Selamüm Yavuz yazdı: Atatürk ve Cumhuriyet Devrimleri (6): İsyanlar ve devrimler

BİR önceki yazıda Atatürk’ün padişah olmayı reddedip Türkiye’nin cumhuriyet rejimi ile yönetilmesini istediğinden, Cumhuriyet ile birlikte demokrasi hareketinin başladığından ve cumhuriyetin ilk yıllarını diktatörlük olarak nitelendirmenin İngiliz kaynaklı büyük bir iftira olduğundan söz etmiştik.

Cumhuriyet, ilk yıllarında büyük isyanlara ve sonraki yıllarda teröre karşı mücadele verdi. Bunlardan en önemlileri 1925’teki Şeyh Sait isyanı ile 1937 ve 1938’deki Dersim isyanlarıdır. Bu isyanlardan sonra da 1984’te PKK terörü başladı.

Bu isyanların ve terörün başladığı yıllara bakınca tesadüf denilemeyecek kadar benzerliklerin olduğu görülmekte.

Şeyh Sait İsyanı başladığında o zamanki Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Kerkük ve Musul’daki Türkmenlerin haklarını savunmak için mücadele ediyordu. İngilizlerin kışkırtmasıyla başlatılan Şeyh Sait ayaklanması sonucu Türkiye Kerkük ve Musul’u bırakıp kendi iç işleri ile uğraşmak zorunda kaldı.

1937 ve 1938’deki Dersim isyanı başladığı sırada Türkiye Hatay’ın Türkiye sınırları içerisinde yer alması için çaba sarf ediyordu.

1984’te başlayan PKK terörünün nedeni ise Türkiye’nin garantör devlet olarak 1974’te Kıbrıs’a yaptığı harekât ve bunun neticesinde 1983’te self-determinasyon hakkını kullanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmesidir. Türkiye, yeni kurulan KKTC’nin bütün dünyada tanınması için çabalarken, bir anda PKK terörü ile karşı karşıya kaldı.

Bütün bu isyanların ve terörün başladığı sırada Türkiye Cumhuriyeti’nin Musul ve Kerkük’te, Hatay’da, Kıbrıs’ta ülke çıkarları için dış güçlerle mücadele ettiği bir döneme rastlaması tesadüf olabilir mi?

Cumhuriyet kurulduktan bugüne kadar hâlâ Türkiye üzerinde oynanan oyunlar var: Bir taraftan Kurtuluş Savaşı zaferiyle Sevr haritasını yırtıp parçalayan Atatürk ve onun bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda yoluna devam eden Türkiye Cumhuriyeti, diğer yandan Sevr haritasını tekrar hayata geçirmek için her türlü yolu deneyen ve sömürgecilik geleneğini devam ettirmek isteyen egemen güçler. Sevr Antlaşması şartlarına ve haritasına bakarak bugün Ortadoğu’da ve Türkiye’de olan bitenleri çözmek çok da zor değil.

Günümüzde Huntington teorisinde din ve etnisite egemen güçler tarafından nasıl kullanılmak isteniyorsa o yıllarda ve isyanlarda da din ve etnisite o dönemin emperyalist egemen gücü Birleşik Krallık tarafından sonuna kadar kullanılmıştır.

Türkiye, Kurtuluş Savaşı’ndan zaferle çıkmıştı, ama ülkede sanayi denebilecek hiçbir fabrika yoktu. O zamanlar Türkiye bir çivi bile üretemiyordu. Cumhuriyetin hızla ilerlemesi için sanayi devrimi yapılması gerekiyordu.

Savaştan sonra başlayan Lozan görüşmelerinde verilen aradan faydalanarak 17 Şubat 1923’te 1135 delegenin katılımıyla İzmir İktisat kongresi yapıldı. İki hafta süren bu kongrede şu kararlar alındı:

  • Yerli malı kullanılması sağlanmalıdır
    •Teknik eğitim geliştirilmelidir
    •Ham maddesi yurt içinde olan sanayi dalları kurulmalıdır
    •Küçük imalattan büyük işletmelere geçilmelidir
    •Özel teşebbüse kredi sağlayacak devlet bankaları kurulmalıdır
    •Demiryolu inşaatı programa bağlanmalıdır
    •Yabancıların kurduğu tekellerden kaçınılmalıdır
    •İşçilerin durumu düzeltilmelidir; sendika hakkı tanınmalıdır

Bu kararlar sonucunda Türkiye İş Bankası, Ziraat Bankası (tarım), Etibank (yer altı zenginlikleri, madenler), Sümerbank (tekstil üretimi) gibi ekonominin değişik sektörüne hizmet veren, girişimcilere kredi imkânı sağlayan bankalar kuruldu.

İktisat Kongresinin yapılmasıyla 23 Nisan 1923’te başlayan İkinci Lozan görüşmelerinde Türkiye’nin kararlılığı bir kez daha vurgulanmış oldu ve kapitülasyonların kaldırılması konusunda TBMM heyetine büyük bir destek sağlandı. Kongrede alınan kararlar 1930’lu yılların sonuna kadar TBMM’ye yön gösterici olmuştur.

Genç Cumhuriyet bir taraftan sanayi devrimini başlatıyor, bir taraftan da Cumhuriyetin aydınlanma devrimleri bir bir hayata geçiriliyordu. 3 Mayıs 1934 Kayseri uçak fabrikasında yapılan ilk uçaklardan biri Ankara’ya uçtu. Yani bundan 80 yıl önce Türkiye kendi uçağını yapıyordu.

Henüz Cumhuriyet ilan edilmeden 1 Kasım 1922’de kabul edilen bir kanunla, halifelik ve saltanat birbirinden ayrılarak saltanat kaldırıldı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanından hemen sonra Cumhuriyet devrimleri tek tek hayata geçilirdi. TBMM’nin kararlarıyla yapılan devrimlerin en önemlileri şunlardır:

-Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922)

-Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923)

-Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)

-Medeni Kanun’un kabulü (17 Şubat 1926)

-Tarikatların kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması (30 Kasım 1925)

-Laikliğin kabulü (1928-1937)

-Kadın haklarının tanınması (1930-1933 ve 1934)

-Şapka ve kıyafet kanunu (25 Kasım 1925)

-Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik (1925 ve 1931)

-Soyadı yasasının kabulü (21 Haziran 1934)

-Eğitim ve öğretim devrimi (3 Mart 1924)

-Harf devrimi (1 Kasım 1928)

-Dil devrimi (12 Temmuz 1932)

Bazı karşı devrimcilerin öne sürdüğü gibi Cumhuriyet’in bu aydınlanma devrimleri gökten zembille inmedi. Süreç de 15 yıllık bir süreç değil, 1839 Tanzimat Fermanından başlayan yüz yıllık bir süreç söz konusu. Dolayısıyla bu devrimler halk tarafından da benimsenmiş destek görmüştür. Son 40 yılda hızını ve dozunu artıran karşı devrim girişimlerinin başarısız olmasının kaynağında da bu halk desteği yatar.

Atatürk 30 Ağustos 1925 tarihli Kastamonu konuşmasında devrimlerin amacını ‘Türk Milletinin son asırlarda geri kalmasına neden olan bütün kurumları kaldırarak yerine milletin karakterine, şartlara ve çağın gereklerine uygun ve ilerlemeyi sağlayacak yeni kurumlar kurmak ve Türkiye’yi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkartmaktır’ şeklinde ifade etmiştir.

Cumhuriyetin aydınlanma devrimlerinin hepsi de önemlidir, ama en önemlisi şüphesiz 1926’da Medeni Kanun’un kabul edilmesidir. Bununla birlikte harf ve dil devrimi de toplumun eğitim düzeyinin artırılmasına büyük katkı sağlamıştır.

Bir dahaki yazıda Medeni Kanun’un hangi yenilikleri getirdiğine ve Harf ve Dil devriminin neden gerekli olduğuna bakalım.

SELAMÜN YAVUZ

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

Paylaş

© 2001-2022 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Content is protected !!