Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): AP seçimlerine katılım teşvik edilmeli

SELAMUN YAVUZ AP SECIMLERINE KATILIM TESVIK EDILMELIAP SEÇİMLERİNE KATILIM TEŞVİK EDİLMELİ

Hollanda’da 22 Mayıs Perşembe günü yapılacak Avrupa Parlementosu (AP) seçimlerinde Hollanda vatandaşı olmuş yaklaşık 300 bin Türk kökenli yurttaşımızdan yaklaşık 200 bini oy hakkına sahip.

1979’dan itibaren AB, eski adı ile AET üyesi ülke vatandaşları Avrupa Parlamentosu’ndaki temsilcilerini doğrudan seçebiliyorlar. Bu yıl yapılacak seçimlerde 750 AP milletvekilinden 26’sı Hollandalı parlamenterlerden oluşacak. Parlamento başkanlığına ise dışarıdan adaylar gösteriliyor ve 750 AP üyesi toplam dört oturumda gizli oy kullanarak Avrupa Parlamentosu başkanını seçiyor.

Daha önce VVD’den Cees Berkhouwer 1973-1975, PvdA’dan da Piet Dankert 1982-1984 yıllarında Hollanda’dan Avrupa Parlamentosu başkanlığına seçildiler.

Türk kökenli adaylar
Hollanda’dan Avrupa Parlamentosu’na şimdiye kadar seçilen tek Türk kökenli üye PvdA’lı Emine Bozkurt. Bozkurt 2004 yılında yapılan seçimlerde Avrupa Parlamentosu’na tercihli oylarla girme başarısını gösterdi; Bozkurt, 2009 yılında tekrar PvdA listesinden seçildi. Emine Bozkurt bu seçimlerde aday olmama kararı verirken, Hollanda’dan toplam 7 Türk kökenli aday, dört değişik partinin seçim listelerinde kendilerine yer bulma şansı elde etti.

PvdA listesinde Adnan Tekin 7., Nurten Karışlı da 34. sırada kendilerine yer bulurken, CDA listesinden Kaya Turan Koçak 6. sırada, Alaattin Erdal ise 18. sırada yer alıyor.
Liberal-demokrat D66 Ali Osman Biçen’e, 17. sırada yer verdi. Groenlinks adayı Güliz Tomruk-Kişi ise 11. sırada yer alıyor.

Hollanda, Avrupa Parlamentosu seçimlerine nasıl giriyor?
Hollanda, 1990’lı yıllardaki Wim Kok hükümetleri döneminden 2000’li yılların ilk yarısına kadar Avrupa Birliği motorunu çalıştıran önemli dinamolardan birisiydi. Bu zaman diliminde Hollanda’nın dönem başkanlığı yaptığı yıllarda Maastricht Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu kurumsallaştırılarak Avrupa Birliği çatısı oluşturuldu; Amsterdam Antlaşması ile ortak para birimi Euro’ya geçişin temeli atıldı; 2004’te Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesine şiddetli muhalefetin olmasına rağmen, zamanın Dışişleri Bakanı ve daha önceki yıllarca Türkiye’de Hollanda Büyükelçiliği görevini yürütmüş Ben Bot’un olağanüstü gayretleri sonucu Türkiye ile ortaklık müzakerelerinin başlatılması kararlaştırıldı.

Ancak 1 Haziran 2005 tarihinde Avrupa Birliği Anayasası ile ilgili yapılan halkoylamasında seçmenlerin yüzde 61,5 gibi önemli bir bölümünün Avrupa Birliği Anayasası’na karşı çıkması ve yine aynı yıllarda hortlamaya başlayan popülist akımların da yerel hükümetlerin yetkilerinin kısmen Avrupa Birliğine devredilmesine tepki göstermesi sonucu, Hollanda’da her şey tersine gitmeye başladı. Daha sonraki yıllarda bütün Avrupa’da baş gösteren ekonomik kriz de popülistlerin ekmeğine yağ sürdü.

Peki 2014 Avrupa Parlamentosu seçimlerine giderken Hollanda siyasi partilerinin AB ile ilgili tavırları nasıl? Bütün partilerin seçim programlarını burada irdelemek mümkün olmadığından, biz kısaca partilerin seçim afişlerinde kullandıkları seçim programlarının çok kısa özeti mahiyetindeki sloganlarına bir göz atalım.

Sosyalist Parti: Bu AB’ye hayır.
D66: Güçlü Hollanda, güçlü Avrupa.
Hıristiyan Birlik/SGP: İşbirliğine evet, süper devlete hayır.
VVD: Gerektiğinde Avrupa.
PVV: Daha az Avrupa.
PvdA: Hollanda’da daha çok istihdam mı? Onun için PvdA Avrupa’da.
CDA: Hollanda için Avrupa’da.
Yeşil Sol: Yeşili seçin.

Popülist partilerden PVV ve Sosyalist Parti, Avrupa Birliğine karşı kesin tavır takınırken, liberal VVD sadece gerektiğinde Avrupa diyor. PvdA ve CDA ise sloganlarında ülke çıkarları için Avrupa’da olmak gerektiğini savunurken, Hıristiyan Birlik/SGP AB’nin süper bir devlet konumuna gelmesine karşı çıkıyor. Sosyal-liberal D66 ise Hollanda ile AB’nin güç dengesinin öneminin altını çiziyor.

Hiçbir parti öncelikle Avrupa Birliği demezken, AB’ye en yakın parti olarak D66 görünüyor. Yeşil Sol sınır gözetmeden çevre ile ilgili hassasiyetini gösterirken, VVD, PvdA ve CDA’nın seçim afişlerinde ise ‘öncelikle Hollanda’ tavrı göze çarpıyor.

Avrupa’lı Avrupa Birliği’ne nasıl bakıyor?
Avrupa Birliği İstatistik Bürosu Eurostat’ın verilerine göre Avrupa halkının yüzde 68’i, AB’de olup bitenleri ‘çok kötü’ olarak değerlendiriyor. AB’nin getirdiği kazanımlar ile ilgili bir soruya ise yüzde 57 oranında bir kesim, sınırların kaldırılması olarak yanıtlıyor. Bu oranlar, yıllarca Avrupa Birliği’nin gelişmesini ve genişlemesini hedef alan siyasi oluşumlar için oldukça hayal kırıcı. Çünkü Avrupa Birliği’nin kazanımları gerçekten halkın zannettiğinden daha fazla. Bu kazanımlar, sadece ekonomik anlamda yüzlerce milyar Euro’luk rakamlarla ifade edilebilir. Hemen hemen bütün siyasi partilerin bu kazanımları rakamlara dökerek ifade etmekte sıkıntı çektikleri bir gerçek.

Diğer yandan AB’nin çetrefilli bir yapısının olduğu da göz ardı edilmemeli. AB çatısı altında Euro’yu para birimi olarak kabul eden ülkeler ayrı bir grup oluştururken, Schengen Antlaşmasına imza atan ülkeler de AB bünyesinde başka bir grup içerisinde yer alıyor. Bunların yanı sıra AB içerisinde NATO üyesi olan ve olmayan AB ülkeleri olduğundan ortak bir savunma politikası oluşturulması konusunda sıkıntılar yaşanıyor.

AB üyesi ülkelerin yaşlı bir nüfusa sahip olmaları ise, bakım hizmetlerinin yerel hükümetler tarafından verildiği Avrupa’da AB ile halk arasında derin bir uçurumun oluşmasına yol açıyor. Dünyada 29,2, Amerika’da 35 olan ortalama yaş, AB üyesi ülkelerde 40’ın üzerinde. Dolayısıyla istihdama ve sosyal primler ve vergilere katılımın göreceli olarak daha az olduğu Avrupa’da bakım hizmetlerine ayrılan yerel devlet bütçesi de göreceli olarak daha fazla. Buna bağlantılı olarak yaşlı halkın AB’den beklentisi de oldukça az. Çünkü, yaşlı nüfusa AB değil, yerel hükümetler hizmet götürüyor. Durum böyle olunca da Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılım oldukça düşük oluyor.

Tercihli oylar
Şu andaki görünüme göre Türk kökenli adaylardan hiçbiri doğrudan seçilebilecek sırada değil; ancak bir ya da birkaç Türk kökenli adayın tercihli oylarla seçilme şansı elbette mevcut. 10 yıl önce Emine Bozkurt’un gösterdiği başarıyı bu seçimlerdeki adayların da göstermemesi için hiçbir neden yok. Bu başarıyı yakalamak için öncelikle yurttaşlarımızın seçime katılımının teşvik edilmesi gerekiyor. Katılımın az olması, tercihli oyların önemini ve adayların tercihle seçilme şansını artırır.

Holanda’da seçimlerin 22 Mayıs’ta yapılmasına rağmen, seçim sonuçları 25 Mayıs gecesi kamuoyuna açıklanacak.

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bütün adaylara başarılar diliyorum.

 

 

syavuz@kpnmail.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.