Prof. Dr. Kutlay Yağmur yazdı: “Türk Diasporası” Saçmalığı

SON yıllarda hem Batılı hem de Türk politikacıların ve hatta bilim çevrelerinin dilinde bir “diaspora” kavramıdır gidiyor! Özellikle son on yıldır bu terim Batılı sosyologlar tarafından sıkça kullanılır olmuştu ancak bu terimin Türk devlet kurumları tarafından da kullanılıyor olması çok makul bir durum değil.

“Diaspora” ne demektir? Bu terim Türkiye dışında yaşayan Türkleri nitelemek için uygun mudur? Bu terimle kast edilenin ne olduğunu kullanan herkes acaba biliyor mudur? “Diaspora” teriminin semantik vurgusu nedir? Anlam bilimsel olarak bu terimle ne kast edilmektedir? Bu tür soruların bir kısmının yanıtlarını bu yazıda sunmaya çalışacağım. Amacım bilinçsiz bir şekilde her önüne gelenin “Türk diasporası” saçmalığına tenezzül etmemesidir. Bazı moda deyimler ağızdan ağza yayılır ama semantik olarak ortaya çıkan durum toplum bilimsel gerçeği yansıtmakta mıdır?

Diaspora teriminin yayılmasında politik bir amaç vardır ve bu siyasal amaçla hiçbir ilgisi olmayan sıradan insanlar bilinçsizlikleriyle bu terimin yaygınlaşmasına ve Türkçeye yerleşmesine hizmet etmektedirler.

Önce diaspora nasıl tanımlanmış ona bakalım. Çok ünlü bir toplum bilimci olan Roger Brubaker (2005) Ethnic and Racial Studies dergisindeki yazısında “diaspora” kavramının günümüzdeki ve geçmişteki kullanımını kapsamlı bir şekilde analiz etmiştir. Brubaker’in isabetli bir şekilde ortaya koyduğu gibi “diaspora” sözcüğü “anavatan” kavramından ayrı tutulamaz çünkü bu terim ilk olarak VATANSIZ kalan insanları betimlemek için kullanılmıştır. Tarihte en iyi bilinen diasporalar Yahudi ve Ermeni diasporasıdır. Hatta Amerika’da yaşayan Yunan diasporasından da söz edilir. Yahudi diasporasının özünde Siyonizm’in “kaybedilen vaat edilmiş topraklar” öğretisi vardır. Kaybettikleri topraklara bir gün mutlaka geri dönecekleri ve “vaat edilen” kutsal topraklarda yaşayacakları inancı hem Siyonizm’i hem de diaspora ruhunu canlı tutmuştur. Ermeni diasporası kavramını canlı tutan da Birinci Dünya Savaşı’nda Anadolu’dan tehcir edilen Ermenilerin gittikleri ülkelerde etnik kimliklerini diri tutmak ve davalarının takipçiliğini sağlamak için toplumsal bir dinamik olmuştur. Bir yerde diaspora kavramı Ermenilerin grup kimliği olmuştur. Yahudilerin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Filistin topraklarına yeniden yerleştirilmesiyle de Filistin diasporası kavramı ortaya çıkmıştır. Anavatanlarını terk etmek zorunda kalan on binlerce Filistinli dünyanın farklı ülkelerine dağılmıştır. “Diaspora” tanımlamasıyla tanımlanan geleneksel gruplar hep anavatanlarını terk etmek zorunda kalan gruplardır. Yahudiler, Ermeniler, Yunanlılar ve Filistinliler yurtlarını terk etmek zorunda kalan gruplardır.

“Vatansızlıkla” eş tutulan geleneksel “diaspora” tanımı üzerinden gittiğimizde Türk grubu diaspora tanımına uymamaktadır. Türklerin bir vatanı vardır. Türk diasporasından bahsetmek vatansızlıktan bahsetmektir. Elbette bazı siyasi grupların belli dönemlerde siyasal baskı ve takip altında kalarak ülkelerini terk etmesi de bilinen bir durumdur. Örneğin 1917 Rus devriminden sonra siyasal olarak birçok grup Rusya’yı ya terk etmiş ya da sürgün edilmiştir. Bu siyasi sürgünlere “diaspora” yakıştırması yapılmıştır. Bunun gerçeklik payı da vardır. Ancak Türklerin bu tanıma uyan bir “vatansızlık” durumları yoktur. Diaspora teriminin vatansızlık semantik vurgusu Türklere uymaz. Vatansızlık yakıştırması özellikle de Türk göçmenlere HİÇ uymaz.

Farklı ülkelerde yaşayan Türkiye kaynaklı göçmenleri “diaspora” olarak nitelemek onları vatansız olarak addetmekle eş anlamlıdır. Eğer Türkiye dışındaki Türklerden bahsedilecekse bu konuda Türk Devletinin son yıllarda kurduğu “Yurt Dışı Türkler Başkanlığı” örneğinde olduğu gibi “Yurt Dışı Türkler” ve “Dış Türkler” nitelemesi daha uygundur. Sonra “Göçmen Türkler” nitelemesi de köken ve destinasyon ülkeyi işaret ettiği için çok daha uygun terimler olur.

Vatansızlıkla özdeşleştirilen “diaspora” terimini kimler ne amaçla ortaya sürmüştür? Bu sorunun yanıtı bulununca her duyulan moda sözcüğü ağza almamak gerektiği de daha iyi anlaşılmış olacaktır. Toplum bilimsel süreçlerden haberdar olmayan kesimlerin bu tür moda deyimleri kullanıyor olmasını bir yerde hoş görebiliriz ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Türk diasporası” nitelemesinin kullanılarak kanun tasarısı falan verilmesi kesinlikle anlaşılabilir bir durum değildir. Birçok alana nüfuz eden bilgisizlik ve bilinçsizlik orada da kendini göstermektedir. Göçmen Türk kesinlikle VATANSIZ Türk değildir. Bizim bir anavatanımız var (çok şükür) ve her türlü cehalete karşın o anavatan yerküre üzerinde yaşayan her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının anavatanı olmaya devam edecektir.

Bir sonraki yazımda Batılı bilimsel kaynaklarda “diaspora” sözcüğünün neden bu kadar yaygınlık kazandığını ve neden göçmen gruplara “diaspora” yakıştırması yapıldığını toplum bilimsel ve politik temelleriyle anlatacağım. “Türk diasporası” yakıştırmasını bilmeden kullananların “Dış Türklerden” veya “Göçmen Türklerden” bahsetmesinin çok daha anlamlı ve doğru olacağını vurgulamak isterim. 

Prof. Dr. Kutlay Yağmur

Tilburg Üniversitesi Öğretim Üyesi, Hollanda
Elektronik posta adresi: k.yagmur@uvt.nl

 

                   

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans