Selamün Yavuz: “Dönüşü olmayan bir yolculuğa çıktığımızın farkında değildik”

Selamün Yavuz Dönüsü olmayan bir yolculuga çiktigimizin farkinda degildikGEÇEN HAFTA BENİM GÜNDEMİMDE ‘GÖÇ’ VARDI

Her insanın hayatında zaman zaman dönüp geçmişe baktığı anlar olur. Geçenlerde ben de böyle bir an yaşadım. Cumhuriyet Bayramı’nın 90. yıldönümünün kutladığımız gece, aynı zamanda  benim Hollanda’ya ilk ayak basışımın 35. yıldönümüydü. Onun için bu yazımda Hollanda gündemini değil kendi gündemimi, benimle aynı dönemlerde Hollanda’ya göç eden kuşağın konumunu ele alacağım.

Göçmenlik olgusu

Yaşadığımız kentte herkes Cumhuriyet’in 55. yıldönümünü coşkuyla kutlarken, rahmetli annem, ağabeyim, kızkardeşim ve ben 302 Mercedes bir otobüsle Ankara’ya doğru bir yolculuğa çıkmıştık. Esenboğa Havalimanından o zamanlar haftada bir sefer yapan Türk Hava Yolları uçağı ile Schiphol Havalimanı’na uçarken dönüşü olmayan bir yolculuğa çıktığımızın farkında değildik.

1970’li yılların sonu, 1980’li yılların başında aile birleşiminden dolayı Hollanda’ya göç eden herkesin anılarında böyle kesitler vardır. Ben hep sorarım kendime, bu kuşak Hollanda’ya geldi mi, getirildi mi? Birçoğumuz kendi hayatımız ile ilgili bir seçim yapacak yaşta ve bilinçte değildik. Ama bu bir kaç saat süren yolculuk, bu göç, o kuşaktan hemen hemen herkesin hayatına yön veren en önemli an olmuştur.

Göç ya da göçmenlik olgusunu anlatırken hep iki domates fidesi metaforunu örnek gösteririm. Toprağa yanyana iki domates fidesi dikin. Bu fideler birkaç hafta içerisinde toprağa kök salarak büyümeye başlarlar.  Bir ay sonra fidelerden birisini söküp 20 santim öteye dikin. Bu yerini değiştirdiğiniz fide önce pörsüyecek, daha sonra canlanıp yeni yerinde kök salarak büyümeye başlayacaktır. Ama hiç bir zaman aynı anda dikilen diğer domates fidesiyle aynı büyüklüğe, aynı verimliliğe ulaşamayacaktır. Bir ülkeden başka bir ülkeye göç eden insanlar da aynen böyledir.

Ara kuşak

Göçmen insanların en büyük ortak özelliği sanırım ‘ah keşke’  deyimini sık sık kullanmaları. Şizofreniye benzer bir yaşam tarzı sürdüren göç eden insanların hayatında ‘ah keşke’ler çok olur. Kendileri burada, akılları doğdukları ülkede olan insanlar, iki dünya arasında gelip giderler. Burada şartlar kötüye gidince ‘ah keşke orada olsaydım’ derler. Akılları doğdukları ülkede olduğundan, orada şartlar kötü olunca ‘iyi ki buradayım’ diye düşünürler. Tabiri caizse ‘iki arada, bir derede kalmış’ durumda çifte standartlı bir yaşam biçimi.

Bizim kuşak istatistiklerde de ‘iki arada, bir derede’ kalmış durumda. Türkiye’de doğduğumuzdan istatistiklere 1. kuşak olarak geçiyoruz. Ancak daha önce babalarımız Hollanda’ya geldiğinden kendimizi 2. kuşak olarak görüyoruz. Ama burada doğmadığımızdan 2. kuşak da saymıyoruz kendimizi aslında.  1970’li yılların sonu, 1980’li yılların başında buraya gelen kuşağı en iyisi biz ‘ara kuşak’ diye adlandıralım.

Yenilgiden beraberliğe, edilgenlikten etkenliğe

Domates fidesi örneğinde açıklamaya çalıştığım gibi, bizim kuşak aslında göçmenlik hayatına başlarken 1-0 yenik durumdaydı.  Bunu ben 30 Ekim 1978 Pazartesi günü ailece ilk çarşıya çıktığımızda anladım. Ne konuşulan dili anlayabiliyordum, ne de insanların kendimce garip bulduğum davranışlarını. Ne komşu evlerin bahçelerinde birlikte elma çaldığımız arkadaşlarım vardı yanımda, ne de çocuksu bir sevdaya kapıldığım kızı görme ümidi. O bir gecelik yolculuk beni, yeri değiştirilince pörsüyen domates fidesi gibi boynu bükük bırakmıştı.

Aradan 35 yıl geçti. Göçmenlik hayatına yenik başlayan bizim kuşağın bugün en azından beraberliği yakaladığını düşünüyorum. Bizim kuşak yeri geldi Malieveld meydanına kendi haklarını savunmak için onbinleri toplayarak yürüyüşler yaptı. Kendi içinden yazarlar, politikacılar, sporcular, bilim adamları çıkardı. Yüzlerce caminin ibadete açılmasını sağladı. Alevi yurttaşlar kendi derneklerini kurarak, cem’lerini yaptılar. Bizim kuşak, bugün sayıları 1600’ü bulan dernek, vakıf ve federasyon kurarak Hollanda’daki Türk toplumunu organize etti. 20 binden fazla Türk girişimciyle ticaret hayatında kendisini gösterdi. Burada doğup büyüyen gençlerin, ister 2. kuşak deyin ister 3. kuşak, Türk toplumunun sorunlarına duyarlı olmasını sağladı, onları yetiştirdi.

Özetlemek gerekirse, bizim kuşak yenik ve edilgen olarak başladığı göçmenlik hayatına, bu 35 yıl süren süreç içerisinde yenilgiden beraberliğe, edilgenlikten etkenliğe doğru yol aldı.

 

syavuz@kpnmail.nl              

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans