Prof. Dr. Kutlay Yağmur (Eğitim-Bilim Gündemi) Toplumsal Dayanışmanın Koşulları

KUTLAY YAGMUR TOPLUMSAL DAYANISMANIN KOSULLARIYEDİ yıl aradan sonra iki aylığına Avustralya’ya gittim. Yüksek lisans ve doktora tezlerimin konusu Avustralya’daki Türklerin dilleri ve kültürleriyle ilgili olduğu için toplumun gelişimini uzun yıllardır takip ediyorum. Bu seyahatim esnasında yaptığım gözlemler hem bilimsel anlamda hem de kişisel olarak şaşkınlık vericiydi. Avrupa’dan çok farklı olarak Avustralya’da çok daha yüksek eğitimli bir Türk nüfusu yaşadığı için Türk toplumu her zaman farklı özellikler sergilemiştir. Dayanışma oranı çok yüksek olan ve çok örgütlü olan Türk toplumu, bu defa, sanki bu özelliklerini yitiriyormuş görüntüsü verdi. Bu defaki gözlemlerim toplumsal çözülme ve dağılmanın başladığına işaret ediyor ancak deneysel bir çalışma yapmadığım için bu konuyu kişisel gözlemlerle sınırlamakta fayda var.

Batı Avrupa Türkiye’den işgücü göçü alırken Avustralya daha çok beyin göçüne ağırlık verdi. Nüfusun büyük bir kesimi Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden giden göçmenlerden oluşuyor. ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi gibi İngilizce eğitim veren üniversitelerimizin birçok mezunu Avustralya iş dünyasında kendini kanıtlamış durumda. Türkiye’den giden grubun sosyal saygınlığı ve maddi gücü de Batı Avrupa’dakinden çok daha ileri düzeyde. Gençlerin eğitim düzeyi de Anglo-Saxon Avustralyalı gruba yakın, hatta birçok gruptan çok daha ileri düzeyde. Bunun sonucu olarak işsizlik oranı çok daha düşük, dolayısıyla Türk toplumunun maddi gücü oldukça yüksek.

Son 20 yıldır Avustralya’ya büyük ilgi gösteren dini cemaatler toplumun derlenip toparlanmasına katkı sağlamış. Açtıkları Türk okullarıyla Türk gençlerinin eğitim başarısının yükselmesine büyük katkı vermişler. Elbette siyasi kimliklerinden dolayı Türk toplumunun bölünmesine de katkı vermişler. Eğitim kurumlarının bilimsel ilkeler doğrultusunda çalışması beklenir. Ancak farklı dini cemaatlerin ideolojileri doğrultusunda hizmet veren bu okullar Türk toplumundaki bölünmeyi daha da derinleştirmiş durumda. Toplumdaki bireysel gelişmeye katkı verirken, diğer taraftan da Türkiye’den giden toplumu derin uçurumlarla bölmüşler. Bu dini grupların sosyolojik özellikleri kesinlikle kapsamlı olarak araştırılmalıdır.

Göç ortamında anadilinin ve öz kültürün muhafaza edilmesi toplumsal bütünlük açısından en önemli koşullardır. Türkçe genç nesillere aktarılmadığı ve öğretilmediği zaman Türk kimliğinde ciddi bir erozyon başlar. Üçüncü kuşak anne-babaların olduğu Avustralya’da Türkçe’nin yaşatılması zor görünüyor. Elbette gözlemlerim Sidney şehriyle sınırlı olduğu için genellemeler yapmak istemiyorum, ama gençler kendi aralarında çok yaygın olarak İngilizce dilinde iletişim kuruyorlar. Türkçe hakimiyetleri çok zayıf olduğu için iletişim kaçınılmaz olarak İngilizce gerçekleşiyor. Bu durum üçüncü kuşak arasında Türkçe’nin iletişimsel işlevinin bittiğine işaret ediyor. Elbette kültürel işlev devam ediyor ancak bu kuşak kendi çocuklarına Türkçe’yi ne oranda öğretebilecektir sorusu karşımızda duruyor. Görünen odur ki dilsel erimenin son safhasına gelmiş olan üçüncü kuşak Türklerin Türkçe ile irtibatları çok az olacaktır. Hele, her Türk’ün bir de İngiliz adı olduğunu söylersek, kültürel değişimin ne boyutlarda olduğunu anlayabilirsiniz. “Çift kimlikli” nitelemesi birçok Türk’ün ismine de yansımış. Her Türk’ün ana-babasının verdiği ismin yanı sıra bir de arkadaşları ve dışarıda kullandığı bir İngiliz ismi var. Emine’nin Emily, Erhan’ın Erny olduğu tam anlamıyla çifte aidiyet durumu yaşanıyor.

Sidney Türk toplumu dağılma aşamasına gelmiş, çünkü kültürel bağlar güçlü bir şekilde azalmaya başlamış. Türk kültürünün en önemli özelliği olan toplumsal dayanışma koşulları ortadan kalkmış. Batı Avrupa’dan çok farklı olarak “dış tehdit algısı” veya çoğunluk toplumun “dışlama” oranı çok düşük. Batı Avrupa’da hakim olan İslam karşıtı söylem, Türk toplumunun dayanışma oranını artırarak safları sıklaştırmaktadır. İslami yaşamla hiçbir ilgisi olmayan Türkler bile bu tehdit algısından paylarını almakta ve toplumsal dayanışmaya katkı sağlamaktadır. Avustralya Türk toplumu birçok farklı sosyal-psikolojik etmenden dolayı dağılma aşamasına gelmiş bulunuyor. Batı Avrupa ile kıyaslamalı olarak bu durumun boyutlarını birkaç makale ile derinleştirmekte fayda var. Aslında son dönemde Batı Avrupa’da görünüşte İslam karşıtı, ama özünde göçmen karşıtı siyasal gelişmelerin irdelenmesi daha acil görünüyor, ama her iki konuyu da iç içe incelemek mümkün olacaktır.

Hollanda Türk toplumu çok başarılı bir şekilde toplumsal bütünlüğe katkı sağlayan ve özellikle Hollanda demokrasisine ve toplumsal düzene bağlı bir gruptur. Hollanda’nın kalkınmasına ve toplumsal barışına çok ciddi katkısı olan bu toplumu karanlık siyasi dürtülerle ötekileştirmenin kimseye faydası olmayacaktır. Elbette Türk toplumu içinde de nelere ve kime hizmet ettiği bilinmeyen odaklar vardır, ancak genel duruma bakarak hareket etmek çok önemlidir. Türk gençlerini radikal gruplarla bağdaştırmaya çalışmanın ne sosyolojik ne de fiziksel koşulları vardır. Bu konuyu da gelecek yazılarımızda ele alarak ortak düşünme ortamının sağlanmasına katkı vermeye çalışmak gerekiyor.

 

 

Kutlay Yağmur, Dil, Kimlik ve Eğitim Profesörü

Tilburg Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

Elektronik posta adresi: k.yagmur@uvt.nl

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans