Nezih Akkutay yazdı: Sevgi neden Alman oldu?

YURT dışında yaşayan çok sayıda Türk, bulunduğu ülkenin vatandaşlığına geçti. Hepsinin kendine göre bir nedeni var. Kimi artık kendini oralı hissettiği için, kimi rahat seyahat etmek için, kimi yaşadığı ülkenin sağladığı hakları kaybetmemek için, kimi Türkiye’ye dönemediği için, kimi askerlik nedeniyle, bazıları çifte vatandaş… Say say bitmez.

Ama Sevgi’nin 40 yıl sonra Alman olmasının bambaşka bir nedeni var.

Önce Sevgi’yi tanıyalım. Almanya’ya 70’li yıllarda gelmiş bir Anadolu çocuğu. Üç kardeşin en büyüğü. Kısa sürede Almancayı öğrenir, ülkeye uyum sağlar.

Okul dönemi biter çalışmaya başlar. Frankfurt havaalanında değişik uçak şirketlerinde çalışır. Almanlar’la iç içe yaşamasına rağmen çifte vatandaş olabileceği dönemlerde bile Alman vatandaşı olmak aklının ucundan geçmez.

Yirmili yaşların başında evlenir. İki oğlu olur. Zamanla eşi ile arasında anlaşmazlıklar çıkar ve yollarını ayırırlar.

Sevgi, iki çocuğu ile başbaşa kaldığı, onlara hem analık hem babalık yapmaya başladığı zaman küçük oğlu henüz 2,5 yaşındadır. Hem çalışır hem çocuklarını büyütür. Büyük oğlu üniversiteyi bitirir. Şimdilerde hem ikinci üniversiteyi okuyor hem de çalışıyor. Küçük oğlu lise yıllarının sonunda.

YETİŞTİRME YURDU

Çevresi geniş olan Sevgi’nin bir arkadaşı çocuk yetiştirme yurdunda çalışmaktadır. Bir gün onunla birlikte yurda gider. Henüz bir aylık olmamış olandan liseye gidenine kadar boy boy kızlı erkekli çocuklar. Yaş gruplarına göre ayrılmışlar. Sevgi sanki oradaki görevlilerden biriymiş gibi çocuklarla ilgilenmeye başlar.

Büyük keyif alır. Birkaç kez daha arkadaşına eşlik eder, çocuklarla kaynaşır. Gönüllü olarak çalışmak ister. Geldiği günlerde çocuklara gösterdiği ilgiyi izleyen yurt müdürü teklifi havada kabul eder.

Ev hanımlığı, çalışma dünyası yanında şimdi yaşamına yetiştirme yurdundaki çocuklar da girmiştir. Sabah çocuklarını hazırlayıp okula gönderiyor, sonra yetiştirme yurdu, yeniden eve dönüp yemek hazırlamak, ev işlerini halletmek sonra da işe gidip çalışarak babalık görevi.

ÇOCUKLARLA İÇ İÇE

Üstte de bahsettiğim gibi yetiştirme yurdunda çocuklar yaş gruplarına ayrılıyor. Sevgi 0-6 yaş grubunda çalışmayı tercih eder. Aslında en zor grup ama küçük çocuklarla haşır neşir olmak, onları yıkamak, yedirmek, giydirmek, uyutmak, oynamak hoşuna gitmektedir.

 

Bir gün yurda bir Türk karı-koca gelir. Halleri vakitleri yerinde ancak çocukları olmamıştır. Evlat edinmek istemektedirler. Henüz emekleyen bir bebeğe hemen kanları kaynar. İlgilenmeye başlarlar. Defalarca gidip gelirler, çocukla yakınlık kurmak isterler. Kurarlar da, artık kendi evlatları gibi bakmaya başlarlar.

Ancak Almanya’da bir bebeği evlat edinmek o kadar kolay değildir. Aile hakkında polisten, yaşadığı çevreden, işinden, sosyal yaşamından ve daha birçok konularda araştırma yapılması gerekmektedir. Bütün bunlar aylarca sürüyor. Bütün bunlardan on üzerinden on alsan da son söz yurt yönetiminin.

SEN ALMAN DEĞİLSİN

Türk aile aranan bütün şartları fazlasıyla yerine getirmektedir. Ancak yetiştirme yurdunun müdürü çocuğu bu aileye vermeye yanaşmamaktadır. Uygulamaya göre müdür kesin kararlı değilse eğitmenler arasında oylama yapılmaktadır. Çoğunluğa göre çocuk ya veriliyor ya da verilmiyor.

Sevgi bir Türk aileyi evlat sahibi yapabilmek için oylama yapılması için gayret gösterir. İşte o zaman müdürden aldığı cevap şamar gibi yüzünde patlar:

“Sen Alman değilsin, oylamaya katılamazsın.”

Başkası olsa, gönüllü olarak yıllardır yaptığı işi bırakır gider. Ama Sevgi öyle yapmaz. Bir anda Alman vatandaşı olmayı kafasına koyar.

MÜDÜRDEN HABERSİZ

Hemen yaşadığı belediyeye Alman vatandaşlığı için başvurur. Kısa sürede başvuru kabul edilir. Sıra Türk vatandaşlığından çıkmaktadır. Konsolosluk epey bir geç tarihe randevu verir. Hatırı sayılan birinin araya girmesiyle randevu öne çekilir. İşin Türkiye tarafı kısa sürede halledilir. Alman tarafını da belediyede çalışan bir arkadaşı takip eder ve Sevgi Alman vatandaşı olur.

Bütün bu gelişmelerden yetiştirme yurdunda kimsenin haberi olmaz.

Sonunda yurt müdürü oylama yapmaya karar verir. Müdürün odasında toplanırlar. Kendisi ve 3 Alman eğitmen oylamaya katılacağını söyler. Sevgi cebinden Alman kimliğini çıkarır ve müdürün masasının üzerine koyarak tek bir cümle söyler:

“Ben de Almanım, benim de oy hakkım var.”

 

Oylama yapılır. Müdür hayır, diğerleri evet der. Sevgi ve diğer eğitmenler 4-1 kazanmışlardır.

Aile çocuğu alır. Çocuğun yaşamının yetiştirme yurdu tarafından takip edilebilmesi için eve kameralar yerleştirilir. Çocuk çok iyi şartlarda büyümekte ve önünde çok iyi bir gelecek görülmektedir. Bir süre sonra bu sıkı takip bırakılır.

Şimdi aile mutlu, çocuk mutlu ve Sevgi Alman.

NEZİH AKKUTAY

 

        

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.