denizmen, Sait Yıldırım.

ASTSUBAY BAŞÇAVUŞLAR: Ulvi Erhan, Hasan Cebeci, İhsan Yeter, Ziya Okuturlar, Fevzi Gürsan, Niyazı Başar, Sabri Güdeberk.

ASTSUBAY ÜSTÇAVUŞLAR: Cemalettin Denizkıran, Selahattin Çetindemir, Zeki Gider, Kemal Acun, Cemal Kaya, Naci Özaydin.

ASTSUBAY ÇAVUŞLAR: Bahri Sertesen, İhsan İçdemir, Selami Özben, İbrahim Altıntop, Şaban Mutlu, İhsan Coşkun, Hamdi Reis, Samim Nebioğlu, Murat Doğan, İhsan Aral, Zeki Açıkdağ, Necdet Yaman, Tuğrul Çubuk, Mehmet Ali Yılmaz.

ÇAVUŞLAR: Veysel Saygılı, Ramazan Yurdakul

ONBAŞILAR: Niyazi Giritli, Züğfer Ceylan, İbrahim İşlemeci, Murat Yıldırım, Mehmet Kızılışlık, Emin Süzer.

ERLER: Mehmet Demirel, Ali Gökçü, Nurettin Alabacak, Ömer Yalçı, Ali Aslan, Ülfettin Akar, Bekir Sarı, Yusuf Demir, Mehmet Aydın, Mustafa Özsöy, Nuri Acar, Hüdai Çağdan, Kadir Demiroğlu, Fikri Ulaştırıcı, Hüseyin Sayın, Hüseyin Kayan, Kenan Odacıoğlu, Ahmet Günal, Mustafa Taşçı, Hasan Bozoğlu, İbrahim Aksoy, Feridun Kırcalı, İsmail Özdemir, Hasan Arslan, Ahmet Özkaya, Enver Uçar, Necati Kalan , Murat Suyabatmaz, Mehmet Demir, Galip Yılmaz, Hasan Kelleci.

NEZİH AKKUTAY

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans