Prof. Dr. Kutlay Yağmur (Eğitim-Bilim Gündemi): Toplumsal bütünlük tehdit altında

PARİS terör saldırıları Avrupa’yı can evinden vurdu. Yüzlerce masum insan katledildi. Günlük yaşamlarında muhtemelen hiçbir siyasi grupla ilgisi olmayan sıradan masum insanlar nefrete kurban oldu.

Terörün amacı zaten masum insanları vurmaktır. Bu şekilde insanlığın canını daha fazla acıtacaklarını bilirler. Eğlence için dışarı çıkmış olan sıradan insanları öldürerek vermek istedikleri mesajı en acı şekilde verdiler. Katliamı yapanların kimliklerine bakınca herkes çok şaşırıyor. Fransa ve Belçika’da doğmuş büyümüş insanlar bu vahşeti gerçekleştirdi. Vücutlarına sardıkları bombalarla kendilerini patlatan ve ancak bulunabilen vücut parçaları üzerinde yapılan DNA testiyle kimlikleri tespit edilebilen bu genç insanları bu vahşete yönelten nedir? Hangi ideolojik saplantıyla onca masum insan katledilmiştir? Daha da önemlisi, hangi duygu ve düşünce kendi vücutlarını parça parça etme iradesini onlara vermiştir?

Avrupalı siyasal ve bilimsel çevrelerde konuyu dini inançla anlatmaya çalışanlar hata etmektedirler. Eğer öyle olsaydı aynı grup tarafından Müslüman ülkelerde öldürülen yüzlerce insan katledilmezdi. Ankara’da öldürülen 102 insan Müslüman değil miydi? Katliamı yapan gruba göre muhtemelen değillerdi veya Müslüman olsalar da onlardan farklı Müslümanlardı. Meseleyi dini inanca indirgemek çok yanlıştır. Konu çok daha derin ve çok daha karmaşıktır.

İşlenen cinayetler karşısında Batı Avrupalı devletler anında çok sert polisiye önlemlere başvurmuş ve failleri bulmak için sıkı bir çalışma başlatmıştır. Meselelere çok sığ bir düzlemden bakan siyasetçiler de hiçbir ayrım gözetmeksizin Müslümanların hepsini aynı hedef tahtasına oturtma yolunu seçmişlerdir. Yabancı düşmanlığı gözle görülür bir şekilde artmıştır. Toplumsal bütünlüğün güvencesi olan karşılıklı saygı ve hoşgörü hızla azalmaktadır. Eğer sorunların temelinde yatan dinamikler çok iyi anlaşılmazsa, çatışma ortamı bilinçli bir şekilde tırmandırılacak ve bu durumdan en büyük zararı tek derdi çoluk-çocuğunun rızkı olan masum göçmenler görecektir. Sıradan insanlar düşman gibi görülecek ve çatışma iklimi daha da güçlenecektir. Bu ortamda sağduyu sahibi insanlara büyük sorumluluk düşmektedir.

23 Nisan 2015 tarihinde Birleşmiş Milletler güvenlik konseyinde bir konuşma yapan Profesör Scott Atran, IŞİD’e katılan gençlerle ilgili olarak çok önemli tespitlerde bulunmuştu. IŞİD üzerine yaptığı araştırmanın sonuçlarını sunan Scott Atran meselenin özüne parmak basmıştı ve daha Nisan ayında sanki Paris saldırılarının geleceğini haber vermişti. Dileyenler Atran’ın konuşmasını aşağıdaki linkten izleyebilirler. https://www.youtube.com/watch?v=qlbirlSA-dc

Scott Atran’ın dikkatimizi çektiği gibi IŞİD’e Batı Avrupalı ülkelerden katılan gençlerin en büyük nedeni kendilerini boşlukta hissetmeleri. İslam konusunda doğru dürüst hiçbir şey bilmiyorlar. Zaten katılanların bir kısmı sonradan İslam’ı seçerek Müslüman olmuş.

IŞİD’e katılan gençlerin ortak özelliği yaşadıkları toplum içinde kendilerine bir yer bulamamış olmaları. Özellikle Arap gençler arasında yaşanan toplumsal dışlanmışlık ve aşağılanma duygusu onların bu gruba katılmasındaki en önemli etken olarak ön plana çıkıyor. Göçmen gençleri iş piyasasında ayrımcılığa tabii tutan sistemin kendisine dersler çıkarması gerekiyor. Daha da önemlisi eğitim kurumlarında sürekli başarısız kılınan göçmen gençlerinin eğitimine çok daha fazla önem verilmesi gerekiyor. IŞİD’e katılanlar arasında yüksek eğitimli ve meslek sahibi insanlar pek yok. Gidenlerin ezici çoğunluğu geleceğine dair hiçbir umutları ve hayalleri olmayanlar.

Bir Batılı bilim adamının analizinden ortaya çıkan sonuç Batılı devletlerin ciddi hatalar yaptıklarını gösteriyor. Scott Atran çözüm önerilerini de sunuyor. Polisiye önlemlerin hiçbir şekilde çözüm olmadığını ve uzun vadeli çalışmaların tek yol olduğunu güçlü bir dille anlatıyor. Gençlere gelecek umudu ve hayalleri verilmeden hiçbir çözümün mümkün olmadığını en çarpıcı şekilde anlatıyor.

Türk göçmenleri ve sivil toplum örgütlerimiz sorumluluk alarak bu konuya eğilmek zorundadır. Bizim toplumumuz açısından ciddi bir tehlike yok diyebiliriz ama tedbirli olunmalıdır. Gençlerimizin kendilerini boşlukta hissetmemeleri ve toplumsal aidiyet duygularını güçlendirmek için daha çok gayret sarf edilmelidir. Geleneksel barış ve sevgi dilimiz gençlerimizi daha fazla kucaklamalıdır. Scott Atran’ın önerilerini ve Türk toplumu açısından yapılabilecekleri bir başka yazıda daha kapsamlı olarak ele almak gerekiyor.

 

Kutlay Yağmur
Dil, Kimlik ve Eğitim Profesörü, Tilburg Üniversitesi Öğretim Üyesi

Elektronik posta adresi: k.yagmur@uvt.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans