Prof. Dr. Kutlay Yağmur (Eğitim-Bilim Gündemi): İnsanı Yok Sayan Kurumlar Yıkılmaya Mahkûmdur

KUTLAY YAGMUR INSANI YOK SAYAN KURUMLAR YIKILMAYA MAHKUMDURBATI Avrupa ciddi bir krizden geçiyor. Krizin temel nedeni ekonomik zorluklar gibi görünse de işin özünde insanlık sorunu var. Batılı kültürlerini medeni ve çağdaş kılan en önemli unsur bireye verilen değerdi. Çok genel olarak, birey odaklı ve grup odaklı toplumlardan bahsederiz. Batı Avrupa’nın kültürel yapısı birey odaklıdır. Bireyin ifade özgürlüğü, demokratik gelenekler, insanlara verilen eşit hak ve özgürlükler ve eğitimde fırsat eşitliği gibi özellikler Batı medeniyetinin temel taşlarıdır. Çok ciddi ve köklü çatışmalar yaşayarak mevcut değerlerine ulaşan Avrupa’nın kanımca en önemli özelliği insanların eşitliğine verdiği önemdir. Kurumsal güç ve antidemokratik hiçbir yapı ve güç bireyi teslim alamaz. İnsanlar yasalar önünde eşittir ve insan haklarının güvencesi anayasal hukuktur.

Hollanda Batı dünyasındaki en köklü demokratik geleneğe sahip olan ülkelerden birisidir. Dini ve etnik çatışmaları uzlaştırma kültürü ile aşmayı bilmiş ve birey özgürlüğüne ve insan haklarına dayalı sağlam bir demokratik sistem kurulmuştur. Ancak son yıllarda artan göçmen sayısı ve ekonomik gelişmelerle Avrupa ile birlikte Hollanda kurumları da sarsılmaya başlamıştır. Tek dilden ve tek kültürden oluşan insanlara göre hazırlanmış olan sistem, kapitalizmin hep daha fazla kazanç, hep daha fazla sömürü odaklı düşünce tarzından dolayı tökezlemeye başlamıştır.

Kâr ve maddi faydacılık temelinde şekillenen zihniyet sürdürülebilirlik ölçütünü hiç gözetmeden sadece ekonomik kârlılığa bakmaktadır. Kapitalist sistemde milli gelirin neredeyse yüzde 60’ını paylaşan ve nüfusun sadece yüzde10 civarında bir oranını oluşturan kesim, her geçen gün daha açgözlü hale gelmekte, daha fazla kâr ve daha fazla sömürü için pervasızlaşmaktadır. Daha fazla kâr ve kazanç için insanlar işlerinden çıkarılmakta, sosyal devlet politikalarına son verilmektedir. Maddi kısıntılar ve kesintilerden dolayı istihdam yaratmak mümkün olmamaktadır. Bunun sonucunda genç üniversite mezunları iş bulamamakta ve geleceğe çok umutsuz bir şekilde bakmaktadırlar.

Batı Avrupa’yı ve Hollanda’yı yakın gelecekte çok derinden sarsacak olan işsizlik oranları bizi bekleyen en büyük tehlike değildir. Sosyal devletin vicdanı yüksektir çünkü engellilere, yaşlılara ve kimsesizlere sahip çıkar. Hollanda’daki sistemin sonunu hazırlayan en tehlikeli konu, yardıma ve desteğe muhtaç insanlara kurumların sırtını dönmesidir. Kurumların yürekleri sağır, vicdanları para olmuştur. Engelli çocuklara ve gençlere eğitim ve iş olanakları yoktur. Sağlıklı genç insanlar hayatlarını bir şekilde kurarlar çünkü fiziksel veya ruhsal sağlıkları yerindedir. Ancak hayatlarını kurabilmek için desteğe ihtiyacı olan on binlerce genç insan, devletin sosyal vicdanına muhtaçtır. Kapitalizm o derece azgınlaşmış ve sömürü hırsı o kadar artmıştır ki artık sosyal devlet, engelli, hasta, yaşlı gibi kavramlar sadece DERT ve YÜK olarak algılanmaktadır.

Sermaye sahiplerinin yönetimindeki kukla devlet kurumları sadece kapitalizmin kurallarına riayet etmektedir. Düzenlerini sürdürmek için demokrasi sadece bir araç olarak görülmektedir. Ekonomi tıkanınca ve bilinçlenme artınca kârlarının azalacağını düşünen sermaye sahipleri, gündemi işgal edecek konuları kolaylıkla bulmaktadırlar. Bunun için en uygun bahaneler de mevcuttur. Sürekli göçmen çocuklarının sisteme uyum sağlayamamasından bahsetmek, Müslümanların cihatçı olmasından ve tehlikenin kapıda olmasından bahsetmek, dikkati başka yöne çekmek için elverişli yöntemlerdir. Aslında göçmen, yerli, Avrupalı veya Asyalı fark etmiyor. Çalışan insanlar her yerde eziliyor ve sömürülüyor. Ezenler de hep aynı şekilde eziyor, sömürüyor. Milliyet, din, dil, etnik kimlik farkı gözetmeden sömürü ve zulüm devam ediyor. Hollandalı işitme engelli gençle, görme engelli Türk arasında ne fark vardır? Etnik kimlik bu iki engelli için de hiçbir şey ifade etmemektedir. Her iki gencin de devlet kurumlarının desteğine ve ilgisine ihtiyacı vardır. Ancak devlet kurumları bu örnekteki iki gençten daha sağır ve kördür. Çünkü yürekleri sağırlaşmış ve vicdanları körleşmiştir. İnsanlık kapitalizmin para kasalarında boğulmuştur.

Eli ayağı tutmayan yaşlılara bakım sağlamayan sistem çökmeye mahkûmdur. Gençler arasında ayrımcılık yaparak, etnik köken ve dini temelde ırkçılık yapan sistem çökecektir. Engelli genç insanlara hayat hakkı tanımayan ve mevzuat – kurallar safsatasıyla insanların hayatını karartarak, adeta engellileri ölüme mahkûm eden sistemin kendisi de ölüme mahkûmdur. Onca toplumsal sorun varken ve özellikle yardıma muhtaç onca insan varken, daha hâlâ etnik ve dini kimlik üzerinden üretilen ayrımcılıklar ve dışlamalar belki bir müddet daha algısı düşük halkı kandıracaktır, ancak sosyal devleti yok eden sistem kendi sonunu da hazırlamaktadır. Hayatları karartılan engelli insanların ve çocukların yaşadıklarını görmezden gelen Hollanda devleti sosyal niteliğini yitirmiştir. Umurlarında da değildir, çünkü onlardan kestikleri paraları kâr (onların deyimiyle tasarruf) sayacak kadar da insanlıktan yoksun ve zalimdirler.

 

 

Kutlay Yağmur
Dil, Kimlik ve Eğitim Profesörü, Tilburg Üniversitesi Öğretim Üyesi

Elektronik posta adresi: k.yagmur@uvt.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans