“PvdA sosyal demokrat vizyonla sorunlara \u00e7\u00f6z\u00fcm \u00fcretecek lider \u00e7\u0131karmal\u0131”

Selamün Yavuz'un ekim ayi yazisiGeçtiğimiz hafta sonu birbiriyle ilgisi yokmuş gibi görünen iki haber Hollanda gündemine damgasını vurdu. Bu haberlerden birincisi, Hollanda’nın ciddi gazetelerinden NRC Handelsblad’ın siyaset uzmanları arasında düzenlediği bir ankette 1948-1958 yılları arasında başbakanlık yapmış Hollanda İşçi Partisi PvdA’lı Willem Drees’in 1900 yılından sonraki başbakanlar arasında en başarılı başbakan seçilmesiydi. İkincisi ise kamuoyu yoklamalarında otorite sahibi Maurice de Hond’un araştırmasında, koalisyon ortağı PvdA’nın 150 sandalyeli Temsilciler Meclisi’ndeki sandalye sayısının 39’dan 10’a düştüğü haberiydi. Tabii bu, her hafta yapılan kamuoyu araştırmalarından biri, ama PvdA’nın hükümete ortaklık yapmaya başladığından beri sürekli oy kaybına uğradığı göz önüne alınırsa, önemli bir sinyal olarak da algılanabilir.

İşçi Partisi PvdA, Hollanda’da yaşayan yurttaşlarımızın da yoğun ilgi gösterdikleri bir parti. 1986’larda yüzde 86’lık bir destek, daha sonraki yıllarda diğer partilerin de Türk kökenli adaylar göstermelerinden dolayı daha geniş bir yelpazeye dağıldı. Ancak hem Temsilciler Meclisi’nde, hem eyalet ve belediye meclislerinde en çok Türk temsilciyi içinde barındıran ve dolayısıyla Türklerin en çok oy verdiği partinin PvdA olduğu da bir gerçek.

En başarılı Hollanda başbakanı seçilen Willem Drees’in, aynı zamanda Hollanda siyasi tarihinde ilk sosyal demokrat başbakan olma özelliği de var. Savaştan yeni çıkmış Hollanda’yı yeniden inşa etmek için çaba gösteren Willem Drees, sosyal devlet konusunda bir vizyona sahipti. Drees, ülkelerini yeniden inşa etmek için canla basla çalışan işçi sınıfının refah düzeyini yükseltme konusunda yaptığı çalışmaları ile de bilinir. Hollanda’da emeklilik yasasını çıkaran sosyal demokrat başbakan Willem Drees’dir. Daha sonraki yıllarda iktidar olan hükümetlerin Willem Drees’in sosyal devlet vizyonunu kucakladıklarını bu yolda önemli yasalar çıkardıklarını görüyoruz. İşsizlik ödeneği yasası, dul ve malullere verilen ödeneklerle ilgili yasalar, çocuk parası, sosyal yardım yasası gibi sosyal içerikli yasalar Willem Drees’in sosyal devlet vizyonundan yola çıkılarak hazırlanmıştır.

Daha sonraki yıllarda, 1973-1977 arasında başbakanlık yapmış Joop den Uyl de PvdA’lıydı. İktidarda olduğu dönemde hem monarşide yaşanan krizle, hem de petrol kriziyle karşı karşıya kalan Den Uyl, gelir, bilgi ve gücün eşit dağılımını kendisine ve partisine vizyon edinmişti. Mesela, PvdA’nın iktidarda olduğu dönemlerde, sosyal ödeneklerin asgari ücrete eşit olması prensibi, bu vizyondan kaynaklanmaktadır. İktidarda olduğu yıllarda Hollanda Kraliçesi’nin eşi prens Bernhard’ın adının bir rüşvet olayına karışmasına ve OECD ülkelerinin petrol boykotu uygulamaları sonucu yaşanan ekonomik krize rağmen, iktidarda olduğu dönemdeki politikaları gelir, bilgi ve gücün eşit dağılımını sağladığı gibi, bu vizyona daha sonra iktidara gelmiş hükümetler de sahip çıkmışlardır. İşte bu politikalar sonucu Hollanda, şu anda dünyanın eğitim düzeyi en yüksek ülkelerinden birisidir. Ortaokul mezunu her Hollandalı en az bir yabancı dili akıcı şekilde konuşur ve anlayabilir. Den Uyl’ün iktidarı bıraktığı dönemde yüzde 12 civarında olan yüksek öğrenim görenlerin oranı 2012 yılında yüzde 37’ye yükselmiştir.

Den Uyl’ün halefi Wim Kok ise yıllarca Lubbers hükümetinde Başbakan Yardımcılığı ve Maliye Bakanlığı görevlerini üstlendikten sonra, 1994-2001 yılları arasında liberal VVD ile oluşturulan iki koalisyon hükümetine başbakanlık yapmıştır. Siyasete sendika liderliğinden gelen Wim Kok’un ülke yönetimindeki sosyal demokrat vizyonu ise ‘katılımcı toplum’ idi. Kadınların çalışma hayatına katılımını sağlamak için çıkarılan çocuk bakım yasası, eğitim düzeyini yükseltmeyi hedefleyen temel eğitim yasası ve kısmi süreli çalışmanın teşvik edilmesi, bir yandan çalışma hayatına katılımı arttırırken, diğer yandan işsizliği de önemli ölçüde azaltmıştır. Kadınların eğitim düzeyinin yükselmesi için orta dereceli eğitimde yapılan reformlar ve kalifiye eleman yetiştirilmesi amacıyla meslek liselerine getirilen ‘her öğrenci okuldan diplomayla ayrılacak’ prensibi de Wim Kok hükümetleri zamanında olmuştur. Wim Kok’tan sonra sırasıyla Ad Melkert, Wouter Bos, Job Cohen ve Diederik Samsom sosyal demokrat PvdA’nın lideri olmuşlardır.

PvdA şu anda koalisyonun küçük ortağı konumunda hükümette yer alsa da, partiden 12 yıldır bir başbakanın çıkmadığı gerçeği göz ardı edilemez. Şu andaki kamuoyu yoklamalarına bakılırsa, yüzde 7-8 gibi bir oy oranıyla bu yakın bir gelecekte de gerçekleşmeyecektir. Bunun en önemli nedeni ise Wim Kok’tan sonra gelen PvdA liderlerinin bir vizyon geliştirmeyip, popülist akımların da etkisiyle pragmatik ve günü geçiştirmeye yönelik bir çizgide olmalarıdır. Oysa daha önce PvdA’dan başbakan seçilmiş liderlerin ortak özelliği, ülkenin o yıllardaki şartlarına göre uzun vadeli sosyal demokrat bir vizyona sahip olmalarıydı. PvdA’nın en büyük parti ve başbakanlık makamına yeniden talip olabilmesi için, kendi içinden sosyal demokrat bir vizyonla ülke sorunlarına uzun vadeli çözüm üretecek bir lider çıkarması gerekiyor.

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans