Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): Ancak özgür sanatçı, özgün eserler yaratabilir

Selamün Yavuz Ancak özgür sanatçı, özgün eserler yaratabilirÖzgür sanat, bir toplumun gelişmesine eğitimden sonra belki de en önemli katkı sağlayan bir olgudur. Sanat evrenseldir; kendine özgü bir dili olmamasına karşın, her milletten insanın anlayabileceği ve kendine göre yorumlar yapabileceği bir anlatım biçimidir.

Avusturyalı ünlü sanat tarihçisi Ernst Hans Gombrich en önemli eseri ‘Sanatın Öyküsü’ adlı kitabının girişinde “’Sanat’ adı verilen bir şey yoktur aslında, yalnızca sanatçılar vardır” der. Yüzyıllarca önce renkli topraklarla mağara duvarlarına çizilen hayvan figürlerinin de, çağımızda örneğin çeşitli renkte boyalarla hazırlanan herhangi bir reklam afişinin de sanat olarak tanımlanabileceğini belirten Gombrich, “Yeter ki bu sözcüğün yer ve zamana göre birbirinden değişik anlamlara gelebileceği unutulmasın” ikazında bulunur.

Türkiye’deki lise yıllarımda ‘Sanat, sanat için mi, yoksa sanat toplum için mi’ sorusu yönetilirdi biz çocuk yaştaki öğrencilere. Her yaşta, her yerde ve toplumda tartışmaya açık bu sorunun yanıtı elbette herkese göre değişik olacaktır. Ama benim vereceğim yanıt şu şekilde olur: “Sanat, öncelikle sanat ve sanatçı içindir. Toplum, zamanı gelince o sanata hak ettiği değeri zaten verir. Önemli olan, özgür sanatçının özgün eserler yaratabilmesidir.”

***

Sanatın değeri, güzel, çirkin ya da ucube olduğu, kişi, zaman ve mekana göre değişir. Ünlü Hollandalı ressam Vincent van Gogh, yaşamı boyunca o zamana kadar resim sanatında kullanılmamış kendi icat ettiği bir teknikle yüzlerce resim çizmesine rağmen, bütün hayatı boyunca ancak bir tek tabloyu para karşılığı satabilmişti. Günümüzde Moskova Puşkin Müzesinde sergilenen ‘Kırmızı Üzüm Bağı’ adlı bu tabloyu, Van Gogh’un ölümünden kısa süre önce Belçikalı ressam Anna Boch’un 400 frank karşılığında aldığı biliniyor. Yüzlerce eseri bulunan Van Gogh’un tablolarına şimdi paha biçilemiyor.

Sanatı sanat yapan belki de, sanat eserinde sınır tanımaz, yenilikçi ve yaratıcı özelliklerin toplanıyor olması. Bu özellikler bazen hemen, bazen aradan vakit geçtikçe anlaşılıyor. Zaman ve mekan tanımayan sanat, çoğu zaman çağının çok ilerisindedir. Bugün ucube gibi gelir, zamanla değeri anlaşılır.

Sanatçı kopya çekmez, ama birbirinden esinlenir. Aynen Van Gogh’un kullandığı tekniği başka hiçbir resim sanatçısının kullanmadığı gibi. Ama daha sonraki kuşaktan ressamlar bu tekniği geliştirerek kendi sanat eserlerinde kullandılar.

Sanatçı düşünce ve eserlerinde de sınır tanımaz. Ancak sınırsız düşünce ile, var olan, alışılagelmiş, olağanlık sınırlarını aşan, daha önce hiç olmamış bir şeyi yaratma yeteneğinin önü açılır.

Sınır tanımayan bir düşünceyle yapılan bir sanat eseri, insanın düşüncelerindeki sınırları da zorlar. Düşünsel yaratıcılık ezberciliğin yerini alır.

Sanat çoğu zaman estetik bir güzelliği de ifade eder; bazen eşsiz bir enstantaneyi deklanşörle yakalayabilmek, bazen nefes kesen manzaraları ya da renk cümbüşlerini tablolara yansıtabilmek, bazen de bir sevdayı şiire dökebilmektir. Bunlar, hem sanatçıda hem sanatseverde tatlı bir ruh hali bırakır.

Birçoğumuz bilmeyiz ama, sanat günlük yaşamımızı kolaylaştırmak için de  yaratıcılığını göstermiştir. Evimizde, mutfağımızda, ofisimizde kullandığımız birçok alet, sanatçıların sınırsız hayalleriyle yarattığı eserlerdir. Hangimiz bilir, birçok sokakta gördüğümüz Hollanda Posta İdaresinin 1968 yılından beri kullandığı kırmız posta kutularının Rotterdam Sanat Akademisinin bir öğrencisinin okul bitirme sınavlarında hazırladığı bir proje olduğunu.

Sanatın zamanı ve mekanı olmaz dedik, ama gurbette yapılan sanatta ayrılık, özlem, hasretlik gibi duygular daha öne çıkar. Bu hassas duygular, icra edilen sanata yeni bir boyut kazandırır.

***

Türk toplumu olarak örgütlenme çılgınlığımıza sanat alanını da ekledik. Amsterdam’da Kulsan, Rotterdam’da Sahne Hollanda’daki en eski Türk sanat vakıflarından ikisi. Yıllar boyu yaptıkları çalışmalarla hem birinci kuşak yurttaşlarımızın, hem daha sonraki kuşakların sanata olan ilgisinin artmasına katkı sağladılar.

Hollanda ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin başlamasının 400. yılı kutlamaları çerçevesinde Den Haag’da açılan Türk Müzesi bakalım ne derecede Hollanda Türk toplumunun özgür sanat alanındaki gereksinimini karşılayabilecek.

Hollanda’da sanat alanında en son kurulan kurumlardan birisi de Balad Şiir Vakfı. Yaklaşık bir yıl önce kurulan bu vakıf, kurulduktan sonra olduğu gibi kuruluşundan önce de Hollanda’nın çeşitli kentlerinde şiir söyletilerinin olduğu etkinlikler düzenleyerek, Hollanda’daki amatör şairlerimizin hem birbirlerini tanımalarına, hem de kendilerini tanıtmalarına fırsat verdi. Balad Şiir Vakfı, kuruluşunun birinci yıldönümünü 19 Ocak 2014 tarihinde düzenleyeceği bir şiir etkinliği ile kutlayacak. Nijmegen kentinde düzenlenecek bu şiir etkinliğinde değişik ülke vatandaşı şair ve sanatçılar kendi anadillerinde şiirler okuyup türküler söyleyecekler. Bu gecede şiirlerinde değişik dilleri kullanan katılımcıların olması, şiir sanatının evrenselliğinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Bu ve buna benzer etkinliklerin alkışlanması gerekir. Sanat, elit zümrenin tekelinde değil, geniş kitlelere hitap eden, topluma katma değer sağlayan bir bilim dalı olarak kabul edilmelidir.

syavuz@kpnmail.nl

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.