Prof. Dr. Kutlay Yağmur yazdı: 100 Yıl Sonra mı “Hollandalı” Olunacak?

60’lı yıllarda Avrupa’ya “misafir işçi” olarak gelen nesil çoktan emekli oldu. Hayatta olanların bir kısmı ülkesine geri döndü; bir kısmı 6 ay anavatanda, 6 ay ikinci vatanda yaşamaya devam ediyor. “Göçmen” sözü edilince hem göçmeni gönderen ülkenin vatandaş ve yöneticileri hem de göçmeni alan ülkenin vatandaş ve yöneticileri hâlâ o “misafir işçi” statüsünde gelenleri düşünüyor. Entegrasyon-Uyum sorunundan bahseden Avrupalı siyasetçi tuhaf bir şekilde birinci kuşak göçmenleri referans noktası alıyor. Türkiye’nin siyasetçisi ve vatandaşı göçmen denince, ya “aşağılayıcı” bir tavırla “Almancı” diyor ya da “acıma” duygusu ifade eden “gurbetçi” nitelemesi yapıyor. Hem gönderen ülkenin insanı hem de göçmeni alan ülkenin insanı göçmeni kendinden saymıyor. Dolayısıyla ortaya “kopuntu” Türkler nitelemesi gibi tuhaf durumlar çıkıyor. İşin özünde, hem göçmen olarak yaşanan ülkede hem de anavatanda milyonlarca Türkiye kökenli göçmen artık farklı bir sınıflandırmaya tabi tutuluyor.

Hollandalı siyasetçiler Hollanda’da doğmuş-büyümüş, Hollandacası Türkçesi’nden çok daha ileri seviyede olan insanları hâlâ “göçmen” olarak niteliyor. Anne veya babadan birisi veya her ikisi Hollanda’da doğmuş, kendisi ise üçüncü kuşak olarak Hollanda’da doğmuş büyümüş genç insanlar “allochtoon” dışlamasıyla karşı karşıya kalıyor. Hollandalı olmak için mutlaka “kan bağı” mı olması gerekiyor? İşin daha da kötüsü anne-babadan birisi Hollandalı olsa dahi diğeri başka bir ülkede doğmuşsa mutlaka yurt dışında doğan ebeveynin doğum yeriyle kayıt yapılıyor! Eğer siyasete bir mesaj verilecekse bu konuda en güçlü mesajı vermek gerekiyor! Hollanda siyaseti “ötekileştirme” politikalarından ne zaman vaz geçecek demek gerekiyor? Siyasi söylemden ve uygulamalardan anlaşıldığına göre Hollanda’daki karar mercileri “köken takipçiliği” yapmayı hiç bırakmayacaklar. Hem anne-baba, hem de çocuk Hollanda doğumlu olunca “allochtoon” olarak kayıt etmek mümkün olmamaktaydı ancak yine bir manevra ile üçüncü kuşağın entegrasyon seviyesini ölçme gerekçesiyle büyük-anne, büyük-babanın doğum yerini kayıt etme gibi bir yönteme başvuruluyor. Hollanda İstatistik Bürosu’nun Internet sitesinde “Üçüncü Kuşak Kimdir” başlığı altında “Iemand behoort tot de derde generatie als beide ouders in Nederland zijn geboren en ten minste één van de vier grootouders in het buitenland is geboren. Mensen die in Nederland zijn geboren en van wie minstens één ouder in het buitenland geboren is, behoren dus niet tot de derde generatie, maar tot de tweede” (Hem anne hem de babası Hollanda’da doğmuş ve büyük-anne ile büyük-babalarından en azından biri yurt dışında doğmuş kişi üçüncü kuşaktır. Hollanda’da doğmuş ve ebeveynlerinden en azından biri yurt dışında dünyaya gelmiş olan kişi böylece üçüncü değil, ikinci kuşaktır) açıklamasıyla üçüncü kuşağın tespiti için büyük-anne ve büyük-babanın doğum yerinin kayıt edileceğini anlıyoruz. Büyük anne-babanın üçü Hollanda’da doğmuş olsun eğer birisi Hollanda dışında doğmuşsa yine kayıtlara doğulan ülke “köken” olarak giriyor! Bu durumun açıklaması nedir acaba?

Devlet kurumlarının bu köken saplantısı sosyal ve kültürel dışlamanın en büyük aracıdır. Üçüncü kuşak olarak Hollanda’da doğmuş ana-babadan olma insanları büyük bir ısrarla hâlâ “allochtoon” olarak kaydetmenin gerekçesi nedir? Dördüncü kuşağı da bir bahaneyle hâlâ “büyük dedesinin doğum yeri” diye mi kayıt edecekler? Aradan yüz yıl geçse de kökeninde göçmen büyük anne – büyük baba olanlar hâlâ “yabancı” kökenli “allochtoon” olarak mı kayıt edilecek? Avrupa’daki kan bağı saplantısını artık biliyoruz. Dini, dili, etnik kökeni farklı olan grupları kendilerinden saymıyorlar. Kendileri Amerika’ya, Avustralya’ya ve Kanada’ya gidip o kıtaların anayasalarını yazarken “bu topraklarda doğan herkes Amerikalıdır” derken Almanya’da ve Hollanda’da doğan üçüncü kuşak çocuklara hâlâ neden “köken” kaydı yapıyorlar?

Bu durumlardan haberi olmayan veya olsa bile sorgulama yetisinden mahrum olanlar, Batı Avrupa’da yeni dışlama söylemi olan “diaspora” zokasını yutmuş görünüyorlar. İşin özünde burada doğup büyüyen ve eşit vatandaş olması gereken göçmen kökenli insanları eşit görmeme stratejileri var. “Allochtoon” dışlamasının ilkelliğini anladılar ve devlet kurumlarında kullanmamaya karar verdiler. Ancak Hollanda İstatistik Bürosu’nun Hollanda nüfusunu sınıflarken kullandığı terimlere bakarsanız eskisinden daha ayrımcı kategoriler yaratıldığını görürsünüz.

Japonya Doğuda mıdır yoksa Batıda mı? Surinam Doğuda mıdır yoksa Batıda mı? Endonezya Doğuda mıdır yoksa Batıda mı? Çin Doğuda mıdır yoksa Batıda mı? Coğrafi olarak elbette bu soruların yanıtı bellidir. Ancak siyasal olarak bu soruların yanıtı farklıdır. Hollanda İstatistik Bürosu Hollanda nüfusunu sınıflarken eskiden farklı olarak Batılı olan ve Batılı olmayan “allochtoon” kavramını kullanmaktadır. Bunun coğrafi bir tanım olmadığını da Hollanda’da yaşayan Japonların “Batılı” olarak sınıflandırılmasından anlıyoruz: “Personen met een niet-westerse achtergrond hebben als herkomstland één van de landen in Afrika, Latijns-Amerika en Azië (inclusief Turkije, exclusief Japan en Indonesië). CBS beschouwt personen die zijn geboren in Europa (exclusief Turkije), Noord-Amerika en Oceanië en Japan en Indonesië of van wie een van de ouders in die landen is geboren tot personen met een westerse achtergrond.” (Batılı olmayan kişiler, Afrika, Latin Amerika ve Asya (Türkiye dahil, Japonya ve Endonezya hariç) kökenlidir. Merkezi İstatistik Bürosu, Avrupa’da (Türkiye hariç), Kuzey Amerika’da ve Okyanusya’da (Büyük Okyanus’a dağılmış adaları içine alan ülkelerden ve Avustralya’dan oluşan kıta) ve Japonya’da ve Endonezya’da doğmuş veya ebeveynlerinden biri belirtilen bu bölgelerdeki bir ülkede dünyaya gelmiş kişiyi batılı olarak kabul eder.)

Hollanda İstatistik Kurumu’nun ölçütü coğrafi değildir ama coğrafi bir sınıflandırma yapmaktadır. Bunun nedenini anlayan hiçbir Allah’ın kulu “diaspora” lafını ağzına almaz. Bunu anlamaktan yoksun zihinlerin ağızlarına sakız olan “kopuntu” ise sadece kendilerini tanımlamaktadır.

Kökenleri Türkiye olup da Hollanda siyasetine soyunan Hollanda vatandaşı gençlere önemli bir tavsiyede bulunmak gerekir. Partinizin yöneticilerine “büyük dedesi Hollanda’da doğmamış olan ama kendisi üçüncü kuşak olarak Almelo’da veya Rotterdam’da doğmuş insan ne zaman Hollandalı kabul edilecektir?” sorusunu mutlaka sorun. Aradan bir yüz sene daha mı geçmesi gerekiyor bu köken ve dışlama siyasetinin son bulması için?

Benzer bir soruyu Türkiye’deki Türklere de sormak gerekir. Avrupa ülkelerinde en ağır koşullar altında yaşayan komşunuz, akrabanız olan insanları “Almancı” ve “gurbetçi” olarak ötekileştirmekten ne zaman vazgeçeceksiniz? “Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklere, göçmen Türkler veya Avrupalı Türkler” demek çok mu zor geliyor?

Prof. Dr. Kutlay Yağmur

Dil, Kimlik ve Eğitim Profesörü, Tilburg Üniversitesi Öğretim Üyesi

Elektronik posta adresi: k.yagmur@uvt.nl

 

                                     

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans