Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi) – AP seçimlerinin önemini göz ardı etmeyelim

Selamün Yavuz AP seçimlerinin önemini göz ardı etmeyelimHollanda yılın ilk 6 ayında yoğun bir seçim heyecanı yaşayacak. Bir yandan 19 Mart’ta yapılacak yerel seçimler için siyasi partilerin çalışmaları tüm hızıyla devam ederken, diğer yandan Avrupa Birliği üyesi 28 ülkede 22-25 Mayıs tarihleri arasında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri için aday listeleri de açıklanmaya başladı. Hollanda’da 22 Mayıs tarihinde yapılacak seçimlere Hollanda’dan Avrupa Parlamentosu’na 26 üye seçilecek.

Hollanda’da yaşayan yurttaşlarımızın 1986’dan beri seçme ve seçilme hakkına sahip oldukları yerel seçimler, doğal olarak Türk toplumunun gündemini daha çok meşgul ediyor. Çok sayıda Türk kökenli adayın bu seçimlerde çeşitli siyasi partilerden aday olması bunda önemli rol oynuyor. Ancak Avrupa Parlamentosu seçimlerinin önemini göz ardı etmememiz gerekir.

Avrupa Birliği
Avrupa Birliği (AB) ya da Avrupa Parlamentosu denince aklımıza ilk gelen, Polonya ve Romanya gibi eski Doğu Bloku ülkelerden Hollanda’ya çalışmaya gelen ve dolayısıyla iş pazarında yurttaşlarımızla rekabete giren yeni göçmenler. Bunun yanında bizlerin vergilerinden toplanan paralarla Yunanistan, İspanya, İrlanda ve Portekiz gibi iflasın eşiğinde olan ülkelere yapılan on binlerce milyar euroluk maddi yardımlar. Avrupa Birliği’ne sadece böyle bir bakış açısından bakmak bence oldukça popülist ve Hollanda’nın ekonomik yapısına bakıldığında gerçeklerle de pek bağdaşmıyor. Çünkü Hollanda ekonomisinin ihracata dayalı bir yapısı var; Hollanda’nın yoğun ticari ilişkiler içinde olduğu ülkelerde ekonomi ne kadar iyi olursa, o ülkelere o kadar çok ihracat yapılır ve bu da Hollanda’da da istihdam artışını beraberinde getirir. Ayrıca, söz konusu ülkelere yapılan mali yardımlar hibe şeklinde değil, kredi olarak veriliyor. Dolayısıyla bu verilen paralar zamanla geri dönecek. Burada özellikle belirtmemiz gereken bir önemli husus da bu mali yardımların Avrupa Birliği bünyesinde oluşturulan özel bir fondan yapıldığı. Bu fonlara, hem üye ülkeler devlet bütçesinden katkı sağlıyor, hem de banka ve diğer uluslararası finans kuruluşları maddi yardımda bulunuyorlar.

Sorunlu AB ülkelerine yapılan mali yardımlar
Sözünü ettiğimiz Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF) tarafından şu ana kadar beş Avrupa Birliği ülkesine mali yardım yapıldı. Mali krizin başladığı ilk ülke olan İrlanda’ya EFSF tarafından 62,5 milyar euro, İngiltere, İsveç ve Danimarka tarafından da 5 milyar euro mali yardım yapıldı. Krize 2009 yılında yüzde 11,5’luk bir bütçe açığıyla giren İrlanda’nın 2014 yılını yüzde 5,1’lik bütçe açığıyla kapatması, 2015 yılında ise bütçe açığını yüzde 2,9’a düşürmesi öngörülüyor.

Avrupa’nın baş ağrısı Yunanistan’a EFSF ve IMF tarafında 2013 yılı itibarıyla toplam 241,5 milyar euro mali yardım yapıldı. Bu ülkenin 2015’ten sonra 50 milyar euroluk ek bir yardıma ihtiyacı olabileceği öngörülüyor.

Mali krizin baş gösterdiği üçüncü ülke olan Portekiz’e ise EFSF’den 52 milyar, IMF’den ise 26 milyar euroluk yardım yapıldı. Bu yılın başlarında Portekiz’in daha çok mali yardıma gereksinimi olup olmadığı masaya yatırılacak.

Mali sorunlar içindeki bir diğer ülke İspanya’ya ise toplam 100 milyar euroluk bir yardım paketi ayrılmasına rağmen, İspanya bu paketin ancak 41,3 milyarını kullanmakla yetindi. Geçen yılın sonunda İspanya’nın daha fazla mali yardıma ihtiyacı olmadığı ve kendi yağıyla kavrulabileceği kararlaştırıldı.

Avrupa’nın küçük ülkelerinden Kıbrıs Rum Kesimine ise EFSF ve IMF tarafından toplam 10 milyar euroluk bir yardım paketi ve bununla ilişkili bir program sunuldu. Bu program 2016 yılında sona erecek.

Söz konusu AB ülkelerinin ekonomilerine pompalanan bu paralar öylesine gelişigüzel verilmiyor. Bu yardımlarla yapılan harcamalar ve reformlarla hem uzun vadede bütçe açığının yüzde 3 olan AB normu altına düşürülmesi sağlanıyor, hem de bu ülkelerin bütçe açıklarını kapatmak için piyasalardan uzun vadeli düşük faizli kredi alabilmeleri, yani kredibilitelerini artırmaları sağlanıyor. Böylece bu ülkelerin mali ve ekonomik yapılarının tekrar rayına oturtulması amaçlanıyor. Hem harcamalar, hem reformlar sıkı bir denetimle yapılıyor.

Avrupa Konseyi kararları
Avrupa Birliği içindeki siyasi, mali, ekonomik ve ülkeler arası ilişkiler oldukça çetrefilli. AB içinde bu ilişkilere yön veren en önemli kurum, Avrupa Parlamentosu’nun yanı sıra AB üyesi ülke liderlerinin oluşturduğu Avrupa Konseyi. Olağan her 6 ayda bir toplanan Avrupa Konseyi en son geçen Aralık ayında yaptığı toplantıda, AB’nin yeni parlamento dönemindeki önceliklerini ve yapılacak reformları karara bağladı.

Bu kararlara göre önümüzdeki dönemde bankaların denetimi ve batık bankaları kurtarma girişimleri üye ülkeler tarafından değil, AB tarafından yapılacak. Bir başka deyişle, bundan beş yıl önce o zamanki Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Wouter Bos’un ABN AMRO ve ING Bank’ı kurtarmak için yaptığı müdahaleler artık mümkün olmayacak.

Avrupa Konseyi’nin aldığı diğer bir karar da AB‘nin ortak savunma politikası ve stratejisinin geliştirilmesi. Böylece AB ülkelerinin kendi savunma bütçelerinde yaptıkları tasarruflara rağmen, ortak bir stratejiyle Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya’daki iç savaşlara müdahale kabiliyeti korunacak.

Diğer bir kararda da Avrupa Konseyi, ortak bir ekonomi politikasının oluşturulmasını kararlaştırdı.

Alınan bu kararların sonuçları bize şimdilik çok uzak görünse de, önümüzdeki yıllarda bunların etkilerini cüzdanımızda, kişisel yaşantımızda ve dünyanın bu bölgesindeki genel gidişatta hep birlikte göreceğiz. Onun için Avrupa Parlamentosu seçimlerinin önemi ve etkisi kesinlikle göz ardı edilmemeli.

 

syavuz@kpnmail.nl

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans