Prof. Dr. Kutlay Yağmur (Eğitim-Bilim Gündemi): Türk Çocuklarının Hollanda Eğitim Kurumlarındaki Konumları ve Dil Gelişimleri (4)

KUTLAY YAGMUR TURK COCUKLARININ HOLLANDA EGITIM KURUMLARINDAKI KONUMLARI VE DIL GELISIMLERI 4Okul başarısı ve dil becerileri

Türk göçmenlerin büyük çoğunluğu Türkiye’de kırsal kesimlerden gelmektedir. Çocukların anne-babaların büyük kısmı düşük eğitime sahiptir. Her ne kadar Türk anne-babalar eğitime çok önem verse de evde çocuklarına yeteri kadar destek verememektedirler. Özellikle eğitim dilinin Almanca, Fransızca veya Hollandaca olduğu durumlarda bu destek daha da azalmaktadır. Okul ve ev kültürü arasındaki büyük farklılıklar, anne-babaların yabancı dil becerileri velilerin çocukların eğitiminde söz sahibi olmasını ve bu sürece etki etmesini olumsuz etkilemektedir. Bu kısıtlılıkları göz önünde bulundurmayan Alman veya Hollandalı eğitimciler, büyük bir genelleme ile Türk ailelerin çocuklarının eğitimine hiç ilgi duymadıklarını ve eğitime kayıtsız olduklarını düşünmektedirler. Ayrıca, anadili Almanca veya Hollandaca olan çocuklarla Türk çocuklarının dil becerileri tahmini yöntemlerle kıyaslanarak Türk çocuklarının zihinsel ve dilsel gelişimlerinin çok daha geride olduğu önerilmektedir.

Bazı bilim adamları, örneğin Driessen (1997), yaptıkları çalışmalarla ilköğretim sonunda Arap ve Türk çocukları ile Hollandalı çocuklar arasında dilsel ve bilişsel gelişme açısından iki yıllık bir gerilik olduğunu öne sürmektedir. Ancak kıyaslamanın işçi kökenli Türk ailelerinin çocukları ile yüksek eğitimli Hollandalı velilerin çocukları arasında olduğunu vurgulamamız gerekmektedir. Bu bulgunun şaşırtıcı hiç bir yanı yoktur çünkü sosyal statü ve eğitim seviyesi arasındaki farklılıkların bu tür sonuçlar vermesi kaçınılmazdır. Eğer aile kökeni benzer olan Türk ve Hollandalı çocuklar kıyaslanmış olsa idi farklılığın ciddi olmadığı kolayca görülebilirdi. Benzer bir kıyaslama düşük eğitimli Hollandalılarla yüksek eğitimli Hollandalıların çocukları arasında yapılmış olsaydı, benzer farklılıklar görülürdü. Ancak eğitim planlaması yapan çevreler bu tür verilerden yola çıkarak, göçmen çocuklarına ilişkin yanlış kanılar oluşturmakta ve bu durum çocukların uygun olmayan okullara yönlendirilmesinde ciddi bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sosyal farklılıklar üzerinde durmak yerine milliyet farklılığı ön plana çıkarılarak Türk grubu bir bütün olarak tek bir kefeye konulmuş olmaktadır. Bu durumun eğitim bilim açısından ciddi mesajları vardır. İkinci bir yanılgı da göçmen öğrencilerin okul başarısızlığının çocukların evde konuştukları ana dillerine fatura edilmesidir. “Evde farklı bir dil konuştukları için başarısız olmaktadırlar” gibi hiç bir bilimsel veriye dayanmayan iddialar öne sürülmektedir. Aslında, bu görüşün karşıtı bilimsel veriler mevcuttur. Örneğin, Klatter-Folmer (1996) Türk çocuklarının Hollanda ilköğretim okullarında başarı oranlarını araştırdığı doktora çalışmasında, öğrencilerin başarı oranları ile anadil becerileri arasında çok yakın bir ilişki tespit etmiştir. Ayrıca, Hollandaca becerileri üst düzeyde olan çocukların Türkçe becerilerinin de üst seviyede olduğu görülmüştür. Aynı şekilde Türkçe dil becerileri ile okul başarısı arasında da çok yakın bir ilişki tespit edilmiştir. Okul başarısı en yüksek olan öğrencilerin hem Türkçe hem de Hollandaca becerilerinin ileri düzeyde olduğu tespit edilmiştir.

Hem Batı Avrupa basın yayın organları hem de politikacılar eliyle Türk göçmenlere ve çocuklarına karşı yürütülen en ciddi kampanya uyum odaklı olanlardır. Türk göçmenlerin anadillerinde konuşmalarını uyuma en büyük engel olarak gösteren siyasiler, hem eğitim kurumlarını hem de yazılı ve görsel basını yanlarına alarak Türkçe konuşmanın hem toplumsal hem de eğitim açısından kabul edilemez olduğu iletisini yaymaya çalışmaktadırlar. Bu durum göçmen ailelerini ve çocuklarını sosyal-psikolojik açıdan ciddi şekilde etkilemekte, farkında olmadan insanlar Türkçe konuşmaya tereddüt etmektedirler. Bilimsel hiç bir dayanağı olmayan bu yaklaşım kuşaklar arasında anadilin erozyona uğramasına neden olmaktadır. Hollanda’da yapılan bazı bilimsel çalışmalar anadilin hiç bir şekilde uyuma engel olmadığını ayrıca eğitimde başarıya köstek değil, aksine destek olduğunu ortaya çıkartmıştır.

Driessen, van der Slik ve de Bot (2002) yaptıkları geniş kapsamlı araştırmada tartışmaya son noktayı koymuşlardır. Anadili Hollandacadan farklı lehçeler olan çocuklarla anadili Hollandaca olan çocukları kıyasladıklarında evde farklı lehçe konuşan çocukların Hollandaca konuşan çocuklardan çok daha üstün başarı gösterdikleri anlaşılmıştır. Bu bulgu bile anadili karşıtı kampanyaları yavaşlatmış ve meselenin daha çok sosyal sınıf ve velilerin eğitim seviyesiyle bağlantılı olduğu anlaşılmıştır. Driessen, van der Slik ve de Bot (2002) yaptıkları istatistiksel analizlerin evinde Hollandaca dışında bir dil konuşan çocukların Hollandacalarının diğer Hollandalı çocuklardan hiçte geri olmadığını belirtmişlerdir. Özellikle Güney Hollanda bölgesinde Limburg anadiline sahip çocuklar okul dışında çok az Hollandaca konuştukları halde Hollandaca testlerinden en yüksek sonuçları almışlardır. Halk arasında yaygın olan kanının aksine, evinde Hollandaca dışında bir dil konuşan çocukların eğitimde çok başarılı olduklarını göstermişlerdir.

Bu durumun göçmen aileler tarafından bilinmesi de önemlidir. Bu şekilde anadillerine karşı bir tutum geliştirmeleri önlenmiş olur. Çocuğun sağlıklı bilişsel gelişimi için anne-babanın en hakim olduğu dilde çocuğuyla iletişim kurması çok önemlidir. Eğitim kurumları açısından da alınması gereken mesaj, tutarlı iki dilli programların çocukların dil gelişimine katkı sağlayacağı gibi okul başarılarını da artıracağıdır. Okulda kullanılan dilin etkili öğrenimi anadilinde atılacak olan sağlam temelden geçmektedir. Bu şekilde göçmen çocuklarının okul yaşamlarında başarısız olmalarının da önüne geçilmiş olacaktır.

Hollanda benzeri tartışmalar Alman eğitim çevrelerinde de sıkça yapılmaktadır. Alman kamuoyu ve eğitim çevreleri Türk çocuklarının eğitimdeki başarısızlığının yegâne nedeni olarak evlerinde anadillerinde konuşmalarını ve Almanca becerilerinin kısıtlılığını göstermektedirler. Ammermüller’e göre (2005), göçmen çocuklarının düşük okul başarısının nedeni bu çocukların Alman çocuklarına kıyasla okula geç kayıt yaptırmaları ve evlerinde öğrenmeye uygun ortamların olmayışıdır. Türk ve Alman çocukları arasındaki en önemli farklılıklar, Alman çocukların daha yüksek dereceli okullara gitmeleri, evlerinde öğrenmeyi kolaylaştıracak daha uygun ortamların olması, çok sayıda kitaba sahip olmaları ve göçmen çocuklarının evde Almanca dışında bir dil konuşmalarıdır. Yapılan bu tespitler yine eğitimde başarısızlığın suçlusunun anadili olduğunu iddia eder niteliktedir. Almanca dışındaki anadilleri suçlu gösterilmeye devam edilmektedir. Ancak öğrencinin anadili yüzlerce etken arasında değişkenlerden sadece birisidir ve bu bölümde kısaca bu etkenler irdelenecektir.

 

Haftaya: Okulda Başarısızlığın Olası Nedenleri

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.