Prof. Dr. Kutlay Yağmur yazdı: Bari Çocuklara Kıymayın!

POPÜLİZM şampiyonu Başkan Trump ABD’ye illegal olarak giren göçmenlerin çocuklarını ellerinden aldı ve anne-babaları sınır dışı etti. Günlerdir televizyonlarda bu trajedi izleniyor. Dün bazı çocuklar anne-babalarıyla buluşturulmaya çalışıldı. Ortaya çıkan görüntüler yürekleri dağladı. Göçmen karşıtı söylemleri kullanarak politik gücü ele geçirmeye çalışan siyasetçilerin vicdan, etik davranış, ailenin bütünlüğü ve çocuk hakları gibi kavramları hiç umursamadıkları bir kez daha ortaya çıktı. Başka ülkelere “demokrasi ihraç eden” ABD, politik çıkarlar için çocuk haklarını bile umursamadığını ortaya koydu. Bu durumun milyonlarca Amerikan vatandaşını kahrettiğinden eminiz. ABD demek sadece Trump ve onun saçmalıkları anlamına gelmemektedir. Birçok ülke için de aynı şey geçerlidir. Bir ülkede seçimle işbaşına gelen politikacı o ülkenin tüm insanlarını temsil etmemektedir. Trump’ın dengesiz ama çok tehlikeli bir popülist olmasından kaynaklanan olumsuz durumlar Amerikan halkına fatura edilemez. Orta Doğu’nun birçok diktatörlüğünde veya birçok Afrika faşist diktatörlüğünde yaşanan olumsuz durumların o ülkelerin halklarına mal edilemeyeceği gibi bir ülkenin yöneticisi o ülkenin tüm vatandaşlarının vicdanını temsil etmemektedir.

Ancak ABD’de yaşanan durum Batı ülkeleri açısından çok ciddi uyarı mesajları içermektedir. Popülist bir politikacının iş başına gelmesiyle sıradan masum insanların hayatlarının bir anda cehenneme dönebileceği gerçeği ortaya çıkmıştır. ABD gibi insan hakları çığırtkanlığı yapan bir ülkede bile çocukların ana-babalarından ayrılması yakın tarihimizin faşist uygulamalarını hatırlatır cinstendir. Aynı alarm zilleri Hollanda gibi demokrasinin beşiği ülkeler için de geçerlidir. Bay Wilders’ın iş başına gelirse yapabileceklerini düşünmek bile istemiyoruz. Dün Türk göçmenlerin bir kısmını hedef alarak “Erdoğan seviciler defolup gitsinler” sözü bu kafanın siyasi gücü ele geçirdiğinde neler yapabileceğinin somut bir göstergesidir.

Dünya genelinde popülist politikalar ve siyasetçiler kazanmaktadır. Akla hitap edenler değil korkulara ve kutuplaştırmaya yönelik söylemler kazanmaktadır. Amerika ve Batı Avrupa’da aşırı sağın kazanması bundandır. Aslında Batı Avrupa’daki demokrasinin üstün nitelikleri dünya yüzünde başka hiçbir coğrafyada yoktur. İşin en kaygı verici yanı da dijitalleşme ile artık bilgisayar başında seçimlerin kazanılabilmesidir. Amerika Birleşik Devletleri gibi bir ülkede bile seçimlerle ilgili olarak birçok teori üretilmiştir. Eğer iddia edilen doğruysa bundan sonra antidemokratik güçlerin hükümet olması hiçbir şekilde engellenemez. Her seçimden Trump gibi popülistler galip çıkacaktır. Ancak bu antidemokratik süreçlerin bedelini masum insanlar ödeyecektir. Zekâ seviyesi bunu anlamaya muktedir olanlar başlarına neyin geldiğini çok iyi bilmektedir. Dolayısıyla hiçbir zaman popülizme teslim olmazlar. Ancak kamplaştırma ve nefret söylemine kanarak oy verenlerin zaten demokrasi falan da umurlarında değildir.

Son olarak, Türkiye’de de seçimler yapıldı ve herkesin yüzde yüz emin olduğu sonuç tasdik edildi. Recep Tayyip Erdoğan yeni rejimin ilk Başkanı olarak seçildi. Yeni rejimin neler getireceğini hep birlikte göreceğiz. Ancak kesin olan bir şeyi bir kez daha vurgulamakta fayda var. Ana muhalefette yer alan kifayetsiz, çapsız ve akılsız adamlar sürüsü olduğu sürece Recep Tayyip Erdoğan yüz seçime girse hepsini kazanacaktır. Türkiye baştan aşağı demokrasi kültüründen yoksundur. Bir taraftan Recep Tayyip Erdoğan’ı “tek adam” olmakla suçlayanların kendi partilerine baktığınızda onların da ön seçim vs. gibi en temel demokratik süreçlere tenezzül etmediklerini görüyoruz. Bu kadar yetersiz ve çapsız aktörün bir araya gelmesinin sonucu Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parlamenter demokrasinin sonlanması olmuştur. Artık Türkiye’de yeni bir rejim var. Kaçak cemaatçilerin yazdığı bir web sitesi var. Orada yeni rejimle ilgili ağıtlar yakılıyor. Eski rejimin “günahlarına rağmen” bundan çok daha iyi olduğu iddia ediliyor. Şimdi bunlara sormazlar mı “Bre utanmazlar, ortaya çıkan bu durum herkesten önce sizin eseriniz değil midir?”, “Atatürk’ün Cumhuriyetini herkesten önce siz yıkmak istemiyor muydunuz?”

Gidebilirseniz, buyurun cenaze namazına!

 

Prof. Dr. Kutlay Yağmur

Dil, Kimlik ve Eğitim Profesörü, Tilburg Üniversitesi Öğretim Üyesi
Elektronik posta adresi: k.yagmur@uvt.nl

 

 

            

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans