Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): AB hangi tercihi yapmak zorunda?

SELAMUN YAVUZ AB HNGI TERCİHİ YAPMAK ZORUNDAAB hangi tercihi yapmak zorunda?

Hollanda, 19 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ardından yeni bir seçim sürecine girdi. Hollanda’da 22 Mayıs tarihinde yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri gündemde hak ettiği yeri aldı.

İsterseniz Avrupa Birliği (AB) tarihine ve son dönemde AB ile ilgili gelişmelere bir göz atalım. Böyle bir değerlendirme, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oylarımızın rengini belirlemede bize bazı ipuçları verebilir.

AB’nin kısa tarihi
Avrupa Birliği, 20. yüzyılın ikinci yarısında büyük bir ekonomi ve barış projesi olarak başladı.

Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği 2. Dünya Savaşı’ndan büyük bir travma ile çıkan Avrupa, kıta Avrupa’sında böyle bir dramın bir daha yaşanmaması ve savaşın yaralarının ekonomik anlamda işbirliği yaparak sarılabilmesi için, 1950 yılında (Batı) Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg’un girişimi ile kömür ve çelik üretimi ve ticaretinde ortak çalışma yapılması için işbirliği yolunu seçti.

Ancak 1950’li yıllarda başlayan iki kutuplu soğuk savaşın ve 1956 yılında Macaristan ayaklanmasının Sovyet tankları ile durdurulması sonucu bu ülkeler, 1957 yılında Roma Antlaşmasını imzalayarak Avrupa Ekonomik Topluluğunu (AET) resmen kurdular. 1973 yılında Birleşik Krallık (İngiltere), Danimarka ve İrlanda da AET’ye üye oldular.

1970’li yıllarda Portekiz, İspanya ve Yunanistan’da diktatörlüklerin birer birer yıkılması sonucu bu ülkelerin kalkınabilmesi için geniş çaplı yardım programları uygulamaya konuldu. 1981 yılında Yunanistan AET’nin 10. üyesi olurken, beş yıl sonra Portekiz ve İspanya da bu kervana katıldı.

1986 yılında yapılan Avrupa Antlaşması’nda ilk kez Avrupa serbest piyasası hayata geçirildi.

1993 Maastricht Antlaşması ile AET, Avrupa Birliği adını aldı; 1995’te Avusturya, Finlandiya ve İsveç AB’ye katıldılar. Schengen antlaşmasında, AB üyesi ülke vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı tanındı. 1999 Amsterdam Antlaşması’nda ise, ortak para birimine gidilmesine karar verildi.

Berlin Duvarının yıkılması ve soğuk savaşın sona ermesi sonucu 2000’li yıllarda çoğu eski Doğu Blok’u ülkesi de AB’ye giriş yaptı; en son 2013 yılında Hırvatistan AB’ye üye oldu.

Çatlak sesler
AB, 21. yüzyıla Euro’nun ortak para birimi olarak kabul edilmesiyle başarılı bir giriş yaptı. Ancak daha sonraki yıllarda hep krizlerle boğuştu. 2008 yılında baş gösteren büyük ekonomik kriz, AB’nin gelişmesine ve genişlemesine engel oldu. AB sanki bir duraklama dönemine girdi. Ekonomisi zayıf ve borç batağına saplanmış ülkelere AB bünyesinde oluşturulan fonlardan yüzlerce milyar Euro’yu bulan mali yardımlar, AB’nin dinamosu sayılabilecek ülkelerde kamuoyu desteğini büyük ölçüde azalttı.

Sözünü ettiğimiz bu son gelişmelerle AB bir süre daha krizlerle boğuşacak gibi görünüyor. Aynı zamanda AB, birlik üyesi ülkelerden gelen çatlak seslerle de uğraşmak durumunda kaldı. Örneğin, AB’deki bazı yetkilerin ülke yönetimlerine devredilmesini isteyen İngiltere’nin Maliye Bakanı George Osborne bir süre önce yaptığı bir konuşmada, ‘Reformlar yapın, değilse AB’yi terk ederiz’ tehdidinde bulundu. Ayrıca İngiltere Başbakanı David Cameron AB karşıtı grupların da etkisiyle 2017 yılında İngiltere’nin Avrupa Birliği üyeliği ile ilgili halkoylaması yapılmasını istediğini belirtti. Böyle bir halkoylaması yapılırsa İngiltere’nin AB’den ayrılması olası görünüyor. Euro krizinden henüz yeni yeni çıkmaya başlayan AB’nin İngiltere’nin AB’den çıkmasıyla yeni bir krizle karşı karşıya kalacağı şüphesiz. Böyle bir durumda AB, nüfusunun yüzde 12,5’ini ve ekonomisinin yüzde 14,8’ini bir çırpıda kaybedecek.

2009’da yapılan Lizbon antlaşmasına göre ülkelerin, AB’den ayrılması hukuksal olarak mümkün. Ancak AB’nin korkusu, İngiltere veya diğer herhangi bir ülkenin ayrılmasının diğer ülkelerin de bunu izlemek istemesiyle sonuçlanması.

Dış etkenler
Kendi içinde ekonomik ve siyasi sorunlarla uğraşan AB, diğer yandan AB’yi etkileyen dış etkenlerle de uğraşmak zorunda kalıyor.

İsviçre, bir AB ülkesi olmamasına karşın AB iç pazarında 27 AB ülkesi ile birlikte hareket ediyor. Bu, AB üyesi ülke vatandaşları ile İsviçre vatandaşlarının serbest dolaşım gibi eşit haklara sahip olmaları anlamına geliyor. Birkaç ay önce İsviçre’de yapılan halkoylamasında AB ülkelerinden İsviçre’ye göçe kota uygulanması teklifi yüzde 50,3 gibi bir oranla kabul edildi. Popülist İsviçre Halk Partisi’nin teklifiyle yapılan bu halkoylaması sonucu AB ülkelerinden İsviçre’ye göç ve serbest dolaşım sınırlandırılacak. Kotanın ne kadar olacağı henüz bilinmiyor, ancak serbest dolaşıma bir sınırlandırma getirilmesi AB’nin kazanımlarına bir darbe vurduğu da bir gerçek.

Ancak, İsviçre’nin bu hamlesi yıllar boyu köklü bir işbirliği kültürüne erişmiş AB’yi zor durumda bırakmadı, tam aksine AB üyesi ülkelerin birbirleriyle kenetlenmesine yol açtı.

Diğer yandan Ukrayna’da baş gösteren kriz de AB üyesi ülkelerin daha sıkı işbirliğine ve dış ilişkiler ve savunma politikaları konusunda görüş birliğine ulaşmalarını sağladı.

Yol ayrımı
1990’lı yıllardan beri ortak dışişleri politikası konusunda bir türlü görüş birliğine varamayan AB, yukarıda bahsettiğim ve daha birçok dış etkenlerden dolayı yavaş da olsa dış eksenli krizler karşısında ortak hareket etme kabiliyetine sahip olduğunu kanıtlıyor.

Ülkelerin AB ile ilgili politikalarına yön veren diğer bir etken de özellikle Batı Avrupa ülkelerinin siyaset arenasında gittikçe etkili olan popülist akımlar. Almanya, Belçika, Danimarka, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde hatırı sayılır şekilde kamuoyunu etkileyen bu akımlar, AB’nin etkisinin azaltılmasını ve ülke hükümetlerinin yetkilerinin artırılmasını istiyor.

Bütün bu gelişmelerden dolayı AB önümüzdeki dönemde bir yol ayırımına girecek. Ya ülkeler kendi içlerindeki popülist akımların etkisiyle statükoyu savunur bir tavır sergileyecekler, ya da ekonomik krizi başarılı bir şekilde atlatan AB, daha fazla bütünleşerek ve gelişerek ABD gibi süper bir güç olma yolunu seçecek. AB’yi bu yol ayırımında en fazla etkileyecek unsur, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde değişik ülkelerdeki popülist akımların aldıkları oy olacaktır.

 

 

syavuz@kpnmail.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans