Prof. Dr. Kutlay Yağmur yazdı: Belirsizliğin kural olduğu bir dünyada yaşıyoruz artık!

İSVEÇLİ 15 yaşında bir kız çocuğu Greta Thunberg, Eylül 2019’de G20 zirvesinde bir konuşma yaptı. “Dünya siz politikacıların yüzünden can çekişiyor, biz gençlerin hayatını karartıyorsunuz” mealinde sözler etti. ABD Başkanı Trump bu kız çocuğu ile alay etti. Kimse şaşırmadı çünkü Trump seviyesindeki adamlar artık dünyayı yönetiyor. Greta Thunberg, Amazon ormanlarının aylardır yakılmasından şikayetçi oldu. Zararlı gazların salınımını kısıtlamayan devletleri sorumlu olmaya davet etti. Çevreye saygılı kesimler 15 yaşındaki bir kızın sözlerini çok ciddiye alsalar da karar mercileri ekonomilerinin büyümesi için bildikleri yoldan yürümeye devam ettiler.

Son üç-dört aydır tüm dünya büyük bir felaketle mücadele ediyor. Gözle görülemeyen bir virüs insanları esir aldı. Sokağa bile çıkamaz olduk. İnsanlar birbirine yaklaşamıyor. Birçok ülke sokağa çıkma yasağı ilan etti. Greta Thunberg aylar önce karbon salınımını azaltmak için havayolu ulaşımını kısıtlayın deseydi Trump gibi liderler daha da alaycı olurdu. Şimdi ülkeler sınırlarını kapattı. Serbest dolaşım özgürlüğü diye bir kavram kalmadı. İnsanlar korkudan evlerinde gönüllü hapis oldu.

Bir virüs, laftan anlamayan, bilime ve insanlığa saygısı olmayan devletleri dize getirdi. Dünya kaynakları sınırsız değil dendikçe aç gözlülükleri tavan yaptı. Daha fazla kazanç için Brezilya’nın faşist devlet başkanı Amazon ormanlarını yakmaya devam etti. ABD, daha fazla para kazanmak için silah sanayisini daha da genişletti. İnsanların birbirini öldürmesi için emperyalist devletler her yıl silah sanayilerinde trilyon dolar değerinde üretim yaptılar. (Ama aynı devletler bugün solunum cihazı üretmenin zorluğunu yaşıyor!) Küresel ısınmaya yol açan sanayilerini daha da büyüttüler. Yıllardır çevrecilerin dile getirdiği günahlarını her yıl ikiye katlayarak devam ettiler. Sonunda Doğa Ana “DURUN” dedi. Bir minik virüs ile laf anlamaz politikacıları ve dünyanın yarısına sahip 26 kompradora “hele bir durun bakalım” dendi.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Sömürü düzenleri yıkılmayacak ama hırslarına bir ölçüde gem vurmak zorunda kalacaklar. Devlet kavramı sorgulanacak. Devletin asli görevi eğitim, sağlık, güvenlik ve adalet hizmeti sağlamaktır. Ortaya çıkan bu küresel kriz birçok devletin en temel hizmet olan sağlık hizmetini tam anlamıyla sağlayamadığını ortaya çıkardı. ABD gibi büyük-zengin devlet olmakla böbürlenen ülkelerin sağlık hizmetleri çökme noktasına geldi. Sırf para kazanma odaklı sunulan sağlık sistemleri hangi hastanın yaşayıp, hangisinin öleceğine karar verir oldu. Avrupa’da güya en iyi sağlık sistemine sahip Hollanda’da bile 2500 yoğun bakım yatak kapasitesini geçemediler. Hangi hastaların yoğun bakım önceliği olduğuna yönelik kararlar aldılar. Belli yaşın üzerindeki hastaları gözden çıkardılar. Vatandaş olarak dünyanın her yanında aynı sorular sorulacak. İnsanlar çalışıp vergilerini verirken siyasilerin ekmek elden su gölden yaşaması için vergi vermiyorlar. Saraylarda milyarlarca dolar zıkkımlanarak yaşamaları için insanlar vergi vermiyor! En temel ihtiyaç olan sağlık, hizmet ve adalet hizmeti için vergi veriyorlar. Batı Avrupalı devletlerin bir kısmı sınıfta kaldı. Ancak her zaman olduğu gibi yine en büyük darbeyi dar gelirliler yiyecek. Birçok sektör çökecek. Milyonlarca insan işinden oldu ve olacak. Bu krizin maliyeti çok ağır olacak. İnsanlık bu krizi fırsata çevirebilirse daha yaşanabilir bir dünyamız olabilir. Ancak mevcut sistemlerle bunu gerçekleştirmek mümkün olmayacak.

Prof. Dr. KUTLAY YAĞMUR

 

      

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.