Ortadoğu’daki “Batılı savaşçılar” (6)

ORTADOGUDA'DAKI BATILI SAVASCILAR 6 FOTO AAAvrupa ülkelerinden giderek Irak ve Suriye’de etkinliğini artıran Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütüne katılan gençler, Avrupa’daki Müslüman camiayı endişeye sevk etti.

Avrupa’daki Müslümanların kanaat önderleri ve bazı önemli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Batılı ülkelerden IŞİD’e katılan gençler konusunu AA muhabirlerine değerlendirdi.

Britanya Müslüman Birliği (MAB) Başkanı Dr. Ömer El- Hamdun, İngiltere’deki bazı Müslüman gençlerin Ortadoğu’da yaşanan acılara ilişkin haberleri takip ettiğini ve bundan etkilenerek “adaletsizliğe” karşı çıkmak istediklerini ifade etti. Hamdun, “İnsanlar Suriye’de olanları haberlerde izliyor. Kadınların, çocukların yardım için ağladığını görüyor. Son olarak bunu Gazze’de gördük. Bu adaletsizlik hissi onları etkiliyor” dedi.

İngiltere’den Ortadoğu’ya giden gençlerin hepsinin savaşmak için değil, bir kısmının da yardım amaçlı gittiğini dile getiren Hamdun, başlangıçta yardım konvoylarının organize edilerek Suriye’ye gönderildiğini, bazı gençlerin de bölgeye giderek yardım faaliyetlerine katıldığını söyledi.

Bazılarının ise mücadele için farklı yolları tercih edebildiğini ifade eden Hamdun, “Gençlerden bir kısmı, ‘bu yeterli değil, bir şey yapmalıyım’ diye düşünüyor. Sonunda, ‘ne yapabilirim’ dedikleri noktada Suriye ve Irak’a gidip IŞİD gibi örgütlere katılıyorlar” diye konuştu.

Hamdun, İngiltere’de yaşayan Müslüman toplumun Batı medyası tarafında “hedef” haline getirildiğini, geçmişte İngiliz medyasında Müslümanlara ilişkin neredeyse hiç haber yer almadığını vurguladı. Hamdun, son aylarda sadece olumsuz haberlere yer verilerek ülkede yaşayan Müslümanların “hedef” gösterildiğini kaydetti.

İngiltere’den Suriye ve Irak’a savaşmak için giden gençlerin hepsinin sanılanın aksine eğitimsiz ve işsiz gençler olmadığını belirten Hamdun, “Evet bazıları işsiz, fakat bazıları da İngiliz üniversitelerinde öğrenci, hatta bazıları yeni mezun gençler” ifadesini kullandı.

Hamdun, IŞİD gibi terör örgütlerinin İngiltere’de yaşayan gençleri etkilemek için internet üzerinden yoğun propaganda yaptığına işaret ederek, bu gençlerin Ortadoğu’da yaşananlara ilişkin “duygusal bir bağları” olduğunu söyledi.

Batı medyasında Irak ve Suriye’ye savaşmaya giden İngiliz gençlerin “işsiz ve öfkeli” gençler şeklinde yansıtılmasının doğru olmadığının altını çizen Hamdun, “Çünkü cephelere katılan İngiliz gençleri arasında üniversitelerden yeni mezunlar, tıp mezunları olduğunu duyuyoruz. Bazıları üniversite eğitimlerinin ortasında. İçlerinde çok zeki ve parlak olan gençler var” değerlendirmesinde bulundu.

– Avrupa ülkelerindeki ayrımcılık katılımı tetikliyor –

Berlin Türk Cemaati Başkanı Bekir Yılmaz da Almanya’da IŞİD gibi aşırı uç gruplara katılım olmasının sebeplerinin başında “dışlanmışlık ve toplum tarafından kabul görmemenin” geldiğini söyledi. Ailevi ve sosyal sorunların da buna eklenmesiyle gençlerin çok vahim duruma düştüklerini dile getiren Yılmaz, Almanya’da, Fransa’da ve İngiltere’de gençlerin bazılarının toplumdan dışlandığını ifade etti.

Yılmaz, Almanya’da dışlanan bir gencin IŞİD’e katılınca emir veren biri olarak orada görev yaptığını televizyondan izlediğini ifade ederek, gençlerin böyle bir gruba katıldığında kendisine değer verildiği hissine kapıldığını kaydetti.

”Müslümanlar olarak kendi çocuklarımızla kendimiz ilgilenmeliyiz. Bu aşırı gruplara ve terör örgütlerine katılanlara İslam’ın gerçek ruhu olan ‘Bir insanı öldürmek insanlığı öldürmüş olmaktır’ felsefesini anlatmamız gerekir” diyen Yılmaz, bunun ancak gerçek anlamda İslam’ın öğretilmesiyle mümkün olduğunu dile getirdi.

– “Sorunu kökünden çözecek tedbirler de üretilmeli” –

Hollanda Devleti ile Müslümanlar Arası İletişim Kuruluşu (CMO) Müdürü Ebubekir Öztüre, gençlerin toplumdan dışlanarak uç gruplara kaymalarının kaygı verici olduğunu, bu noktada devletin yanı sıra Müslüman kuruluşlara da büyük görev düştüğünü anlattı. Gençleri radikal gruplara iten sebepler arasında ayrımcılık, işsizlik ve İslam düşmanlığıyla bağlantılı mesajların önemli bir yer kapladığına işaret eden Öztüre, şöyle konuştu: “Müslüman gençlerin uç gruplara katılmaları oldukça kaygı verici bir durum. Bunu kabul etmeyen yok. Uyanık olmak lazım ve önlemek için herkes sorumluluğunu yerine getirmeli. Devlete, siyasetçilere ve Müslüman teşkilatlara düşüyor bu sorumluluk. Gençlerin niçin Hollanda toplumuna yabancılaştıklarını iyi irdelemek lazım. Nasıl oluyor da bu gençler doğup büyüdükleri topluma aşırı tepkililer, bunu irdelemek lazım. Sorunu kökünden çözecek tedbirler de üretilmeli.”

Sorunun sadece cezai veya hukuki tedbirlerle çözümlenemeyeceğine dikkati çeken Öztüre, bu kapsamda ilk etapta toplumdaki kamplaşmanın ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Entegre ve önleyici bir yaklaşım geliştirmek gerektiğini bildiren Öztüre, “Toplumu yönlendirenlerin ve yönetenlerin, insanları gerecek sorumsuz açıklamalar yapmadan önce iyi düşünmeleri gerekir. Tartışmalarda ve politikalar geliştirirken, gençleri hukuk devletinin ve toplumun dışına itecek, öyle konumlandıracak söylemlerden kaçınmak lazım. Kucaklayıcı bir bakış açısı geliştirilmeli” ifadesini kullandı.

– “IŞİD konusuyla bizi susturmaya çalışıyorlar” –

Avusturya İslam Cemaati Başkanı Fuat Sanaç ise “Bütün dinlerde aşırı uçlar bulunuyor. Bunların yaptıklarının tüm topluma mal edilmemesi gerekir. Yurt dışına savaşmaya sadece Müslümanlar değil, Hıristiyan ve Yahudiler de gidiyor” dedi. Hıristiyan ve Yahudilerin devlet düzeyinde korunduğunu, Müslümanların ise sahipsiz bırakıldığını savunan Sanaç, “IŞİD’in arkasında Müslüman yok. Bu Müslümanlara karşı yapılan olumsuz bir propagandadır” görüşünü dile getirdi.

Sanaç, medyada Irak ve Suriye’ye gittiği iddia edilen Müslüman savaşçıların gündeme getirildiğini, bunun üzerinden Müslümanların hak ve taleplerinin engellendiğini savundu. Avusturya’da son bir ayda başörtülü üç kadına, bir cami ve bir imam hatip lisesine saldırı gerçekleştirildiğini hatırlatan Sanaç, “Müslümanlar olarak herkes gibi eşit haklara sahip olmak istiyoruz, ama IŞİD konusunu gündeme getirerek bizi susturmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

– “Aşırılık bütün dinlerin en büyük sorunudur” –

Viyana Üniversitesi İslam Din Pedagojisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ednan Aslan da her dinden insanların yurt dışına savaşmaya gittiğini, bunun “dinde aşırılığın sonucu” olduğunu söyledi. Her ülkenin kendi çıkar algısına dayalı olarak yabancı savaşçılar konusuna politika belirlediğini ifade eden Aslan, şöyle konuştu:

“Bütün din mensuplarının içinde aşırı uçlar vardır. Bunlar kendi mensuplarını koruma güdüsüyle harekete geçebilirler. Bugün Müslümanlar kadar Hıristiyanlar ve Yahudiler de kendi mensuplarını koruma amacıyla savaşmaya gidiyorlar. Aşırılık sadece Müslümanların değil, bütün dinlerin en büyük sorunudur. Her yerde radikal, her yerde ırkçı ve her yerde demokrasi düşmanları vardır.”

– Makedonya İslam Birliği’nden tepki –

Makedonya İslam Birliği Başkanı Suleyman Recepi de iç savaşın yaşandığı Suriye’ye giderek IŞİD saflarında hayatını kaybedenlerin şehit olamayacağını, katliamlar yapan IŞİD’in terör örgütü olduğunu söyledi. Bu bölgelere savaşmak için gidenlerin, Müslümanların ve Arnavutların imajına zarar verdiğini kaydeden Recepi, Arnavutlar arasındaki dini birliğin sağlanmasında Arnavutluk ve Kosova’ya büyük görev düştüğünü belirtti.

– “Eğitimsiz, yoksul ve bencil kişiler” –

Suriye’de eğitim alan hukukçu yazar Sami Ceko, Balkanlar’da ortaya çıkan radikalizmin yurt dışındaki bazı kesimlerle doğrudan bağlantılı olduğunu, bazı grupların da ülke içinde bunu desteklendiğini savundu. Radikalizm kurbanlarının birçoğunun eğitimsiz, yoksul ve bencil kimseler olduğunu ifade eden Ceko, savaşmak üzere Ortadoğu’ya giden bu kişilerin önce ailelerine, sonra güzellik ve barış dini olan İslam’a büyük zarar verdiğini, Müslüman olmayanların İslam dininden korkmasına neden olduklarını dile getirdi.

Ceko, bunların ”toplumun hasta kesimi” olduğunu belirterek, ”Burada gençlerin beyni yıkanıyor. Sosyal medya üzerinden servis edilen çoğu yanlış, şiddet ve nefret içerikli haber buna yol açıyor” diye konuştu.

Karadağ İslam Birliği İslam Eğitimi Hizmetleri Şefi Enis Burcoviç de radikalizme ve özellikle Müslümanlar arasındaki çatışmalara karşı olduklarını ifade etti. Şeriatın insan hayatının korunmasına önem verdiğini kaydeden Burcoviç, “İslam uğruna savaş” iddiasıyla insanların öldürülemeyeceğini söyledi.

Arnavutluk Dinler Komitesi Başkanı İlir Hocoli de Arnavutluk devletinin her türlü radikal gruba karşı güçlü bir şekilde karşı koyacağını belirtti. Tüm Müslümanların bu tür radikal gruplara karşı ferdi ve toplumsal olarak tavır alması gerektiğini belirten Hocoli, bu tür radikal grupların İslam dinine zarar verdiğini bildirdi.

(Bitti)

© AA

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.